Diğer gazetelerin çalışanları bayramda iki gün tatil yapardı, onların yerine Bayram Gazetesi ulaşırdı.
Gazeteciler Cemiyeti çıkarırdı.
Gazetecilerin bayramı yaşaması bir yana, gelenekleri yaşatmak adına bir başkalıktı.
Ayrıca işsiz gazetecilerin çalışması adına da, farklı bir iş kapısıydı.
Bir geleneği öldürdüler.
Bütün değerleri öldürdükleri gibi.
Gazeteciliğin dil değiştirmesinin, renk değiştirmesinin, bayram gazetelerinin öldürülmesiyle, yakın ilgisi vardır.
Genel yayın yönetmenlerinin odasından, ülkeyi yönetmekle de...
Katledilen her değerin, bir bedeli vardır.
Bayram gazetelerinin öldürülmesinin bedelini de ödedik.
Bayram gazetelerinin çıktığı yıllarda, insanlara ceket ilikleten bir saygısı vardı gazetelerin.
Şimdi bir anket yapsınlar bakalım.
O saygıdan ne kaldıysa.
Rozet yapsınlar.
Pahalı ceketlerine.
* * *
TAYYİP ERDOĞAN
Tayyip Erdoğan'ın geçmişle ilgili anılarına bakıyorum.
Sanki bizim çocukluğumuz.
Kasımpaşa'da simit satan çocukluktan.
Wall Street Journal Gazetesi'ne anlattığı gençlik yıllarına kadar, aynı toprak, aynı hava...
Karşı komşusu Müşerref Abla'ya küfreden.
Babasından zılgıt yiyen.
İnandığı dava için futbol takımını terk eden.
Ve 1980 öncesinde, sevdiği insanları kaybeden.
Tayyip Erdoğan'ın geçmişini anlatırken, insanı kendine çeken bir şey var.
Samimi bir şey.
Gücünü çocukluğundan alan.
Katıldığı mitinglerdeki bütün insanların arkadaşı olan.
Sağ elinin içini, göğsünün sol yanına bastırmak, çocukluktan kalan kültürün en görkemli resmidir.
Bunu yoksul mahallelerde yaşayanlar bilir.
O çocukluğun sokaklarından geçenler.
* * *
Çocuk çocuk bakar
Sevgiyle bana
Bar akşam sofrası
Senin gözlerin
Giyinir kuşanır
Gelirken bana
Bayram sabahıdır
Senin gözlerin
Yollara dökülen
Bir sevgi seli
Yanıp da tutuşan
Bir yangın yeri
Hep içinde saklar
Kelimeleri
Sisli bir akşamdır
Senin gözlerin
Hakkı YALÇIN
* * *
MUTLULUK TAKVİMİ
11 Eylül 2010
Mahkumları ziyaret et.
Bayram çocuklarını sevindir.
Doğru zamanda doğru yerde ol.* * *
Doktor değilim ama... Televizyonlarda haberleri izlemenin, kanser riskini artırdığına dair hiç şüphem yok.
* * *
SİLAH SESLERİ
Her yıl biraz daha zalimleşen ülkede, bayramı ölümle karşılayanlar da çok.
İşsiz güçsüz baba, geçen yıl eşini ve 3 çocuğunu terk ediyor.
Bayram öncesi yeniden karısının kapısına dayanıyor. "Ben geldim!" "Hoş geldin" demiyor anne, aynı çatı altında yaşamayı da reddediyor.
55 yaşındaki işsiz baba, reddedilmenin bedeli olarak yanında getirdiği av silahını ateşliyor.
Anne ölüyor, baba kaçıyor.
Çocuklar ortada.
İnsanlığın sustuğu yerlerde, ne annelerin sesi duyuluyor, ne bayramların.
Silah seslerinin canı cehenneme.
* * *
İyiliğe karşı kötülük eden adamın evinden sefalet eksik olmaz.