Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Tarihi 6 Haziran 2024

Bilek güreşi

TÜRKİYE'DE olan bitenin hızına yetişmek hiç kolay değil. Bu kadar türbülansın yaşandığı ikinci bir ülke yok. Yazmak da kolay değil.
Hangi konuya nereden dahil olacaksınız... Zor...
3 gün önce gözaltına alınan Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış'a, "Silahlı terör örgütünü yönetmek" suçundan 19 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
Akış tutuklandı.
DEM Partili Ahmet Türk, yeni bir kayyum kararı beklemediklerini söyledi. Ve topu CHP'ye attı:
Kürtleri düşman gördüğünüz zaman hukuktan, adaletten, eşitlikten söz edemezsiniz.
Kürtler bu halkın düşmanı değil, Türkiye'nin düşmanı değil, Kürtler'in talebi ortak demokratik değerler etrafında halkların buluşmasıdır. Sayın Özgür Özel de bizim ne düşündüğümüzü, taleplerimizin ne olduğunu çok iyi biliyor.
Umut ediyorum ve inanıyorum ki, iktidarın bu yanlıştan kurtulması için Özgür Bey ısrarla demokrasiyi savunur...
Devlet Bey ise AKIŞ'ın görevden alınmasından duyduğu mutluluğu gizlememiş ve kararın yerinde olduğunu söylemişti. DEM ile sıcak temasını doğru bulmadığı için de Özgür Özel'i eleştirmekten geri durmamıştı. Bahçeli netti. Ben de uzun zamandır yaşananları ve yaşanması muhtemel gelişmeleri içeriden değil BÖLGE üzerinden okumamız gerektiğini savunuyordum. Tam bunlar olurken, ortalık yine karıştı.
"CIA Gülen'i MİT'e teslim etti", "GÜLEN ÖLDÜ cenazesi Türkiye yolunda", "ABD, Öcalan gibi Gülen'i de veriyor" gibi pek çok fısıltı yayıldı.
İsimlere çok takılmadığım için gülümseyerek izledim bu trafiği...
Açalım...
Belki çok kişi bilmiyor ancak Gülen, 28 ŞUBAT'ta yani askerlerin ağırlığını koyduğu iklimden günlerce TAKSİ'de yaşadıktan sonra ABD'ye kaçıyordu. Kaçıranlar doğru adresin orası olduğunu söylüyordu. Detaylara girecek değilim. Fakat o tarihe kadar YAPIYI KURAN, YÖNETEN, RUHU VEREN ve KÜRESEL AMAÇLAR için yola çıkaran İNGİLİZ İSTİHBARATIYDI. ABD'nin dolayısıyla CIA'nın konuyla bir ilgisi yoktu. Ne zaman FETÖ burada güç merkezi haline geldi, oyun kurup sonuç alacak rakıma erişti, CIA devreye girdi. Burada bilerek ya da bilmeyerek destek olanlar sayesinde ABD'ye götürüldü. Yani CIA, Gülen'i rehin alıyor örgütü böylece yönetmeye çalışıyordu. Bu bazen gerçekleşiyor bazen de ters tepiyordu. FETÖ'nün görev alanı, ilk mevzii her zaman ORTA ASYA'ydı. Yani yıllar sonra ABD ile ÇİN'i, ABD ile DERİN İNGİLTERE'yi karşı karşıya getirecek olan İPEK YOLU'ydu... Adamlar 50 yıllık plan yapıyor, Türkiye olan biteni anlamadığı için bu sancıyı çekiyordu. 28 Şubat'ın asıl nedenlerinden biri rahmetli Erbakan'ı ABD karşıtı olduğu için tasfiye etmek, kendisine uzak duran Gülen'i kapmak ve kimsenin konuşmadığı örttüğü finansal operasyonları gerçekleştirmekti... Oysa biz sadece kız öğrencilerin çektiği zulmü konuşuyorduk. Kurguyu tamamen görmek mümkün olmuyordu. Şaka gibi... Bugün olduğu gibi...
İçeride yaşanılan sarsıntıların büyük çoğunluğu İKİ BÜYÜK GÜCÜN kendi aralarındaki mücadelenin sonucuydu!
Bilmiyorduk!
Bu çerçeveden bakınca Gülen'in her şartta ülkeye gelmesi sorundu. Ve Ankara bunu istemezdi. Ülke içinde öyle bir figürün bulunması tercih edilecek durum değildi. CIA, İngilizler'i zora sokmak için bunu öne sürebilirdi. Türkiye'nin hiçbir şey kazanamayacağı bir öneriye "EVET" demesi akla yatkın görünmüyordu.
Sık sık dile getirdiğim gibi şimdilerde yavaş yavaş anlaşılmaya başlanan iki EKOL, FETÖ'nün içinde de canlıydı.
Türkiye'yi terk edip gidenlere bakın! ABD var. İngiltere? O da var!
Peki İngiltere'nin "TERÖR ÖRGÜTÜ" tanımı nasıl? İşte ona dikkatlice bakın...
Bu konulara girmek istemiyorum. İsimlere ise hiç.
İlişkilere asla... O kadar çok yanlış var ki! Uzak durmak en iyisi...
Neyse...
İçeride tansiyonu çıkarmak için her yol denenirken, İbrahim Reisi'nin helikopteri düştü. Öldü. İlk gün "ABD'nin hiç istemediği senaryo gerçekleşti" diye yazdım.
Çünkü REİSİ, ABD'yi bölgede tutup ÇİN'e yüklenmesini önleyecek bir savaşın peşinde değildi. Helikopterini düşürenler ise ORTA DOĞU'nun karışmasını Washington'un Pekin'e çullanmasını geciktirmek niyetindelerdi. Belki erken uyarı ancak bu olmaya başladı. Hizbullah sahne aldı.
Lübnan'ın güneyinden İsrail'in kuzeyinde yer alan Kiryat Shmona'ya füzeler yolladı.
Bölgeyi cehenneme çevirdi.
İÇ siyasetle ilgili pek çok gelişme var. GİZLİ GÖRÜŞMELER ise GİZLİ MANŞETLERDE saklı. Pas geçme hakkımı kullanıyorum.
Fakat uzun zamandır yazmaya gayret ettiğim gibi BÖLGE DEĞİŞECEK. DEM'e ve DEM'li belediyelere KAYYIM hamlesi KÜRESEL çapta istenen bir gelişme değil.
MHP'nin istediği ve bu nedenle hedef olduğu hamleler zincirinin yansıması... Ne kadar sürdürülür bilemem. Ankara'dan çıkan ses şimdilik böyle. Arka kapılarda gördüğüm bazı ilişkiler, temaslar ve derin sohbetler ise bunun tam tersi!
Bir güç, ORTA DOĞU'da BÜYÜK SAVAŞ peşinde koşup ABD'nin buralara park etmesini istiyor! Bunu bilen PENTAGON da ÇİN'i, ÇİN'de tehdit ediyordu! Bu nedenle ÇİN'li her yetkili konuşmaya "KÜRESEL TEHDİT" diyerek başlıyordu. Kimdi bu?
Papua Yeni Gine mi? Karadağ mı? Yeni Kaledonya mı? Elbette Amerika Birleşik Devletleri...
SAVAŞ ihtimali gözeterek adım atılmalı. Şakası yok!
Küresel bilek güreşi burada çözüm bulmadan yoluna devam etmeyecek. Türkiye de nasıl bir çözüm istediğini konumunu belli ederek gösterecek. Mesele bu.
Gerisi masal..
İşte bu konum belirleme içeride karşımıza YUMUŞAMA olarak, YENİ ANAYASA olarak, yeni ittifaklar olarak, yeni yol olarak çıkacak. Ya da çıkamayacak...
Sinan Ateş üzerinden MHP'ye gelinmesi ADALET arayışından öte BÖLGENİN değişimine engel olmaya çalışan Devlet beyi tasfiye amaçlıydı... Emin olun Devlet bey bile karşısına dikilen gücü tanımlamakta zorlanacaktır.
Hep böyle oldu çünkü... Meral hanımın, Başkan Erdoğan tarafından kabul edilmesi de tüm bu hesaplara dahil edilmesi gereken bir adımdı.
Mahkemenin TRUMP'a yürümesi de buradaki YARGI üzerinden atılan adımlarla değerlendirilmeliydi!
İşler böyle yürüyordu.
Maalesef... İsteyen istediği gelişmeyi kapısının önünden okumaya devam edebilirdi. Bir şey anlama şansı olmadığını unutmadan!