Ergün Diler

ERGÜN DİLER

24 Kasım 2023, Cuma

Gizemli bağ

OLAYLARA asla ve kat'a günlük bakmayın. Karşımızda çok derin planı olanlar, bizi oyalamak için yapay gündemlerle gelenler var. Son günlerde ne konuşuyoruz... HAMAS'ın saldırısı, İsrail'in orantısız cevabı, masumların ölümü, Gazze'nin yerle bir olması, CHP'deki değişim, YPG'nin ABD tarafından korunması, 50+1 gündeminin sahne alması, İYİ Parti'deki karışıklık, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin F-35 ve F-16'ların yerini tutabilecek uçak alma girişimleri, faiz artışı gibi pek çok konu manşetlerimizde...
Bir de POLATGİLLER!
Peki tüm bunlar gerçekte neden oluyordu?
Gelin ona bakalım...
Küçük ancak önemli bir ayrıntıyla başlayalım...
Dün de yazdığım gibi ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley, İSRAİL'deki sokak olaylarının büyümesinden önce 3 Mart'ta Tel Aviv'e gidip NETANYAHU'ya muhtıra verdi. İsrail'in İngiltere ve Çin ile yakınlığı kesinlikle istenmiyordu.
Milley bu görüşmeden sonra kimsenin haberi olmadan KUZEY SURİYE'ye geldi. 4 Mart'ta...
Bir gün sonra! Açıklamalar ve tepkiler birbirini izledi. ABD "YPG ile görüştü" diyemeyeceği için "ORADAKİ BİRLİKLERİMİZ DENETLENDİ" gibi dengeli cümlelerle olayı geçiştirdi. ABD Büyükelçisi Jeff Flake, bunun üzerine DIŞİŞLERİNE çağırıldı.
Ankara haklıydı! NATO'da ortak oldukları Türkiye'ye değil YPG'nin cirit attığı, attırıldığı bölgeye gidiliyordu.
Milley'in trafiğinin tam tersi, 7 Ekim HAMAS saldırısından önce yaşanıyordu. Ankara'da PKK, CANLI BOMBA saldırısı düzenlemeye çalışıyor, polisimiz bunu önlüyordu! Bunun üzerine TSK, YPG'ye hava harekatı başlatıyordu. Ancak bize verilmeyen F-16'lar devreye giriyor ve SİHA'mızı düşürüyordu. ABD koruma veriyordu! İki gün sonra da HAMAS İsrail'de tarihin en büyük saldırısını gerçekleştiriyordu. Ortak nokta PARAMOTORLAR'ın kullanılmasıydı! Biri Mark Milley üzerinden, diğeri de PARAMOTOR üzerinden SURİYE'nin kuzeyi ile İsrail arasında HAT kuruluyordu!
Iskalanmaması gereken nokta burasıydı!
Devam...
DEAŞ'ın inşası bölgenin gelecekteki ŞEKLİ için gerekliydi.
İlk adımdı DEAŞ. Dünyanın her yerinden adam toplayıp bölgeye, burnumuzun dibine getirdiler.
Karşılarına da YPG/PKK'yı koydular. TEZ ile ANTİTEZ iç içeydi! DEAŞ'ı bilen yoktu. Parayı, silahı, adamı kim veriyordu? Siyasi hedefleri neydi? Bilmiyorduk. Kim yönetiyordu? Kestiremiyorduk! Rol alan herkes gereğini yapınca BBC devreye giriyor ve RAKKA'dan DEAŞ'ın tahliye görüntülerini yayınlıyordu. Haber "Rakka'nın Kirli Sırları: BBC, IŞİD Militanlarının Tahliyesi için Yapılan Gizli Anlaşmayı Ortaya Çıkardı" başlığıyla servis ediliyordu. Haber büyük ses getiriyordu. Çünkü haberde DEAŞ'ın yöneticileri, kadrosu, aileleri ABD askerleri ve destek verdikleri YPG/PKK gözetiminde tahliye işlemini gerçekleştiriyordu...
Bu haberle dünyaya "DEAŞ'IN ARKASINDA ABD VAR" deniliyordu. Doğruydu!
Ancak eksikti! BBC önceleri İNGİLTERE'yi saklıyordu.
Gizliyordu. Operasyon algı olarak oturduktan çok sonra haber "ABDİNGİLİZ ORTAKLIĞI" şeklinde düzeltiliyordu! Ancak akıllarda ABD, DEAŞ'a da YPG'ye de destek oluyor önermesi yer ediyordu! Ki doğruydu! Pentagon için öncelik her zaman YPG/ PKK'ydı. Çünkü bölgeyi onlar üzerinden şekillendireceklerdi. Bir gün değil, bir hafta değil, bir ay ya da yıl değil ancak nihai hedefleri buydu! Kimsenin kara kaşı kara gözü için binlerce TIR silah verilmiyordu! IRAK'a iki kez giren ABD, KÜRTLER'i TÜRKİYE ile bir araya getirmek istiyordu! Ya komşu olarak ya başka bir yapıyla!
Bundan vazgeçmiş değillerdi.
Trump'ın mektubunu hatırlayın!
Mazlum Kobani'ye referans oluyordu! Başkan Erdoğan'ın onunla görüşmesini istiyordu! Bu bile her şeyi anlatıyordu!
Sık sık yazsam da İNGİLTERE de bölgede çok güçlüydü.
SURİYE'de bile ABD askerleri dolaşırken Güney Londra aksanıyla konuşan yüzlerce kişi MI6'e çalışıyordu. Ruslar'ı saymıyorum bile.
Onlar da ABD ile gizli ittifaktaydı!
Hızlanalım...
Rusya'nın ya da CIA'nın Prigojin'i ortadan kaldırma nedeni MI6'le yaptığı BÜYÜK anlaşmaydı. Oligarkların aracı olduğu anlaşmadan sonra Prigojin, yani PUTİN'i devirmek için yola çıkan ASİ, uçakta tasfiye ediliyordu. Bunun bir benzeri de KARAKÖY'de yaşanmaktaydı.
DEAŞ'ın tahliyesi sızdırıldıktan, konu kapandıktan sonra bölgede çok kritik adımlara imza atan bir İNGİLİZ KARAKÖY'de ortadan kaldırılıyordu. Eski İngiliz askeri görevlisi James Gustaf Edward Le Mesurier evinin önünde ölü bulunuyordu. Kimse bir ayrıntı bilmiyordu. Karısı da ışık hızıyla ülkesine dönüyordu. Ancak iki isim önemli mesaj veriyordu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, "Le Mesurier dünyanın çeşitli bölgelerinde görev yapan bir MI6 ajanıydı.
Balkanlar ve Ortadoğu uzun süre kaldığı bölgelerdi..." diyordu! Bir de ilginç bir gelişme oluyor ESAD da topa giriyordu...
"İstihbaratçı James Gustaf Edward Le Mesurier'in ölümünden CIA sorumludur... Onların işidir..." İlginç olan RUS televizyonlarının olaya büyük ilgi göstermesiydi.
KARAKÖY'deki evin önü günlerce RUS muhabirle doluydu!
Yani BÖLGEDEKİ değişim için Türkiye kuşatılıyordu! Bunun da tarihi uzundu. Kritik tarih Erdoğan'ın 2013 ABD ziyaretiydi!
Sonrasında Obama ile ilişkiler bozuluyor ve her geçen gün kötüye gidiyordu. Kabul etmeliyiz ki aşağıda ABD de İngiltere de Rusya da var. Ve ABD finansal konularda asla rahatlamamıza izin vermiyor.
Vermeyecek de...
F-35 ya da F-16 meselesi de YPG/PKK ile ilgili. Sınır ötesi operasyon yapmamız istenmiyor.
Eurofighter ile buluşmamız da engellenecekti. Almanlar, Beyaz Saray'a rağmen bu izni veremezlerdi. Vermeyeceklerdi.
Parmak izi bırakmadan güçten düşmemiz için ellerinden geleni yapıyorlardı. Oyunu doğru okuyup doğru adım atılması gereken bir zaman diliminden geçiyorduk.
EKONOMİ ile SİYASETİ yan yana getirip okumayı bilenler dışında kimse dinlenmemeliydi!
Önce İSRAİL düzene sokulacaktı!
Bekleyin görün! Sonra o ETKİ bizim kapımıza dayanacaktı...
Geçtiğimiz hafta yazdım!
KATAR'ı bile adamlar kendilerine çektiler! Blinken EL CEZİRE yayınları için uyardı, DOHA hemen değişti! DONANMA KAPILARINDAYDI ÇÜNKÜ!
ATEŞKES'te bize rol verilmedi.
Bu bile masaya davetti. İsveç meselesine de böyle bakılmalıydı!
Bölgeyi bizim frekanslarımızda konuşmazsak, konuşacak kimse de yoktu. KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZ malum. Ancak AKIL yeni bir format bulur ve çözerdi! Aksi durumda bizi uğraştıracaklardı...
Tüm siyaset mekanizması gelişmelere böyle bakmalı. Ancak vakit de kaybetmemeliyiz! Bence...
Türkiye'siz olmaz. Bakmayın siz rol dağıttıklarına ateşkese falan.
Günün sonunda İsrail de GÜÇLÜ TÜRKİYE'ye ihtiyaç duyar duyacaktır da...
Kendi algoritmamızla kendi yazılımımızla gitmeliyiz. Herkesle böyle görüşmeliyiz. İşin özü yanımızda pek kimse de yok. Bunu bilerek oyuna dahil olmalıyız...