Amerika'nın gölgesi, ülkeleri kan gölüne çevirmeye yetiyorsa...
Mısır'da demokrasi ölümü yetmemiş gibi, insanlar acımasızca katlediliyorsa...
Avrupa ülkelerindeki sessizliğin etkisi, Mısır'daki diktatörlerin cesaret sebebi oluyorsa...
İnsanlığın tedaviye ihtiyacı var demektir.
Özellikle de ülkeleri yöneten insanların.
Mısır'da katledilen insanlar, dünya politikasında hangi dengenin kurbanlarıdır acaba?
Ya da hangi çıkar meselesinin?
Suudi Arabistan Kralı Abdullah, darbecilere destek veriyor da, tüm Araplar'a "Mısır için birlik" çağrısı yapıyorsa.
Suudi Kralı'nın tarihinde bir kez olsun, demokratik bir eylemde parmak izi bulunmuyorsa.
Soysuzluğun dökümanlarına gerek yok.
Tasması Amerika'da olanlar için, gözlerimizi açmamız yeterlidir.
İktidar konsomatristi Sisi gibi...
Bir fok balığını kurtarmak adına, Amerikan filmleri çekiliyor.
Bir katili yaşatmak adına, hukuk gösterileri yapılıyor.
Ama meydanlardaki insanlar katledilirken, üç maymunu oynuyorlar. "Görmedim, duymadım, bilmiyorum."
Obama, bu katliamın suç ortağı olmakla, ikiyüzlü olmak arasında klasik duruşunu sergiliyor.
Mısır'da Gazap Cuma'sında 60 ölü daha.
Gazetelere bakıyorum haberler küçüldü.
Zibidi aşklar daha değerli ön sayfalarda.
İnsanlar da meselenin uzağında.
Bu soysuz darbeye seyirci kalmanın "göz hakkı" belki de.
Aynı kaderi paylaşanlar, aynı yüreği de paylaşır.
Mısır'daki insanların dramı, evrensel hüzündür.
Bütün dünya gözlerini yumarken...
Kan yağmuru altında, yürek parçalayan bir ezginin seslendirilmesi.
Önemli değil.
Böyle yalnızlık kutsal bir gurbettir.
Kimse duymasa da... Duyan bulunur.
* * *
ŞÜPHESİZ!
Diyarbakır'da bir çocuk annesi, 4 haftalık hamile eşini kendisini aldattığı iddiasıyla 21 bıçak darbesiyle öldüren kocanın yargılanmasından kalanlara bakın.
Cinayeti bile kaydeden koca, şüphelendiği karısı için eve gizli kamera, ses kayıt cihazları yerleştirmiş.
Eşinin kendisini aldattığı konusunda gerçek bir delil bulamadığı halde, 21 bıçak darbesi.
Kadının son isteği, "Ölümü göze aldım, kızımı kucağıma alayım."
Bir şüphe, geride ölmüş bir anne, müebbete mahkum bir baba ve küçük bir kız çocuğu bıraktı. "Şüphesiz" bu da bir aile hüznü.
* * *
Eski elbiseler eski dostlar gibidir.
* * *
Hatırladığımız her acı, unutmakla iyileşir. Her şeyi zamana bırakın.
* * *
18 Ağustos 2013
Mutluluk Takvimi
Çocukları büyük gibi dinle.
Bir ağaç altına uzan.
Hayata karşı dik dur.
Sigarayı bırak.
Bebekleri kokla.* * *
Buluttan zarflar içinde
Sevda mektupları vardı
Sarmaşık gülleri gibi
Herkes içinden ağlardı
Şarkılı balkonlarda
İnce saz geceleri
Gözlerimizde tüter
Eski yaz geceleri
Yıllar boyu saklanırdı
Ayrılığın son busesi
Denizlere atılırdı
İyiliğin hikayesi
Aşklar saklı sandıklarda
Mazi kalbimizde yara
Sevda denen pembe vapur
Gitti de gelmez bir daha
Hakkı YALÇIN