İstanbul'u yönetenler de kendi medyasına şöyle buyurdu.
"Dumanlı havayı sevenler var!"
Yani demek istediler ki, "eleştiri yasak!"
Kendi yanlışlarının bedelini insanlara ödetenler, HAtalarını örtbas etmek için, eleştiriyi bile reddediyorlar.
Çünkü kendilerinden olanı koruyan bir medya sistemi var. Politik sistem var.
Ve o yüzdendir ki, ne adaletimiz var artık.
Ne yetkisini kötüye kullananların önüne geçecek birileri.
İstanbul ülkemizin en biçare şehri.
Görünen makyajlı yüzüne aldırmamak gerektiğini bütün dünya gördü.
Bizim insanlarımızın görmesi için, çok uzun yıllara ihtiyacımız var.
Verecek daha çok ölümüz var.
Harcanacak çok ömrümüz!
Sellerden önce kaybettik biz güzelliklerimizi. Ağaçlarımızı kesenlerle, her yeşilliğe villa dikenlerle..
Yıllar önce Kuşadası'nda bir duvar yazısı okumuştum. Bir kadına yazılmıştı. "Gözlerine sürme çekmekle, yüzüne makyaj yapmakla güzelim diye övünme.
Yollar da pırıl pırıldır ama altından kanalizasyon geçer!"
Aynı İstanbul gibi.
İstanbul'un yollarını, her mevsim müteahhitlere yeniletmekle, bu iş olmuyor.
Giden sadece bizim paralarımız.
Günde 24 saat çalışması gereken yolu kapatıp; üzerine 20 saati boş geçen metrobüsü koymakla da bu iş olmuyor.
Bir yağmur, bütün boyasını akıtıyor İstanbul'un. Bütün foyasını ortaya çıkarıyor.
Ama ne acıdır ki, sorumluluğu üzerine alan bir tek yetkiliyi bile, bulup ortaya çıkaramıyor.
Bu kaypak İstanbul!