CANLI YAYIN

Galibiyet okuluna yeniden yazıldılar

Eklenme Tarihi 08 Mart 2010
Ligde son galibiyetini "fi tarihinde" almış bir takımın, artık kaybedecek bir şeyi olmadığını düşündüm.
Canını dişine takmasını bekledim, yalan değil.
Sıradan bir başlangıç.
Kanatlar destekli ama etkili değil.
Orta alanda Emre'den başkası yalan.
Çift santrfor, aslında hiç santrfor.
Maçın 20. Dakikasında Güiza'nın kalenin önünde vurup, göklere diktiği bir top var. Maç boyu kalitesini sergiledi zaten.
Ağlayan yüzüyle, rakiplerini güldürme sergisinde. "Hakeme sallanan kırmızı kartların, birkaç tanesini Güiza'ya gösterseler, bu takım bu halde olmazdı" dedim.
Kendim söyledim, kendim dinledim.

***
Fenerbahçe'nin attığı gol, Emre'nin akıllı asistine, Santos'un vuruş ustalığı.
Ama Antalyaspor'un, ligin ilk maçındaki son dakikada yediği golün kopyası.
Bunun adı hata değil, şımarıklık.
Zaten ilk yarıya baktığımız zaman, atılan golün dışında bir şey yok.
Fenerbahçe defansından yine gelişigüzel şişirilen toplar.
Gökhan Gönül'ün sahadaki ofansif yokluğunun, Deivid'in varlığıyla yakın ilişkide olduğunu işaret etmeliyim.

***
İkinci yarı, iki demode futbol anlayışının sahaya yansıması.
Fenerbahçe'yi 2 ayda pozisyon hurdalığına çeviren Bilica'dan yine kendine has bir faulle, Antalya'nın en tehlikeli pozisyonu.
Her şeye rağmlen, Lugano'nun varlığı, Bilica korkusunu en aza indirmeye yetti.
Santos'un bindirmelerinde özellik var.
Ama kendine aşırı güven, pozisyonun finalini uzatıyor, bu da rakibin gardını alması demek oluyor.
Emre Belözoğlu'na özellikle parantez açmalıyım.
Ayaklarından fışkıran irade, takımı idare ediyor. Ama kendisini idare edemiyor.
Kendisine yapılan hareket penaltı ama dün yürekli hakem olsa, itirazlarının karşılığında onu sahada tutmazdı.
Sahanın efesi olmasına, her hakem izin vermez.

***
Futbol olarak olmasa da...
Sonuç olarak, sarı lacivertli futbolcular, 7 maç sonra geceyi ayağa kaldırma şerefine nail oldular.
Ve yeniden yazıldılar.
Galibiyet okuluna.