CANLI YAYIN

Balık tutan adam

Eklenme Tarihi 09 Şubat 2014
Artık denizlerde balık tutmak için bile izin gerektiren bir düzen vardı ya.
Adam inadına balık tutuyordu, kalabalıktı köprünün üzeri.
Yan yana dizilmiş insanlar arasında birkaç santimlik mesafe vardı ama aslında herkes birbirinden çok uzaktı.
Gemiler geçiyordu denizden, içi yük dolu. Adamın içinden batmış gemiler geçiyordu.
İçi umutsuzluk ve karamsarlık dolu.

***

Oltasına 4 istavrit birden takıldı.
Hayata kanaat edip, haksızlığa itaat etmeyen yüreğinden bir düşünce geçti. "Bir gün balık tuttuğumuz için de tutuklanır mıyız acaba?" İstanbul'da bahar havası.
Adamın gözleri eski trenlerin camlarına benziyordu, kırık ve soluk.
Hayatın iyi yanlarını alan insanlara, hayat yalan gözlerle bakıyordu artık.

***

Balıkçılar arasında akordeon çalıyordu yaşlı bir adam. Çanlar naylon kapların içindeki balıklar için çalmıyordu sadece, namuslu insanlar için de çalıyordu.
Zenginlerin en kolay çıkış noktasıdır. "Açlıktan kim ölmüş!"
Yeniden iki istavrit birden takıldı oltasına, sofraya koydu sanki.
Hayatın oltasında bir emeklilik vardı, 3 çocuklu bir hayat.
Bayat ekmekleri yeniden ısıtıp sofraya koyduğu küçük dünyasında, ziyafet sofralarında çöpe atılan yemeklerin kimlerin hakkı olduğunu biliyordu.
Milyonlarca yoksul çocuğun dünyasında!
O yüzden böyle hesapların sonunda noktayı da okkalı koyardı. "Helal kazanmayanların haramı da büyüktür."

***

Yanındaki adamın oltasına 7 istavrit takıldı, adam da sevinçten çığlık attı kendi tutmuş gibi.
Başkaları adama garip baktı. Adam başkalarına suç işlemiş gibi baktı.
Bu garip dünyada bir insanın başkasının bereketine sevinmesinin bile anlamı yoktu artık.
Adam yaşı büyüdükçe küçülen geleceğinin resimlerini astı köprünün ayaklarına.
Her koyun kendi bacağından asılırken.

***

Komşusu aç yatarken, büyük bir keyifle tok yatanlar ülkesinde yaşıyoruz.
Paranın bütün insani değerleri katlettiği bir düzende.
Kaybedilen güzelliklerin bir daha asla kazanılamayacağı bir ülkede.

***

İnsan hikayelerinin değeri olmayan bir gazetecilik sisteminde, bu yazıyı o adam için yazdım. Çocuklarının karnını doyurmak için balık tutanlar adına.
Soysuz zenginliğin saflarını tutanlar adına değil.

***

Ülkemiz bizim her şeyimiz. Biz ülkemizin hiçbir şeyi!

***

45'lik

Taksim Fransız Sokağı'nda 45'lik adlı bir mekan var. Gençliğimizin şarkıları çalıyor.
Gerçekten "sanatçı" olarak anılması gereken insanların şarkılarını dinleyince, şimdiki zamanın ne kadar korkunç olduğunu daha iyi anlıyor insan.
Şarkılarımızı bile kaybetmişiz.
Haberimiz oluyor!

***

Ayak seslerini
Duyarım bazen
Aşkın sıcaklığı
Değer elime
Sen geldin sanırım İçim ürperir
Yine hüzün çöker
Gecelerime

Başlar içimde yine
O hicran saatleri
Yeniden hatırlarım
O yalan vaatleri
Yerle bir edersin sen
İçimdeki umudu
Yine kurarsın benim
Yüreğime mahşeri

Hakkı YALÇIN