Karşılarında parmak kadar bir adam. Adamın gözleri radar.
Ayakları bir balerin kadar zarif, bir tank kadar sağlam basıyor.
Adam gaza bastı..
IQ olarak da, fizik olarak da, karşısındaki 5 kişiden farklıydı.
Üstelik onlardan en az 2 saniye önce düşünüyordu.
Real Madridli savunma oyuncularının her biri, başkasının bu işi yapacağından emindi.
Hiç kimse yapamadı.
Biri diğerine kızdı, çünkü iş herkesin işiydi.
Ama hiç kimse, herkesin bu işi yapamayacağının farkında değildi.
Çünkü karşılarında Messi vardı.
* * *
Messi, deklanşörden bile hızlı.
Saniye 24 poz çektiriyor.
Bir yanı ayaklarıyla piyano çalıyor. Bir yanı şahmeran kıvraklığında!
Son sözü olmayan kamikazeler gibi dalıyor, savunmaların içine.
Futbol cellatlarını bile cesede dönüştürecek sihre sahip.
Bütün sırrı zeka ve çabukluk.
Allah'ın bahşettiği yeteneği geliştirmek.
Bakım, onarım, ciddiyet. "Vurun, kırın" diyen Mourinho'nun ipliğini bile pazara çıkaracak kadar kudret.
* * *
Atılan tekmelere yan gözle bile bakmıyor. Attığı gollerden sonraki bakışı, bir kuğu gülümsemesi.
Ne zavallı kompleksleri var.
Ne kibri, ne kültür sorunu.
İnsan terbiyesi var futbol ahlakı.
Ve bütün insanların içine işleyecek kadar zarafeti.
* * *
Messi, çocuklarımızın masalı.
Tamamen organik.
Bizleri hayatımızın en güzel futbol sinemasına çağıran baş oyuncu.
Hal böyleyken, kompleksli ve cahil yerlilere