Süper Kupa finali kim daha hazır, kim daha konsantre, kim maçı gerçekten istedi gösterdi. Galatasaray–Fenerbahçe karşılaşması da bu açıdan çok şey söyledi. Ve ne yazık ki Galatasaray adına söylenenler pek iç açıcı değildi. Maçın ilk 10 dakikasında Galatasaray doğru sinyaller verdi. Özellikle Barış Alper Yılmaz'ın enerjisi ve Fenerbahçe kalesine yaptığı etkili koşular Sarı-Kırmızılılar'a umut verdi. Ancak bu bölümdeki baskının neredeyse tamamı Barış Alper üzerinden geldi. Hücum hattının diğer parçaları Yunus Akgün ve Sane ise oyunun içinde yoktu. Ön alanda çeşitlilik olmayınca Fenerbahçe savunması kısa sürede önlemini aldı. Maçın 15. dakikasından sonra ise oyunun kontrolü net şekilde Fenerbahçe'ye geçti. Torreira ve Lemina, eski enerjilerini sahaya yansıtamadı. Pres gücü düştü, ikili mücadeleler kaybedildi ve doğal olarak orta saha üstünlüğü rakibe bırakıldı. Bu maçta o cesareti görmek zordu. Genel tabloya bakıldığında Fenerbahçe, Galatasaray'a göre çok daha hazır ve konsantreydi. Sarı-Kırmızılılar, son dönemdeki rekabet üstünlüğüne güvenerek sahaya fazla rahat çıktı. İşte bu rahatlık, Süper Kupa'nın kaybedilmesindeki en büyük etken oldu. Final maçları rehaveti affetmez.