Bir ihtiyar şimdi.
Göçemeyen kuşlara benziyor, kanadı kırık, zorunlu ikamet eden.
Bir yalnızlık gölgesi, kendi sonsuzluğunun bekçisi.
Avuçlarında sakladığı umutları bilirim.
Çocuktum o zamanlar, kitap gibi okudum, film gibi izledim onu.
Hep kendi sıcaklığında zannederdi insanları.
Gülüşlerini bırakırdı nefes aldığı her yere.
Bin bereket getirirdi, bir buğday tanesinden.
Gençliğinde bir kızın gözlerinde gizlenirdi.
İzlenirdi akşamları, duvarlara yazdığı şiirler için.
Kaç kez darbe yedi de inadına sevdi.
Hiç köşe dönmedi, hep dikine giden berrak bir ırmaktı.
Yasak kitaplarını yakmadı diye onu yaktılar.
Ayakta tutamadı düşüncelerinin heykelini.
Üzerine çullandılar bir gece yarısı, taşlı, sopalı, muştalı.
Hem onu, hem geleceğini yıktılar.
Adıyla anılan bir yürüyüşü vardı, insanın içine işleyen hüzünlü bir gülüşü.
Dostlarına şiirler bıraktı, bana hikayesini.
Korkaklara göre sabıkalı düşünceler bıraktı, oysa ne ekmek çaldı, ne emek.
Ne yetimin öksüzün hakkını yedi, ne haram.
"Yapraklar eksilince ağaçlar ölmüyor" der, bıraktığı yerden başlardı hayata.
Sokak lambaları kar tutunca, el feneriyle aydınlatırdı sokağımızı.
İlk tanıdığımda dağ gibiydi, şimdi mahallenin delisi diyorlar.
Kendisinden uzaklaşan kalabalıkların içinde, yalnızlığına ağlıyor gizli gizli.
Her gün içten içe çürüyor.
Can çekişen bir atın kurşun beklemesi gibi, gözlerimin içine bakıyor zaman zaman.
İzledikçe kahroluyorum.
Adını adaletle dağıtılan bir miras gibi bıraktı.
İnsanlar ne bilsin ondaki yüreği, ne bilsin ondaki bükülmez bileği.
Yaşlı yüz hatlarında kaç gemi battı o biliyor.
Onun hikayesini de sadece ben biliyorum.
* * *
HAYATI YAZMAK
"Sana politika yazmak yakışmıyor" dedi, çok sevdiğim bir arkadaşım. "Hayat yaz" diye parantez açtı.
Yazamadıklarımızdan sorumlu olduğumuz bir gazetecilik düzeninde, hayatın içinde kalmak daha anlamlı galiba.
Ben sevdiğim insanların sözünü dinlerim.
* * *
Gençliğin hakkını sadece hatalar verir.
* * *
Hayatın bizlere sunduğu umutları sevelim. Siyah renkleri değil.
* * *
22 Eylül 2013
Mutluluk takvimi
Pencere önüne renkli saksılar koy.
Ne yaparsan kalbinle yap.
Şehir turu at.
Denize bakan bir restoranda balık ye.* * *
Sen bir sevgiliden
Daha fazlasıydın
Seni nelere değiştiğimi
Bilemeden gittin
Hatalarım da vardı
Sevaplarım da
İzin ver yüreğimle
Ödeşeyim
Gözlerinde tutma beni
Bırak düşeyim
Yaşattığın
Bütün güzellikler için
Ki, buna nefret de dahil
Teşekkür ediyorum
Sana yüreğimi bıraktım
Alışığım hoşçakal
Sana güneşimi bıraktım
Günışığım hoşçakal
Hakkı YALÇIN