Adı İshan Pinhas.
Yıllar sonra Van depreminde de 4.5 ton peynir yardımı yapmıştı.
İyiliğe bağışıklık kazanmış yüreğiyle.
***
Bana "Nerelisin?" diye sormalarından oldum olası nefret ederim.
Liseyi Çocuk Esirgeme Kurumu'nun aracılığıyla, Kanadalı bir ailenin yardımıyla okudum.
Hiçbir karşılık beklemeden dünyanın bir ucuna elini uzatan bir aile sayesinde.
Üniversitenin ilk yıllarını hoşgörülü bir Ermeni bir patronun yanında çalışarak okudum.
İşe başladığım ilk gün sigortamı yapmıştı.
Neyin hemşeriliği?
İnsanlığın sınırı yoktur Dil ve din farkı da!
Her şehrin iyi insanı da var, kötü insanı da.
Benim için bir insanın nereli olduğunun önemi yok.
"İyi yürekli bir dünyalı" olması yeterli.
***
Gazetedeki duvarımda Yeşilçam sanatçısı Nubar Terziyan'ın bir fotoğrafı asılıdır.
1987 yılında bir sinema emekçisinin cenazesinde çekmiştim de, camide tek başına saf tutan Ermeni vatandaşı Nubar Terziyan'ın heykel gibi duruşunu duvarımdan hiç indirmedim.
***
Şimdiki zamanın yozlaşmasına inat, Youtube kanalında hala eski şarkıları dinliyorum.
1960'lı yıllarda ülkemizde yaşamış Ermeni bir şarkıcının altında aynen şöyle bir not var.
"Keşke senin babaannelerini falan da katletselerdi!" Nefretle çivilenmiş yüreklerden bir tanesi bu.
Hukuk bunları sadece izlemekle yetiniyor.
***
Hey gidi yıllar hey!
Komşusunu beklerdi mahalleler.
Martısını beklerdi denizler, içi balık dolu.
İnsanlar yalana yabancı, içtenlikle arkadaş.
Nefret ve şiddet alışılmadık bir durum.
Geceleri hepimizin başını döndürürdü gökyüzü!
Saklambaç oynarken kaybolan arkadaşlarımızı arıyoruz hala.
Türk, Kürt, Ermeni, Rum.