Bugün mesleğin içler acısı halinden şikayet edenler, dün bu mesleği pazarlayanlardır.
Şaraphanelerinden memleketi yöneten gazeteciliği üretip, değerleri tüketenler.
Temiz bir Türkçe'yle karnı doyan gazeteciliği ipe çekip, milyon dolarlar uğruna mesleğin ruhunu peşkeş çekenler.
Eskiden iyilik ve güzellik biriktiren gönül kumbarasıydı gazetecilik.
Şimdi yazar kasa.
Eskiden helal süt emmiş melekti gazetecilik.
Şimdi birbirini emziren şeytanlık.
Eskiden, dokuz köyden kovulsa da doğrucu Davut'tu gazetecilik.
Şimdi para için her türlü yalana başvuran Ali Cengiz!
Eskiden saksıdaki fesleğendi gazetecilik.
Şimdi değerleri kıtır kıtır kesen testere!
Eskiden sözcüklerle örtüşen halk korosuydu gazetecilik.
Şimdi çıkarlarıyla öpüşen kalk borusu!
Eskiden buğday tarlasıydı gazetecilik.
Şimdi puştluk tarlası.
Eskiden özel hayata saygı gösteren hukuktu gazetecilik.
Şimdi gizli kamera, her türlü numara!
Eskiden halka yol gösteren rehberlikti gazetecilik.
Şimdi Amerika ne isterse onu yazan ve bir gözü öbür göze düşman eden muhbirlik.
Bugün Gazeteciler Günü.
Sadece hapisteki gazeteciler üzerine yoğunlaşan eleştirilerle, gazeteciliğin ruhunu ve geleceğini kurtarmak mümkün değil.
1980 sonrası gazeteciliğin; "emeği, dürüstlüğü ve tarafsızlığı" hapsetmesine suskun kalanların, bugün basın özgürlüğü için tek söz etmeye hakları yoktur.
Onların siyaset üzerinden paralanmasına seslerini çıkarmayanların da.
Onları tanıyorsunuz!
Onlar sattıkları gazeteciliği geri almak istiyorlar ama.
Önce aldıklarını geri versinler.
Soysuz dolarlarını, apoletlerini ve harcanan emekçilerin haklarını.
* * *
EFE CÖMERT...
Efe Cömert 6 yıl önce lösemiye yakalandı.
Kurtuluşunun tek çaresi ilik nakliydi, üstelik kampanya da başlatıldı ama aranan ilik Türkiye'de bulunamadı.
Baba Aydın Cömert'in yurtdışından bulduğu ilik, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi sorumluluğu üstlenmediği için kabul edilmedi.
Bu aydınlık yüzlü pırlanta gibi çocuk 9 yaşında hayata veda etti.
Bürokrasi böyle bir şey.
Çocukların ölümünden birinci derece sorumlu olmaktan bile gocunmayacak kadar zalim bir şey.
* * *
İyiliğe gücün yetmezse kötülük yapma.
* * *
Gazetecilikte geçmişin siyah beyaz sayfaları, şimdi renkli sayfaların yanında heykel gibi duruyor.
* * *
24 Temmuz 2013
Mutluluk takvimi
Telefonunu değiştir.
Uykudaki bebeği kokla.
Yüreğinin götürdüğü yere git.
Haksızlığı bağışlama.
Pencerene sineklik taktır.* * *
Çaresizliğin elinde
Kısa zamanda solduk
Şimdi ayrık otuyuz
Aşkın elinde nihayet
İki yabancı olduk
Birimiz giderse
Birimiz ölürdü
Artık sevemediğin
Birine dönüştüm
Bunlar yalnızlık aylarım
Hayatımın yaralı yılları
Ben böyle bir sızıyı
Ömrümde görmemiştim
Acın dinmiş gönlün rahat
Merak etme
Ben de peşini bırakacağım
Bu hikayenin
Gördüm ki, sevmek de
Özlemek de kabahat
Hakkı YALÇIN