Baskıyla, zulümle aydın insanların, aslan gibi delikanlıların canına okuyan düzen, yıllarca ne çok şeyini almış bu ülkenin.
Şimdi yaprak yaprak dökülüyor zulüm.
Acaba diyorum.
Mazideki günahlarıyla mı hesaplaşıyor bu ülke?
Yoksa masum ölüler seferden mi dönüyor?
Düşünüyorum da...
Aslında değişen sadece roller, tiyatro aynı.
Dün başkaları dişliyordu, bugün başkaları dişliyor.
Dün birileri fişliyordu, bugün birileri afişleniyor.
Herkes sırasını bekliyor yani.
Kendi halindeki namuslu vatandaşların kan kusmasına, işsizliğine, umutsuzluğuna göz ucuyla bakan yok.
Düşünüyorum da...
Sevgisizliğe gidiyoruz, koşar adım.
Medyanın daha bağımlı olmasına.
Hukuksuzluğa.
Tutuştuğu yerden söndüreni de olmayacak bu memleketin.
Gittiği karanlık yoldan döndüreni de.
Düşünüyorum da...
Yeni Anayasa'dan reform beklemek, gerçekleşmeyecek bir hayal.
Benim fikrimi merak ediyorsanız.
Her şey bir tarafa.
Milletvekillerinin dokunulmazlığının, "kılına bile dokunmayan" yeni Anayasa'ya, "Hayır" derim.
Düşünüyorum da...
Korkunun ecele faydası yok.
İnsanlığın paradan daha çok şerefe ihtiyacı var.
Ve günümüz Türkiye'sinde en şerefli eylem, cesur olmak.
Oysa bu bir özellik değil. Çünkü sirkte çalışanların bile...
Gerektiğinde kafasını aslanın ağzına sokacak cesareti olmalıdır.