Buna karşılık, sihrini daha ilk dakikalarda rakibine kabullendiren bir Gökhan Gönül gerçeği mevcuttu.
Rakibe yılgınlık veren de oydu. Beden, akıl ve inanç gösterisinde, harika bir golle maçı koparan adam da oydu. İlginç bir başlangıç izledik.
Fenerbahçe'nin daha ilk atağında Pele'nin hiç yoktan yarattığı penaltıya bakınca, "Bu takım, ecelle anlaşmayı maçın başında yaptı" dedim.
Ama Eskişehir'in bindirmelerine bakınca, "Fenerbahçe tek gollü düşlere kapıldı" dedim...Ve beraberlik golü. Fenerbahçe'nin istediğinde çok olma gerçeği de, golden sonra sahneye çıktı. Ve Semih' ten kendine yakışan bir gol.
İlk yarıda Stoch ve Caner ikilisinden de kanat bindirmeleri izledik ama onlar aperatif kaldı. Lugano ve Sezer'in bitirimlik seansını soyunma odası koridorlarında taşıması, Fenerbahçe'nin Emre'den sonra ikinci kilit adamının da imhası oldu.
Bilica'nın varlığının, bu takım için ne kadar tehlikeli olduğunun kanıtını da, Eskişehir'in ikinci golünde gördük.
Sıkıntı sisini dağıtan Semih' in golündeki sihirli asist yine Gökhan Gönül'e ait.
İkinci yarıda Alex'in takımı yönlendiren yapısı, Mehmet Topuz'un iştahı ve Semih'in "iş bitirici" kimliği öne çıktı ama.
Gecenin kalbi Gökhan Gönül'de attı. Dün geceki Gökhan, diğerlerinin feyz alması için yaratılmış bir adamdı.