CANLI YAYIN

1980'den sonra

Eklenme Tarihi 08 Nisan 2010
Televizyonda bir sigorta reklamı var.
Yıl 1924... Erzurum depremi...
Depremde evi başına yıkılmış bir Türk insanının temsili...
Yaşlı bir adam.
İliklerine kadar dürüstlük ve saflık kokuyor.
Duruşu tenha.
Cumhuriyet'e saygının gerçek mimarı.
Namuslu bir hayatın alfabesini kullanan.
Devletin yardımına karşılık, devlete olan sadakatini öne sürüp, ihtiyacı olduğu halde hiçbir şey istemeyen.
Mustafa Kemal'e el sallarken, bakışları yağmurlu.
***

Onlara "köylü" derlerdi.
Aç yattılar, "tokuz" dediler, kimsenin hakkını yemediler.
Üçüncü mevki trenlerle yolculuk ettiler hayat boyu.
Parmak bastılar imza yerine, ama hiçbir sahtecilikte parmak izleri olmadı.
Ne okul, ne yol, ne hastane gördüler.
Yeşil ördek gibi göllere daldılar.
Atlarını bağladılar iğde dalına.
Bir off çekseler karşıki dağlar yıkılırdı, çekmediler ama çok çile çektiler.
Bütün yabancılara "Tanrı misafiri" gibi davranan onlardı.
Onlar ve çocukları, hayatlarını sebil ettiler bu ülkeye.
***

Onlar ki, ülkenin nimetlerinden, kesilmiş tırnak kadar bile yararlanamadılar.
Mertliğin enayisi sayıldılar, insana saygıyı üç paralık eden şehirli züppelerce.
Onlar ki, bu ülkede her zaman, "zamanın dışına" itildiler.
Ülkenin ağaları, onların topraklarını çaldı, bankalardaki paralarını hortumladı.
Çocuklarının kanını emdi.
Onlar, yoksulluğun kerpiç evlerinde, onurlu bir ölüme selam durdular.
Yenik düştüler taşra yollarında, sonra yıkılıp düştüler birer birer.
Spartaküs'ün başının yana yıkılışı gibi.
***

Onları öyle bir kaybettik ki.
Bir daha kazanamadık.
Şimdi sadece hatırlamakla, yaramızı sarabiliyoruz.
Bizim depremimiz de bu!
1980'den sonraki...