NE zarif sanatçılarımız vardı bizim, aydınlık bakarlardı da insanlık için gerektiğinde kendilerini yakarlardı.
Sonraki yıllarda sanat adı altında sistemi yönlendirenler bütün güzel resimleri ateşe verdiler. Toplumun şekil alması için yoğrulan çamurlar, hamuru sanat olanların içinde yaralar açtı.
Sanatçı kimliği parayı bulmanın dışında bütün sorumluluklardan kaçarken, ucuz sanatın toplumun ruhuna işleyen dokusuna, ahlaksızlığın bayıltıcı kokusuna alışıldı.
***
USA patentli Kenan Evren'in bile "ressam" sayıldığı bir ülkede sanatın üç paralık edilmesinin temelleri bilinçli olarak atıldı. Darbe yıllarında masalara çıkıp assolistlik yapanlardan, "modeliniz olayım paşam!" diyenlerden sonra da gerçek sanatçı modeli rafa kaldırıldı.
Öyle insanlara "Devlet Sanatçısı" unvan verildi ki sanatın ciğeri yandı!
***
Sanatın yetenekle ve zarafetle kardeşliği vardır da dünyanın en büyük piyano sanatçılarından birine sahip olduğumuzdan kaç kişinin haberi vardır acaba?
İdil Biret yetenek ve zarafette dünyayı sallayan son kuşlarımızdan biriydi.
Neredeyse her biçimde şöhret olan kadınlara sanatçı damgası vurulan bir ülkede İdil Biret'i hangi tanıma sığdırabiliriz?
***
Tiyatro gerçek bir sanattı kültür imecesi.
Sefertaslarıyla provalara giden onurlu sanatçılık tiyatroların simgesiydi.
Sonrasında tiyatrolar yıkıldı, küfretmenin sanat sayıldığı bir sinema icat edildi, toplumu bozmanın bütün kolları harekete geçti. Şimdi magazinde kafa koparan nafaka avcılarına 'sanatçı' denilirken, beleş yemekleri şapır şupur yiyenlerin televizyon programına bile 'sanat' damgası vuruluyor.
Yükselen değerler o kadar alçaldı ki, göz gözü görmüyor artık!
İğnesi kırık gramofon plakların şöhretleriyle, şimdiki zamanın şöhretleri arasındaki farkı anlamak için sokaklara bakmak yeter!
***
Bazen gerçek sanatçılar eski güzellikleri taşıyan faytonlar gibi önümüzden gelip geçerken, umulmadık zamanlarda bir şarkı fısıldanır kulağımıza. Çocukluğumuzdur o şarkı, gençliğimiz, bir sokak lambasının altında yağmur tanelerine avuç açmak.
O şarkıda özgürlük vardır, geceleri korkmadan oynadığımız oyunlar, kapı eşiklerine serilen kilimler, çinko damlı gecekondularda bulduğumuz huzur.
O şarkıda emeğe saygı vardır, sabah vardiyaları akşam çıkışları.
O şarkıda namus vardır, köprü altındaki adamların bile çocukları koruyan bakışları.
Zarfı kuşlu mektuplar, güneşe koşan gömlekleri kanlı delikanlılar.
***
Nesrin Sipahi, Şenay Yüzbaşıoğlu, Selda Bağcan gibi sanatçıları yok sayıp, piyasadaki jartiyerli pespayelerin görüntülerine gömüleceğiz öyle mi?
Bahtımızın rüzgarına kapılmayı bırakıp sosyal medyadaki lağım farelerini takip edeceğiz. Popüler olmak uğruna her türlü ucuz gösteriye soyunanlara kurban olacağız da gerçek sanatçıların canını dişine takmalarına gözlerimizi yumacağız öyle mi?
***
Benim için öyle değil!
MUTLULUK TAKVİMİ
Semt pazarından alışveriş yap.
Sabah sporunu ihmal etme.
Satranç öğren.
Kendine iyi davran.
İnsanın en güzel
Halidir sevmek
Hayat bize aşkı
Hediye eder
Kalbimiz hazırdır
Elvedalara
Her günahı kader
Üstlenir gider
Şarkılara düştü
Efkar dağıtmak
Galiba yeniden
Aşkla tanıştık
Ben anlatamadım
Lütfen sen anlat
Ey hayat söyle
Nerde kalmıştık.
Hakkı YALÇIN
Ne kadar pespaye Amerikan filmi varsa bizim kanallara kakalamışlar.
Neyin talihi?
Talih oyunları masum değil, harcanan da
sadece sizin umutlarınız değil
cebinizdeki paralar.
Sistem insanların hayallerini sömürmek
için her gün yeni oyunlar icat ediyor.
Herkes bir zahmet uyansın!
Talih oyunlarına ayırdığı parayı
bir kumbaraya atsın, bir yıl sonra
neler kazandığını görecektir. "Enayi"
damgasına meraklı değilse!