İnsanlığın öleceği aklımıza gelmezdi.
O zamanlar herkes birbirini can kulağıyla dinlerdi.
Hafızasında nakşederdi bildiklerini, muhbirlik ayıptı.
Yerin kulağı olurdu da, bu denli rağbet görmezdi.
Böcekler girmemişti hayatımıza.
Güç bir sınamadır; insanlık sınaması.
Gücünü, insanların özel hayatını röntgenleyerek geçirmek, insanlık tarihinin en büyük ayıplarından biridir.
Teknolojinin nimetleri dedikleri bu değildir.
Hiçbir insanlık, teknolojiye yenilecek kadar aciz değildir çünkü!
Başbakan'ın ofisinde bile böcek bulunduysa.
Bu röntgenciliğin hayatın nerelerine sokulduğu tahmin edilemez!
İşin asıl utancı...
Giderek birbirine benziyor herkes.
Karşılıklı bir güç gösterisinde.
Ve bu zehirli sarmaşık, ülkenin her karış toprağını sarıyor.
Gelecek zamanların kalleşlik ürünü olarak.
Bir zamanlar kötülüklere karşı dalgakırandı vicdan.
Kayboldu.
Bu ülkeye bir şeyler oldu.
Merhamet kuyuları bile kurudu.
O siyah beyaz filmlerde, "İnsanlık öldü mü abiler" denirdi.
En ufak yanlışın bedeli bile ödenirdi.
Şimdi görüyoruz ki, her insan kendi içindeki insanı öldürmekle meşgul.
İnsani duyguların artık hiçbir değeri yok.
Teknolojik cüceler devleşiyor.
Böcekler, ülke nüfusundan bile çok!
* * *
7 YILLIK DAVA
Salih Okatan, bundan 7 yıl önce, Antalya'da Baro Meslek lisesi öğrencisiydi.
Yaşı 17. Okul bahçesinde kız arkadaşının elini tuttuğu için, kızın babası ve iki polis tarafından okul müdürünün odasında dövüldü.
Okuldan 3 gün uzaklaştırma alan genç, savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Ancak okul içinde kanıt bulamadığı için davayı açamadı.
Genç meselenin peşini bırakmadı.
Okul müdürünün odasındaki güvenlik kamerasının kayıtlarını delil gösterip, ikinci kez dava açtı.
Kızın babasına tehdit ve hakaret suçlarından 13 ay ceza verildi.
İki polise 3 ve 6 ay ceza verildi.
Haklı davaların peşini bırakmayan gençlere helal olsun.
24 yaşında ve haklı bir gururun delikanlısı olarak.
* * *
Bir insan olduğunu hiçbir zaman unutma.
* * *
Vizesiz Avrupa'nın ilk adımları atılıyor. İnsanlık utancının bir kısmı kalkıyor yani!
* * *
26 Aralık 2012
Yeni yıl için çocukları sevindir.
Bitirdiğin ilişkide bütün bağları kopar.
Sevdiğin insanlara yılbaşı için kartpostal at.
Göl kenarında kahve iç.* * *
Bir rüyadan geldin
Rüya gibi gittin
Yok bir neden ve niçin
Delirdiğime değdi
Sağol bana yaşattığın
Bu masal için
Üşümem geçmiyor
Kendimi yakmakla
Hayatın armağanıydı
Lütfen bu sevdayı
Kalbinde sakla
Delice sevdim
Nefes almakla birdi
Kader bile bu aşka
İzin vermedi
Bir daha kimse kimseyi
Böyle sevemez
O yüzden bu aşkı
Melekler kıskandı belki
Hakkı YALÇIN