20 yaşındaki delikanlı olarak, hayatın en güzel yerinde, "vatana da borcun var" derler.
Parasıyla askerlik yapmak için askerden kaçan popçuların, hala alacaklı muamelesi gördüğü bir ülkede, onlar koşa koşa giderler. "En büyük asker, bizim asker..."
Oysa yaşamanın anlamının yok edildiği bir ülkede. Öldürmeyi değerli kılan bir sistem de icat edilmiştir.
Bombalar patlar ülkenin ormanlarında.
20 yaşındaki delikanlıların canını alır.
Yüreklerinde kim bilir hangi duygunun hasreti. "Benim doğduğum topraklarda, insanlar insanları öldürmez" diye düşünürler.
Düşman gözüyle bakmazlar kimseye.
Her nöbette yüzlerine yuva yapar kuşlar.
Oysa pusu kurmanın demokratik sayıldığı bir düzen icat edilmiştir, Pentagon patentli..
Askerlik vatan borcu olmaktan çıkmış, canla ödenen bir borca dönüştürülmüştür üstelik.
Kardeşliğin kitabında kalleşlik yoktur da.
Bombalar fırlatılır üstlerine. "Önüm arkam sağım solum yangın!.."
Sadece anaları ağıt yakar...
Ölümün cennetinde uzun hava yakar melekler.
Bir dünyaları vardır masmavi, sılaya doğru esen rüzgarla selam yollarlar.
Gözlerinde anılar demeti.
Nöbette dudaklarının arasında saklarlar türkülerini.
Yiğitçe duygusal bir yanları vardır, mektup okurken.
Bu memleketten alacaklı yanları görülmemiştir de, hala "mektupları görülmüştür."
Barışa izin vermeyen sinsi bir yanı vardır ülkenin.
Siperler kan içinde kalır.
13 genci birden koynuna alır ölüm.
Kahpeliğin ağzı kulaklarına varır.
Hangi düşmanlığın simgesidir onlar söylesinler? Hangi savaşın bedeli?
Hangi vatan borcunun karşılığıdır ölüm söylesinler?
Vatan sağolsun da...
Vatan bu çocukların ölmesiyle sağoluyorsa...
Sizin canınız sağolsun!
* * *
Yüreğinden avlıyor
İnsanlar insanları
Feryatlar duyulmuyor
Nerde defne dalları
Güvercinler uçmuyor
Yaralı kanatları
Kan ırmağı mevziler
Nerde defne dalları
Silahlar artık sussun
Öfkeler çiçek açsın
İnsan olan utansın
Nerde defne dalları
Hakkı YALÇIN
* * *
Askerin ölenine cennet verilir, kalanına madalya. Askerin kaçağına da vaat verilir. "Devam!"
* * *
Cennet yolcuları
İzmir' de denize çakılan askeri uçağın içinde iki kahraman vardı.
Başka canlara zarar vermemek adına, kendi canlarını feda etmekten kaçınmadılar.
Pilot Yüzbaşı Hasan Öztürk.
Ve Teğmen Erol Er.
Onlar öznesi kahramanlık olan hayatın iki cennet yolcusu.
İki gerçek asker.
* * *
Kimse, görmek istemeyen kadar kör değildir.