Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Tarihi 13 Ağustos 2022

Gizli hesap

HER yerde herkeste bir tedirginlik var. Pandemi sonrası gelen savaş, dengeleri iyice sarstı. Gelecekle ilgili binbir soru... Hepsi cevap bekliyor. Enflasyon, döviz, siyaset, Erdoğan'a karşı kim aday olacak, 6'lı masa nasıl hareket edecek, CHP ne yapmak istiyor, muhalefetin hedefi ne, Türkiye BATI'dan kopup RUSYA'ya mı yanaşıyor, NATO buna ne diyecek, HDP ile muhalefetin arasındaki ilişki ne getirecek gibi çok konu başlığı var... Bir de yazılmayan, çizilmeyen, konuşulmayan gizli manşetler...
Uzun zamandır buralara gelmeyen bir YAHUDİ DOSTUMLA oturdum.
Dünya vatandaşıdır. Ara sıra buralarda görünür. Çok önemli bir iş ile uğraştığını bildiğim için uzun zamandır aramıyordum.
Geçtiğimiz günlerde oturduk.
Onu dinleyince "burada yaşamayan benmişim" diye düşündüm. Bilmediği yok.
Konuştuklarının yüzde 1'ini yazsam kıyamet kopar. Öyle böyle değil. Dijital dünyada etkili isim olduğu için atladığı bir konu bulmak mümkün değil. Hatta bir ara "Ya sen herkesi dinliyor musun? Nedir bu bilgi denizi" diye sordum...
Uluslararası üne sahip bir AJAN ile otursanız ondan duyduklarınızın küçük bir kısmını geçmez işitecekleriniz...
Ana konumuz siyasetti.
Başkan Erdoğan'ın kaybedeceğini hiç ama hiç düşünmüyordu. Siyasetle ilgili öyle parantezler açtı ki hiçbir istihbarat kuruluşunda olmayan bilgileri paylaştı. Nefes almadan dinledim. İsim isim, yer yer, tarih tarih, saat saat anlattı pek çok şeyi... Medyayı da pas geçmedi. İnanın nasıl bu kadar bilgisi oluyordu anlamış değilim. Öyle kulvarlara giriyordu ki sanki özel olarak çalışıp da gelmiş gibiydi...
Tahmin edersiniz ki çoğunu yazma şansım yok. Ancak içlerinde bir iki nokta var ki, isim vermeden yazılıp bilinmesinde fayda var...
Özellikle DIŞARISI ile İÇERİDEKİLERİN birleştiği kritik noktaları vurgu yaparak aktarıyordu...
Konu bir ara KİŞİSEL VERİLERE geldi.... Burada parladı. "Neden siz bu işlere ülke olarak önem vermiyorsunuz" diyerek adeta çıkıştı. "Neden vermeyelim ki" diyecek oldum sözümü kesti...
"Ya bazıları, milyonlarca dolar kazanıyor. Bakan yok eden yok. Bu nasıl iş..." dedi.
Konunun ne olduğunu bilmiyordum. Devam etmesini bekledim. Anladı... "Bazı konularda Türkiye gerektiği kadar hızlı değil" eleştirisi getirdi. Keskin bakıyor ve konuyu bir yere taşımak istiyordu. İzin verdim. Sustum.
Devam etti...
Ben isimlerini söylemek istemiyorum. Sen otur hepsine tek tek bak. Kim ne yapmış gör bakalım...
-Kimden, kimlerden söz ediyorsun?
Çok uzağa gitme yakın zamana bak. Hangi şirketler hangi kuruluşlar HACK'lendi.
Kimler kimlerden KİŞİSEL BİLGİLERİ aldı. Kim basit açıklamalarla olayı geçiştirdi.
Kim olayın üzerine kapattı...
-Kim bunlar?
İsimlere çok rahat ulaşırsın.
(Vurgularından isimler hemen akla düşüyordu) Biliyorsun ABD bu işlerde çok iyi. Bir kişinin verileri için 5 dolar ödeyen koca şirketler var.
Hayal et... 30 milyon kişinin kişisel bilgileri sende. Yeme içme alışkanlıklarından harcama eğilimlerine kadar.
Kişisel verileri toplama, yaptığın işin küçük bir ayrıntısı.
Ancak bunu işin kendisine çevirenler var.
-Nasıl ya?
30 milyon insanın kişisel verileri sende. Kart bilgilerinden adreslere kadar bu verileri topluyorsun.
-Evet haklısın son dönemde bazı şirketler HACK'lendi.. Nedir olay?
Ne HACK'lenmesi ya..- Hack'lendiler ya?
O resmi açıklama. Gerçek öyle değil.
-Nasıl peki?
Şirket sahibisin, 30 milyon kişisel veri sende. Bir kişinin verisi 5 dolar. 30 milyon çarpı 5 dolar etti 150 milyon dolar. Şirketin değeri ne! Belki bu kadar değil! Ancak üye olduğun özel bilgilerini verdiğin adres seni pazarlıyor. Kaba bir tabir ancak durum bu. Adam sizlerden bilgileri alıyor. Belli sayıya ulaşıyor. Sonra bir gün kendi yönettikleri MEDYA KANALLARINDAN
"HACK'lendik" açıklaması yapıyorlar. Ortada HACK'leyen kimse yok aslında. Perde gerisinde bilgileri isteyen şirketlerle el sıkışılıyor. O yabancı şirket ve bilgileri verecek olan yerli şirket HACK'lenme konusunda anlaşıyorlar. Bir gece, planlanan saldırı oluyor.
30 milyon insanın verileri yer değiştiriyor. Yerli şirketin yurtdışındaki hesabına ya da yurtdışındaki küçük ortağının hesabına bu 150 milyon dolar yatıyor.
-Eeee?
Sonra sizdeki kanunlar zayıf ve cılız. Devlet, giderek büyüyen bu olay karşısında yerli şirkete gelip dayanıyor.
Yapacak da bir şey yok. Son tahlilde HACK'lenmiş adam!
Devlet de, "Haklısınız ancak size ceza kesmek zorundayız" diyor. Patron çaktırmadan göbek atıyor. Çünkü cezanın tepe noktasını biliyor. O da şeriatın kestiği parmak acımaz cevabı veriyor.
-Sonra peki?
Adamlar milletin sırtından 150 milyon dolar kaldırıyor, dönüp devlete bir iki milyon TL ceza ödüyor. Bunu da yaparken gözyaşını isyanını eksik etmiyor. Bunları anlatmamın nedeni yazman için. Kimse bilmiyor bunları.
Küçük gazete haberleriyle geçiştiriliyor. Yoksa asıl parayı buradan kazanıyorlar.
-Peki kim alıyor bunları?
Birkaç neden var. Birini anlatayım. Farmakoloji yani ilaç sanayii bunlara bayılıyor. Kimin nereden ne yediği ne içtiği gelecekte hangi hastalıkların o insanları beklediğini biliyor.
Böyle bir harita çıkarılıyor.
Unutma HASTA kadar iyi müşteri yoktur. İLAÇ SANAYİ de bunu biliyor.
Daha hasta olmadan ilaçlarımız hazırlanıyor. Biraz düşünün lütfen. Ayrıca bir de şirketlerin ederlerine bir bak! Bazı şirketler garip bir fiyata satıldı.
Bu kadar etmeyeceği halde çok daha fazlası ödenip ya alındı ya ortak bulundu. İşin üzerine gidersen KİŞİSEL VERİLERİN SATILDIĞINI
GÖRECEKSİN. Sen HACK MACK işlerini dinleme. Hepsi yalan.
Dostum bir iki saat içinde nabız sayımı fırlattı. Siyasetle ilgili söylediklerini ise inanın unutmaya çabalıyorum. Bir insan tüm partileri, tüm isimleri bilebilir mi ya! Biliyor.
Öyle böyle değil hem de.
Patronlar ligi için ise ayrı parantez açtı! Tüm adımları takip ediyor. Kalkarken ise söyledikleri önemliydi.
Sarsıcıydı! "Yakında buralarda karışıklık bekleniyor. Aman dikkat edin. Kavgaya hazırlanan, güçler sırada...
Siyasi mühendislik ve pazarlıklar sonuç vermezse fırtına kapıda...
Umarım bir denge bulursunuz... Kavga etmesi muhtemel isimler seni çok ama çok şaşırtacak. Bekle..." diyerek karanlığa karışıp uzaklaştı.