Bosna maçı bizim olduğu kadar, rakibin de tarihini renklendirecek, çok kritik bir maç.
Kıran kırana bir mücadele bizleri beklerken, ben yine Arda'dan çok şeyler bekliyorum.
Düşlerin efendisinden..
***
Arda Turan'ın ayaklarında, mermere bile şekil veren bir büyü var.
Ölümüne kavgaya soyunmak gibi bir tutku.
Cumartesi gecesi adım attığı yerden bereket fışkırdı. Hiç soluklanmadı, bir an bile kopmadı oyundan.
Takım oyunu bilinen futbolda bir soru vardır. "Bir adam, bir takımın karşısında nedir?"
Ben derim ki, Arda'yı izleyin.
Bir adamın, bir takımın karşısında ne çok şey olduğunu görmek için. Biliyoruz ki, kıran kırana bir mücadele bizi bekliyor.
***
Biliyoruz ki, emek yanlış yapmaz.
Güzelliklerimizi haykırırken, hatalarımızla da yüzleşelim.
Ofansif olarak zayıf bir Estonya'dan 2 gol yemenin dersini almak bile, 3 puanlık umutlarımız için haklı bir gerekçedir.
***
Estonya maçında gözden kaçan, ya da görülmek istenmeyen bir Fatih Terim fotoğrafı var.
Yediğimiz golden sonra kendini kaybeden ve yan hakemle "dalaşan" bir Fatih Terim.
Aynı Fatih Terim, Bosna-Ermenistan maçına da garip bir yorum getirdi.
Ben derim ki... Kendini kaybeden bir Fatih Terim, Bosna'daki en büyük rakibimizdir.
***
Kayseri'deki açgözlü zemin, sakatlayacak adamlar aradı da, milli takımdan iki kişiyi seçti gözüne.
Sakatlanan futbolcuların kulüpleri, kayıplarını nasıl telafi edecekler?
Meselenin önemini anlamak için, daha ağır bedeller ödemek gerekiyor belki de.
Politikacılara şirin görünmek, hataları örtbas etmeye yetiyor mu?
Sorular cevaplardan utanır ama bizim gibi ülkeler beceriksiz adamların milli takımın içine kadar sokulduğunu iyi bilir,
Bu da sporun politikasıdır.
***
Politikanın ahtapot kollarını her yanımızda hissediyoruz.
Ama direnenler de mevcut.
Ankaraspor ve Ankaragücü arasındaki inşaat, Futbol Federasyonu tarafından mühürlendi.
Mahmut Özgener'in ilk kez yürekli davrandığını gördüm.
Şimdi meselenin ikinci perdesini bekliyorum.
Baskılara boyun eğmeyen yanını.
O zaman Mahmut Özgener'i alkışlamak, boynumun borcudur.