Geçenlerde yolda yürürken ayağım taşa takıldı, düşmedim ama adamın biri gülerek baktı. "Herkesin ayağı takılır sizin de takılacak" dedim. Baktım adam gülmeye devam ediyor, "başkasına nasıl baktıysanız bir gün size de öyle bakılacak" dedim de kime söyledim!
"Her yerde bir adamın olmalı" diye yazıyordu bir duvarda. Aynı duvara "her yerde gerçek bir dostun olmalı" diye yazdım. Kaç zamandır aynı yerden geçiyorum da alıcısını görmedim.
Aynı vazoya koyduğum çiçeklerin bile ömrü aynı değildi. Bazılarının boynu erken eğilirken, kaygılar yeşeriyordu. Birileri aş eriyordu da kimsenin umurunda değildi. Bencillik had safhadayken, insanı insan yapan değerlerin bile paraya satıldıktan sonraki zamanı hiç sevmedim!
Ortada berbat bir sirkülasyon varken, sanatta müzikte edepsizlik almış başını gidiyordu. Ne yazık ki bu soytarı sirki bizim sirkimizdi. Haram yiyen cambazlar ve ipini sahibine teslim eden kuklalar el ele yürüyordu.
İt gibi ürüyorlardı üstelik.
Nasıl harcandığını bilmeyen çocuklar gelecekte kendi robotunu üretmenin hayalini kurarken, dejenerasyon ve depresyon el ele vermiş yürüyordu da selam vermedim.
Vapurlarda ikinci mevki biletle yatılı okula yolculuk etmeyi gördüm.
Gençliğimde limuzini filmlerde gördüm de gezdiğimiz sokaklarda görmedim. Ama bu kadar sonradan görmeyi de ömrü billah görmedim.
Hayat öyle garip ki; geçenlerde "üç gün görmesem ölürüm" dediğim birini 30 yıl sonra gördüm ölmedim.
Çocukluk mahallemde 90'lı yaşlarda Plevne Gazisi bir dede vardı da sorarlardı ona; "yeniden dünyaya gelsen ne olmak istersin?" Cevabı muhteşemdi; "kula kul olmayayım bu bana yeter." O yüzden şerefsiz paraya kul olanları hiçbir zaman sevmedim.
Önceki gün bir arkadaşım sordu, "sence dünyanın kaç yıllık ömrü var?" Önce "yere düşen yıldız sayısı gökteki yıldız sayısını geçtiği zaman" dedim, sonra da bir ayağım çukurdayken alttan aldım. "Yaşanılır olmaktan çıkarken, dünyanın ömrünün ne anlamı olur ki" dedim.
Para ve kötülük arasında kan bağı varken, 'insanın yaşadığı kaderidir' derler, insanların kaderini insafsızlar belirler. İyiler kazanırmış da yıllardır görmedim!
MUTLULUK TAKVİMİ
- Çocuklara güven duygusu aşıla.
- Bir huzurevini ziyarete git.
- Bitki çayı iç.
- Nazik ol.
Gönlümü
Teslim aldı hüzün
İçimde senden kalan
Cam kırıkları
Aynada sensiz yüzüm
Hiç kimse dindiremedi
Bu hıçkırıkları
Bir gece yarısı
Usulca pencerenden
Dışarı bak göreceksin
Köşe başında
Nöbet tutuyor gözlerim
Öyle kolay değildir
Beni unutmak
Hala sokaklarındadır
Ayak izlerim
Hakkı YALÇIN
Utancı ve ayıbı terk etmek birilerine zor geliyorsa; alışkanlıktan!
MASKELİ BALO
Şöhret dünyasının aslında pazarlama sanatıyla ilgisi vardır. İyi rol yapar harika göz boyarlar. Çoğunda vefa yoktur, dostluk yoktur. "Yüzünüz hangi maskeye daha çok yakışıyor?" diye sorun, tercihleri kesinlikle dolar desenlidir.
Bu alemde hastane yarasalarını da gördük cenaze soytarılarını da. Onlarla sanat konulu bir sohbete başlasanız, mesele malı götürmek konulu sohbete döner. Meseleyi halledenler "oğlum akıllı olucan" derler de onlar solucan bile değildir. Ama benim için deliler insandır candır. Bakmayın üstünün başının harap olduğuna, belki de ahiret günündeki en şık ölülerdir deliler!