Eskiden akıl hastanesinden pijamayla kaçan ve 'deli' denilen insanlar vardı. Onlar aslında hayatı yaşayan, parada değil düşüncede zengin olan insanlardı. Eminim ki hayatın kötülükleri karşısında akılları karıştı.
Yıllar önce sokakta böyle biriyle sohbet etmiştim. Altında pijaması vardı, üzerinde ince bir gömlek. Bir taşın üzerine oturmuştu. Benden sigara istedi, sigarasını alıp yanına gittim. "Size dostlarımdan selam getirdim" dedi, "aleykümselam" dedim. Sigarasından derin bir nefes çekti.
O taşa oturmuştu ben ayakta duruyordum, "bana yukarıdan bakma" dedi, utandım yanına iliştim. Yer açmak için kenara kaydı. Kendine sakladığı mucizeleri saydı, "şu anda burada oturmam bile mucizedir" dedi. Birden gözlerini ufka çevirdi "kuşlar size sesleniyor duyuyor musunuz?" Gökyüzüne baktım, "ne diyorlar?" dedim safça.
"Böcekler gibi sürüneceğinize bizim gibi özgür yaşayın diyorlar" dedi. Ağzındaki sigarayı yedi sanki yenisini yaktı. "Başka bir şey ister misin?" diye sordum. "Dört nala koşan bir at isterim" dedi "verebilir misin?" Güldüm ama o ciddiydi ve okkalı bir cevap verdi, "bir insandan yapılacak şeyleri isteme" dedi. Sonra da ilginç isteği için açıklama yapmak gereği duydu. "O atla ölmeyecek gibi yaşamaya koşarım."
Çocukluğumda yük taşıyan at arabalarını hatırladım birden. O atların terkisinde sanki bir felsefe kitabının sayfası uçtu gitti önümden. Ne iş yaptığımı sordu, "gazeteciyim" dedim bu kez o güldü. "Çektirdiğin eski fotoğrafların içinde oturuyorsun" dedi ayağa kalktı söylendi. "Etrafında açılmamış o kadar çok mektup zarfı var ki lütfen herkesi oku."
Yerinde duramıyordu, "nereye gideceksin?" diye sordum, "terk ettiğim yol nasılsa bana döner" dedi, yanan sigarasını oturduğu taşta söndürdü ve gitti.
Düşündüm de deli denilen insanlar için 'söküğünü bile dikemez' denir, akıllıların şehrin ortasına diktiği gökdelenler seyredilir. Böyle birini tanıdıktan sonra gel de 'deli' olma!
MUTLULUK TAKVİMİ
- Kötülere karşı umut et.
- Hiçbir şeyi hayata değişme.
- Tuzu ve şekeri az kullan.
- Hiç kimseye borçlu kalma.
Ne yazsam senin harflerin
Her fırsatta keşke diyor
Bir gururun bedelini
Son pişmanlıkla ödüyor
Ne yapsam kapanmıyor
Kalbimdeki yara izi
Aldığım her nefeste
Özlüyorum ikimizi
Her aşkın sonu kıyamet
Bıraktığın akşamlarda
Hayat kimi yakıştırır
Sol yanıma senden sonra
En çok Eylülde ağlar aşk
Son izleri siler gibi
Tüm zalimlerin yerine
Tanrı'dan af diler gibi
Hakkı YALÇIN
BABALAR GİBİ
Bu ülkede dertler en çok onurlu babaları ezer. O babaların gözleri restoran camlarını sıyırıp geçerken, çocukların boğazından geçmeyen onların boğazından geçmez.
O sırada Çeşme'de içinde hırsızların bol olduğu sükseli yatlar geçer denizden. Kara parasını 'yıkayıp' gelenlerin yüzlerinden okunur ne mal oldukları.
Ama utanmak diye bir duygu kalmamıştır artık. Asıl utanılması gereken onların da çoğu 'babadır.' Üstelik itibar görürler. Hem sanat aleminde hem çakal aleminde!