Kürt milletvekilinin polisle çatışmasına değer biçilemezken.
Kürt Milletvekili Bengi Yıldız'a sahip çıkma kampanyasının sırrını da merak ediyor insan.
Bengi Yıldız'ın özel haklarına kimsenin tecavüz ettiği yokken.
Bengi Yıldız'ın haklarından önce, Kürt insanının haklarını savunmak varken.
Bengi Yıldız'a avukatlık yapmanın sırrını da merak ediyor insan.
Kürt insanının köyleri yakılırken, hangi tür gazeteciliğin çekim alanında olduğunu bildiğimiz yayın yönetmenleri vardı.
Onlar şarap mahzenine çevirdikleri odalarından ülkeyi yönetirlerdi.
Kürt insanının canına okuyan gerçekler imal edilirken, Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz diye Başbakanlar vardı da, o Başbakanların arkasında duran gazeteciler de, bugün Bengi Yıldız üzerinden demokrasi dersi verenlerdi.
İnfaz hükümleri verenler. Kürt çocuklarının gülüşlerini işgal edenler.
En ucuz demokrasi bizim ülkemizde ve medyamızdadır.
Terör üzerinden demokrasi yapıldığı içindir ki, Türkiye terör bataklığını kurutamamıştır. Gencecik çocuklar ölümlere gönderilmiştir.
Kürt halkının haklarını savunmak başkadır.
Terörün saflarını sıklaştırmak başka.
Barışa karşı dişleri kamaşanların bile, istediği gibi tatil yapma özgürlüğüne sahip olduğunu herkes görürken.
Meseleyi saptırmamak gerekiyor.
Yürek gözüyle bakmak varken, at gözlüğüyle bakmak, bir gözü öbür göze düşman etmekten başka bir şey değildir.
Bengi Yıldız'ın tatili demokrasi sorunuysa, savunduğu terör ne tür gazeteciliğin sorunudur?
Sevginin anayurdu yıllarca barışı ve kardeşliği doyurdu.
Dil, din, ırk ayrımı yapmadan "birbirinizi sevin" diye buyurdu.
Sonra birileri geldi, emir verdi sanki. "Yakın yıkın" diye bu yurdu.
Başka sözüm yoktu
* * *
KUNDAKÇILAR
Yine orman yangınları, yine seyirci hayat.
Hiçbiri sebepsiz değil, hiçbiri kaza değil.
Hepsi de, yarına ticari yatırım, doğayı katletmenin soysuz gösterisi.
Yanlış adreslerde zaman tüketen yasalar, böyle kundakçılara gününü göstermediği içindir ki.
Kundakçılar, simsiyah gökyüzünü ve alevleri bizlere gösteriyor.
* * *
Dünü unutanların bugünü yoktur.
* * *
Gazetecilik cebi olmayan kısa pantolonlu buluttu. Şimdi yazar kasa.
* * *
26 Ağustos 2011
Mutluluk takvimi
Elerini sık yıka.
Pozitif düşün.
Sanal dostlar edin.
Şefkatli ol.
Hissettirmeden iyilik yap.* * *
Ne acılar çekti bu kalp
Daha nelerini çeker
Her ayrılıktan başım dik
Çıktım teker teker
Her acımın tarifi var
Her sevdadan bir resim
Aşklar bende törendi
Her ayrılık merasim
Yanıldığım da oldu
Kor gibi yandığım da
Hala saklı düşlerim
Sevdanın dağlarında
Mazim camdan bakıyor
Neydim ben neymişim
Kimler beni terk etmiş
Ben kimleri sevmişim
Hakkı YALÇIN