Özellikle Kjaer ve Alves konulu eli açık savunma anlayışından.
Rakibi güçlendiren orta alan yanlışlarından. Ve takımın en baskılı anında gereksiz bir gerginlikle takımına duvar ören Pereira tarafından.
Fenerbahçe'nin baskılı başlangıcı rakibi kilitlemeye yönelik, risk almaya açıktı.
Ama Shaktar'ın hızlı çıkışları bu cesareti kırdı.
İki takım arasındaki bindirme hızı, gecenin sonucunu belirleyen gerçeğinin de belgesiydi.
İlk yarıda yenilme eğilimi gösteren Fenerbahçe'nin yerine, ikinci yarıda sahneye çıkan cesaret ve futbolla sınanmış hali, çok şeyin karşılığı olabilirdi.
Hele bir 57. Dakika var ki, aynı dakika içinde iki net pozisyondan sonuç alamadık.
Harcanan pozisyonlar, turu geçmeye hazırlanmış bir takımın geceyi ıskalamasından başka bir şey değildi.
Takımın bütün direncini kıran penaltının sözlük anlamı. "Devrim beklerken harakiri!"
Takım hazır değil.
Fernandao ağırdı, Sow topla buluşmaktan uzaktı, Nani gücünün uzağındaydı.
Orta alanda sadece Diego'nun özel bir direnişi vardı o da yetmedi.
Neresinden bakarsak bakalım.
Fenerbahçe'nin yenilgisine gitmeyen bir akşamdı.
Ama yolunda gitmeyen bir talihsizlik de mevcuttu.
Ve maç öncesinin sebepleriyle maç içindeki yanlışlar neticeyi oluşturdu.
Bir yenilgiyle ölünmez.
Fenerbahçe dün geceki silik fotokopiyi reddedip.
İkinci yarıda anonslarını verdiği Avrupalı Fenerbahçe gerçeğinin aslını çektirecektir.
O yüzden herkes önüne baksın