Bir masalın orta yeri İstanbul...
Kuşları bile kıskandıran uçurtmalar gökyüzünü kaplıyor.
İki gözü iki misket çocukların.
Onlar korkuların elinden tutarken, büyükler çocukların elinden tutuyor.
Mutlu olmamak için hiçbir sebep yok.
Balık çok denizlerde, kaynana şekerlerinin tadına doyum olmuyor.
Ruhumuzun dalgalı istasyonlarından şarkılar geliyor.
Veda buseleri var... "Ben seni unutmak için sevmedim..."
Herkes mahcup, herkes karanfil demeti.
İspanyol paçalar, anket defterleri, pazar günleri gençliğin çay partileri.
Yatağın altına konulan sevgili resimleri.
Duvarlarda "Ali Ayşe'yi seviyo..."
Erikler çoktan oldu, kirazı bekliyor mahalle...
Her çocuk Tom Sawyer'in arkadaşı.
Her akşam bir başkası Rapunzel'i kurtarıyor da, çalılıklara takılıyor umutları.
Kuruşun gerçekten değerli olduğu mevsimler. Beyoğlu'nda caz müziği...
Beyoğlu'nda şapkanın altındaki zarafetin sergisi...
Sokaklarda, inandıkları davanın adamları. Amerikan askerlerini denize döken gençler.
Gasp çeteleri İstanbul'a girmenin yollarını bulmuş değil.
Bütün çocuklar masum...
Kırk yılda bir gangsterler çıkıyor da, aklı çıkıyor İstanbul'un. Şehir eşkıyalığı politikayla nikah kıymamış henüz.
Yaz balkonları sarmaşık dolu.
Gelinliğine sarılarak uyuyor namuslu kızlar. Ormanlar hayvansız değil, şehirler insan dolu.
Dengesi bozulmamış şehrimizin...
Ama oldu işte...
Bir hayal şehri, acı gerçeklerin enkaz yığınına dönüştü. Zorbalık şehri ele geçirdi.
Trafikte insanları seyredin de, anlayın ne halde olduğumuzu.
Şimdi gündüz gözüyle satılıyor kızlar.
Uyuşturucu ticareti, cümle alemin gözü önünde yapılıyor.
Ve yedi tepeli İstanbul öyle bir şehir ki artık! Sadece paraya tapılıyor!
* * *
KÜLTÜR DEVRİMİ
Televizyon kamerasını ve mikrofonu görünce kendinden geçenlere soruyorlar. "Japonya nerede?"
Cevaplar yakışıklı ve şehvetli. "Amerika'da..." "Afrika'da..."
Onlar Aysun Kayacı'nın nerelerine silikon yaptırdığını bilirler.
Onlar televizyon dizilerinde hokkabazların nerede oturduğunu, kaç sevgili değiştirdiğini bilirler.
O yüzdendir ki, Japonya'nın başına gelenlerin.
Bir gün kendi başlarına geldiğinde ne yapacaklarını bilmezler.
* * *
Gülen bir yüz insanın altın anahtarıdır.
* * *
Gerçek zenginlik vaktinizi insanlara vermektir. Para karşılığı satmak değil.
* * *
27 Mart 2011
Mutluluk takvimi
Patlamış mısır ye.
Köpeğini tasmasız dolaştıranlara tepkini göster.
Sigara içme.* * *
Şimdi balkonunda
Güneşe karşı
Belki de yolumu
Gözlüyorsundur
Gizli gizli bakıp
Resimlerime
Gülen gözlerimi
Özlüyorsundur
Saçlarını tarar Ilık rüzgarlar
Pencerene vurur
Sessiz damlalar
Ağlatır mı seni
Bensiz akşamlar
Belki de şarkımı
Söylüyorsundur
Hakkı YALÇIN