O insanları kışkırtmakta usta olanları, televizyonlara yerleştirmenin de getirisi oluyor.
Üniversite öğrencisinin türban sorununu halletmenin eşiğindeyken, şimdi "sarıklı cüppeli gösterilere" davetiye bastırmak...
İlkokul çocuklarını türbanla okula sokmanın kapılarını zorlamak.
Asla bir sır perdesi değil.
Sinsi bir güçle örtüşen provokasyon!
Dikkat edin, ekranlarda sözde demokrasi adına yapılan tartışmalardan sonra, ülkedeki nefretin boyutları sınırları aştı.
İnanın hiçbir şey hesapsız değil.
Televizyonların bir görevi var.
Bu ülkeye asla unutulmayacak bir tokat atmak!
Atıyorlar da...
Kadınlar ve erkekler de, sabahtan akşama kadar televizyonlarda göbek atıyor.
Kendine şöhretli bir son arıyor herkes. İhtiras kokuyor kadınlar, çocuklarını kadere rehin bırakıyor da, ekrana koşuyorlar.
Daracık mekanlarda geniş yürekli çığlıklar atıyorlar.
Taşı sıksa suyunu çıkaracak erkekler, dansözlere taş çıkartıyor. "Bu adamların gündüz vakti televizyonlarda ne işi var?" diyorum.
Cevabını da kendim veriyorum. "Onlar herhalde geceleri delikanlılık yapıyor!"
Vakit dolmadı daha.
Parayı kazanmak adına, bütün değerlerin ipe çekildiği bir ülkeyiz biz.
Ekmekleri bozulan, insanları hepten bozulan bir ülke. Çağımız yok bizim.
Tarihi kırıp döküyoruz, bizi ayakta tutan değerlerin de çivisini söküyoruz.
Hak arama seanslarında yokuz.
Bir türlü eskisi gibi dost, komşu, güvenilir bir hayat elemanı olamıyoruz.
Kim bilir, belki de kendimiz sebep oluyoruz her şeye.
Biz istemesek, kim yapabilirdi bunları?
* * *
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Türkiye basın özgürlüğünde yerlerde sürünüyor. Hem de dünya çapında. Basın özgürlüğü sıralamasında Etiyopya ile aynı kaderi paylaşıyoruz. 178 ülke arasında 138. Bunun sadece politikacılarla ilgisi yok. Bunlar devlete bağımlı gazeteciliği hayata sokup, gazetelerden ülkeyi yöneten yayın yönetmenliğinin bedelidir. Bunlar dünlerin eseridir. Borcunu şimdiki zamanın ödediği.
* * *
Soylu insan hak ve adaleti her şeyin üstünde tutar.
* * *
Parayla adam olduklarını zanneden züppelere bir sözüm var. "Sen öyle zannet!"
* * *
23 Ekim 2010
Mutluluk takvimi
Derdini anlatan birine, kendi derdini anlatma.
Kazak ör.
Semt pazarına git. * * *
Alnında yazıyor
Benim kaderim
Sende bıraktım
Yarınlarımı
Beni almadan
Gidiyor anılar
Duvarlar ne yapsın
Haykırışımı
Benim aşkım gizli
Ağrılarım da
Sana sessiz sesiz
Çağrılarım da
Her gece ağlarken
Uykularımda
Demek oluyor ki
Sana deliyim
Hakkı YALÇIN