Ülkenin çıkarları için bırakın alttan almayı, yargının bile üzerine çıkanlar var.
Sözde demokrasi aydınları hep aynı yöne patlatıyor öfkesini.
Toplum bütünlüğü yerle bir.
Tüm zamanların rövanşı alınırken, insanlara kalan güvensizlik ve tedirginlik.
Sadece askere yüklenmek demokrasinin restiyse, politik sivillerin dokunulmaz olması, demokrasi jesti mi?
Kurumlar üzerinden siyaset yapmak demokrasi eylemiyse, halk bu demokrasinin neresinde?
Demokrasiyi sivilleştirmek, her şeyi hukuka bırakmaktır.
Başrol de halkındır.
Oysa hala insanlar önünde eğilenler ülkesiyiz, hukukun önünde değil.
Gördüğümüz kadarıyla ülkemizdeki demokrasi sadece makyaj tazeliyor.
Rejimin güvencesi yine silah, halk değil!
Herkes birilerine yaylım ateşte.
Bir gözü öbür göze düşman etmenin kolları sarıyor her yanı.
Tarihle uzlaşmak mümkün değil ama insanların birbiriyle uzlaşması zor değil.
Biz ki sevginin anayurduyduk bir zamanlar.
Sevgi ve saygıyla doldurmalıydık safları.
Nefretle değil.
"Biz görmedik, siz görürsünüz" diye umutlu türküler bıraktık çocuklarımıza.
Hiçbirine gerçek demokrasiyi gösteremedik.
Hep silah, hep kavga.
Aydınlık yarınlara atılması gereken adımlar yerine, sürekli maziyle hesaplaşma.
Oysa sefil bir halk var, işsiz, umutsuz.
Bütün hesapları halk tarafından ödenmiş politik darbeleri hesaba katan yok.
O yüzden, şimdi kimse bilmek istemiyor, ülkenin nereye götürülmek istendiğini.
Omuzlar çökük, köprüler yıkık.
Herkes canından bezmiş!
Herkes umudunu yitirmiş!
Darbe üstüne darbe yiyen toplumların kaderidir bu.