NABIZ zayıflıyordu, yüzü kireç gibiydi nefesi kesiliyordu.
Hayatın kendisine verdiği bütün jokerleri kullanmıştı hiçbir şansı yoktu artık.
Aynaya baktı yüzünü göremedi, saatine baktı kıyamete çeyrek var.
Zaman yutuyordu her şeyi, ölüm elinden tutuyordu adamın Nice güzelliği öldürmekte sakınca görmemiş biri için hayata dönmek adına yapılan tüm hamleler boştu.
Zamanında cevabını vermediği sorular için şimdi beyin patlatmanın da anlamı yoktu.
Ölümün karşısında oturup kendisini seyretmesi nasıldır insanın?
İçindeki ayna her şeyi gösteriyordu da bu saatten sonra baksan ne fayda!
Gelip geçici hevesleri bir film şeridi gibi önünden geçti, artık geçti pişmanlıklar için.
Zamanında sırtını döndüğü gerçeklere şimdi ibadet etmenin ne anlamı olabilirdi ki.
Hayatın dışınaydı yolu ölümün içine.
Kalbine çiviler çakılıyordu, çivi gibi çakılıyordu hayatın finaline.
Zamanı durdurmayı kim başarmış!
Çok haram yemiş biriydi anlattığım.
Ama insanların emeklerini, çocukların yemeklerini "afiyetle" yemenin sonuna gelmek de vardı.
Başkalarına verdiği acıları hissetmeyen birinin şimdiki acılarını kim dindirebilirdi.
Geç kalan sadece o değildi de hayatın sadece kendisi üzerine kurulduğunu zannetmişti belki.
Saatler ölüme kurulurken.
Bir bardak su uzatıldı.
Kul hakkı yiyerek geçmiş bir ömrün işçisine bile son nefesinde su vermek Allah'ın emriydi de hayat vermek insanların haddine değil.
Kendi kendine "nereye gidiyorum?" diye sormasına da gerek yoktu.
Çünkü alacağı tek cevap vardı, "hak ettiğin yere!"
Final sahnesinde herkesin buluşacağı Araf adlı bir meydan da var!
Başkalarının hayatından çalarak kötülükle beslenen insanlar üzerinde yapılan tahliller gösteriyor ki; "sizin de bir namazlık saltanatınız var!" Ahiret yasası: Görelim bakalım kim galip kim mağlup.
Mutluluk Takvimi
Yangın çıkışı olmayan evi satın alma.
Pasaport çıkar.
Çocukları haberlerden uzak tut.
Bir umut benimkisi
Bir umut onu bulmak
Bu aşk hikayesini
Onunla tamamlamak
Ne düşlerimiz vardı
İki oda bir mutfak
Nasıl da istiyorduk
Evlenip mutlu olmak
Ne zaman ki kaybolsam
Beni arar bulurdu
Dururdu vazolarda
Aşkın hüzün gülleri
Gecenin bir vaktinde
Tek tesellim olurdu
Okşardı saçlarımı
Onun çocuk elleri
Hakkı YALÇIN
Yalancılar aynalara bakınca aynalar bile gülmekten kırılıyor.
Ninni!
Sosyetik bir kadın eline kalın bir kitap almış poz veriyor Siyaset ve aşk üzerine bir kitapmış ama okuyunca uykusu geliyormuş, Akıllı kadınlar kitap okurken uyanır, magazin kadınları kitap okurken uyur.
Market öyküsü!
Sözde halk için kurulmuş marketlerdeki kaşar peynirlerin ve boyanmış zeytinlerin tahlil edilmesini istedim, market müdürü ve çetesi ayaklandı.
"Sana mı kaldı lan!" dediler, "insanları korumak!" İnsanlar muhteşem seyirciydi o sıra.
Onlar kendilerine dokunmadıklarını zannettikleri yılanların "kıvrak dansını" izliyordu belki.
Tıpkı televizyonlardaki dizilerde çocuklarına ilham veren eli silahlı zorbaları izler gibi.
Kimileri de patates ve soğan reyonunun arkasından bana bakıyordu!
Günahlarını gizler gibi.