Vav TV İzle
Sesli dinlemek için tıklayınız.
  • 17 Mayıs 2022, Salı

Sürpriz kart

RUSYA'NIN Ukrayna'yı işgali tüm dünyada dengeleri bozdu. Zaten bunun için düşünülen ve yapılan bir operasyondu.
Ancak sonuçları itibariyle BİRİNCİ ve İKİNCİ DÜNYA SAVAŞLARINI sollayacak gibi durmakta...
Putin'in UKRAYNA kararı ve yaptığı eylemler, AVRUPA'yı titretti. Bu korku NATO'nun geri gelmesine yol açtı. Son olarak da İSVEÇ gibi FİNLANDİYA gibi ülkeler NATO üyesi olmak için yola çıktı. Türkiye tatlı bir defans yaparak konunun genleşmesine neden oldu. Ancak dengenin değişeceğini gösteren asıl oyuncu ise bu iki ülkenin dışındaki İSVİÇRE'ydi!
UKRAYNA NATO'ya girecekti. İstiyordu. Hakkıydı.
Rusya da bunu MİLLİ GÜVENLİK SORUNU olarak gördü. İmzalar atılmadan ORDUSUNU yolladı. Daha önce defalarca yazdım! NATO üyesi bu kadar ülke vardı neden ses çıkarmıyordu? NATO bir ülkeyi üye yaparken Moskova'ya mı soracaktı?
Eski SOVYET ülkeleri bile NATO'ya giderken neden tepki verilmiyordu?
Eğer mesele UKRAYNA ile aradaki sınır ise şimdi NATO'ya girecek olan Finlandiya'nın da Rusya ile bin 300 kilometre sınır vardı.
Ukrayna'ya ordu yollarken Finlandiya'ya ne yollanacaktı?
Şimdi HELSİNKİ'den St. PETERSBURG, çıplak gözle görülüyordu.
Tepki ne olacaktı?
Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve Başbakan Sanna Marin "NATO üyesi olmak Finlandiya'nın güvenliğini güçlendirecektir... " sözleriyle üyeliği savundu. İsveç de farklı değildi. Macron ve Scholz bu çıkışa anında destek verdi.
Başkan Erdoğan ise "İskandinav ülkeleri ne yazık ki terör örgütlerinin adeta misafirhanesi gibi" sözleriyle bu karara karşı olduğunu dile getirdi. Türkiye elbette bir yandan PAZARLIK yapacak bir yandan da "DÜNYA NEREYE GİDİYOR?" sorusuna cevap arayacaktı. Çünkü bu sorunun içeriyi de fazlasıyla ilgilendiren kısmı vardı!
Yine içerisini ilgilendirecek önemli bir adım da İSVİÇRE'ydi! Savaşların dışında kalan, kimsenin gelip rahatsız etmediği, edemediği, rüzgarların başlangıcı olan İSVİÇRE...
İsviçre 1815 yılındaki Viyana Konferansı'nda ilan ettiği tarafsızlık statüsünden bu yana hiçbir ülkeyle savaşmadı. 1907 yılındaki Lahey Sözleşmesi'nden bu yana İsviçre uluslararası hiçbir ihtilafa taraf olmadı ve topraklarını çatışmalara taraf olan ülkelere açmadı, ilgili ülkelere silah ve mühimmat vermedi.
Birinci Dünya Savaşı'nda da İKİNCİSİNDE DE taraf olmadı. Soğuk savaş yıllarında bile TARAFSIZLIK sabitti.
Hiç sapma yaşanmadı.
Rusya'nın UKRAYNA işgali İSVİÇRE'de bile işleri karıştırdı. Bir yandan AB'nin yaptırımları diğer yanda ise TARAFSIZLIK ilkesi ülke içinde basıncı artırıyordu.
Bu iklimde İsviçre TAM ÜYELİK için olmasa bile NATO'ya yaklaşmak için adımları sıklaştırıyordu.
Savunma Bakanı Viola Amherd Washington'a yaptığı ziyaret öncesi ülkesinin tam üye olmamakla birlikte ABD'nin önderliğindeki NATO ittifakıyla artık daha yakın çalışacağını bildirdi.
Gidilen yerde İSVİÇRE bile TARAF olmaya zorlanıyordu. İSVİÇRE çok özel bir alandı. Kimsenin elini sokamadığı bir kara parçasıydı. DERİNLİKLERİNDE GİZLER saklıydı.
İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna doğru Alman istihbaratının patronu olan Amiral Canaris, İSVİÇRE'de ABD'li istihbaratçılarla bir araya geldi. Konu derin ve sarsıcıydı. Canaris savaşın bittiğini görüyor ve ABD'liler'e "Berlin'e Ruslar daha önce girecek gibi. Belgeleri ve personelimizi onların kontrol etmesini ve ele geçirmesini istemiyoruz. Gelin bunları siz alın. Kontrol sizde olsun..." teklifi yaptı. Derin operasyondu bu.
HİTLER konuyu duydu.
Dortmund'da dünyaya gelen Wilhelm Franz Canaris piyano teliyle idam edildi. Köklerinin YUNAN'a dayandığını sanan AMİRAL, sanayici Carl Canaris ile Auguste'nin oğluydu. İtalyan kökenliydiler.
Mükemmel İSPANYOLCA biliyordu. İngilizlerle ile savaşıyor sonra da gidip anlaşıyordu. Yerine gelen GEHLEN de ABD'yi büyütüyordu. Değişen bir şey yoktu. ALMAN İSTİHBARATI içeriden ABD'yi tutup ülkelerine çekiyordu. Şimdi tansiyonun tavan yaptığı bu dönemde de en önemli merkezler yine İSTİHBARAT KURUMLARI...
Atılacak adımlar belki 100 yıl değişmeyecek.
Böylesine büyük bir oyunun içinden geçiyoruz.
O İSVİÇRE şimdi yine oyunun içinde olacak gibi duruyordu. 200 yıldır mermi sesi duymayan, dokunulmayan, paranın ve fikirlerin merkezi olan İSVİÇRE kendisini güvende görmüyor ve NATO için ciddi ciddi düşünüyordu.
TARAFSIZLIĞINI sürdüremeyeceğini görüyordu. Bu çok önemli bir adımdı. DÜNYA SAVAŞLARI bile pozisyonunu sarsamazken UKRAYNA İŞGALİ tüm dengeleri bozuyordu. İsveç ile Finlandiya'yı yan yana koysanız bir İSTANBUL etmiyordu. Elbette özgül ağırlıkları vardı. Ancak İSVİÇRE bambaşkaydı!
Dünyanın yapıştırıcısıydı!
Onlar bile EKSEN değiştirmek zorunda kalabileceğini hissediyordu...
Durum bu kadar kritik hale gelirken NATO canlanıyor herkes ABD'nin yanına koşuyordu.
BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN NATO'dan Cankurtan'a geçiliyordu! Az zamanda büyük işler yapılıyordu! Bütün kartlar tekrar karılıyordu.
Avrupa ile Osman Kavala gibi Selahattin Demirtaş gibi, Canan Kaftancıoğlu gibi dosyalarla karşı karşıya gelindiği SIR değildi.
AVRUPA Türkiye üzerindeki baskısını artırmak isteyecekti. Son günlerde tartışma alanı haline getirilen SADAT konusuna da buradan bakmakta fayda vardı. Belli ki başka adımlar da gelecekti... Ankara'nın NATO'ya girmek isteyenlere EL FRENİ GÖSTERMESİNİ de böyle yorumlamak doğru olacaktır.
Her ülke yerini alıncaya kadar türbülans sürecek gibi...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya
      SON DAKİKA