Vav TV İzle
Sesli dinlemek için tıklayınız.
  • 18 Ocak 2022, Salı

Aynı gün

BAŞKAN Erdoğan'ın Kasım 2019'daki depremden sonra Arnavutluk'un yardımına koşması, yapılan konutları sahibine teslim etmesi, Gezi Davası sanıklarından Osman Kavala'nın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi, bir başka gazetecinin beraat ettirilmesi, Sırp Tenisçi Djokoviç'in sınırdışı edilmesi, Kazakistan'da Nazarbayev'e yakın isimlerin görevlerinden el çektirilmesi... Birbirine çok uzak gibi duran pek çok olay aslında iç içe geçmiş halkalar gibi...
Açalım. Hatırlayıp ilerleyelim...
Kazakistan'ın Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in damadı Timur Kulibayev Ulusal Girişimciler Odası 'Atameken'in Başkanlığı görevinden istifa etti. Nazarbayev'in diğer iki damadı da ulusal enerji şirketlerinin yönetimindeki görevlerini bırakmak zorunda kalmıştı.
Geçtiğimiz günlerde NAZARBAYEV'i doğrudan suçlayan TOKAYEV, "Milli geliri adil bir şekilde dağıtmadı..." dedi.
Kazakistan'ın en zengin isimlerinden olan Kulibayev, ülkenin en büyük ticari bankası Halyk'i yönetiyordu!
Yaşayan en uzun iktidar böylece çöküyordu!
Bir güç Kazakistan'da Nazarbayev dönemini bitiriyordu!
Dün iki önemli gelişme yaşanıyordu. Başkan Erdoğan Arnavutluk'a gidiyor, Osman Kavala da hakkında verilecek kararı bekliyordu.
Önce 6 Ocak'a gidelim...
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, ABD'nin Avrupa Özel Harekat Komutanlığı'nın (SOCEUR) ileri operasyon merkezini Arnavutluk'ta kuracağını açıklıyordu. ABD, bu askeri üsle, Balkanlar ve Doğu Avrupa'daki hareket kabiliyetini artıracak ve özel birliklerinin bölgede daha etkin şekilde varlık göstermesini sağlayacaktı.
ABD bu üsle birlikte Yunanistan, Kosova, Bosna, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Sırbistan gibi ülkelerle yakın bir etkileşim içerisine girebilecekti.
Rusya'nın, Sırbistan üzerinde ciddi bir etkinlik alanı bulunuyordu.
Biden tarafı bundan çok memnun değildi! İşte bu iklimde Erdoğan, 2019'un KASIM'ın da ülkeyi sarsan depremde yardıma koştu.
Dostluğunu gösterdi. Ve dün de evleri sahiplerine verdi. Bu Türkiye'nin YUMUŞAK GÜÇ olarak attığı önemli bir adımdı. ABD, askeri ÜS ile bölgeye sızma ve ele geçirme operasyonu yaparken, Türkiye tarihinden gelen güçle dostluk elini uzatıyordu. Gönülleri fethediyordu. Haliyle bu ziyaret sadece ABD'nin değil AVRUPA'nın da hiç hoşuna gitmiyordu.
Aynı saatlerde GEZİ DAVASI'ndan dolayı tutuklu sanık Osman Kavala'nın davası görülüyordu. Erdoğan'ın ziyareti ile aynı güne denk gelmişti. Dava öncesi en net çıkış ALMANYA'dan geliyordu. Doğaldı.
Açıklamada "Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden kaynaklanan yükümlülüklerini yıllardır yerine getirmiyor.
Başka adımların atılmasını engellemek Türkiye'nin elinde... Gözümüz de İstanbul'daki duruşmada" cümleleri kullanılıyordu.
Açık ve net olarak AVRUPA tehdit ediyordu. Osman Kavala duruşmaya gelmese de Fransa, İtalya, Belçika başkonsolosları, Avrupa Birliği, elçi müsteşarı, ABD ve Norveç konsolosluk temsilcilikleri, Hollanda'dan bir milletvekili ile İsveç Konsolosu da salonda hazır bulunmaktaydı..
Daha önce 10 BÜYÜKELÇİ'nin ANKARA'yı uyaran mektubu duruşma salonunda da görülmekteydi! Bununla birlikte dün ilginç bir adım daha atılıyordu.
Alman vatandaşı gazeteci Meşale Tolu'nun 22 sanıkla birlikte yargılandığı davadan sonuç çıktı. Tolu ve birlikte yargılandığı eşi Suat Çorlu, "terör örgütü propagandası yapmak" ve "terör örgütüne üye olmak" gibi kendilerine yöneltilen iki suçlamadan da beraat etti. Mayıs 2017'de tutuklanan Tolu, dava kapsamında yaklaşık 8 ay tutuklu kalmıştı.
Küresel satranç tüm hızıyla devam ederken dünyanın gündeminde ilginç bir konu daha vardı. O da dünyanın bir numaralı raketi Sırp Novak Djokovic'in Avustralya'dan sınır dışı edilmesiydi... Avustralya Açık'ta 9, kariyerinde 20 grand slam şampiyonluğu bulunan Djokovic, vize iptaline itiraz ederek kararı federal mahkemeye taşımıştı. Mahkeme itirazı reddetti! Ünlü tenisçiye kapıyı gösterdi. Sırp Djokovic, dava süresi boyunca mültecilerin tutulduğu otelde misafir ediliyordu... Covid-19 aşısı olup olmadığını açıklamayan Djokovic, Melbourne'deki Avustralya Açık Tenis Turnuvası'na katılamıyordu.
Ukrayna krizinde tansiyon hiç düşmezken, BALKANLAR da içten içe kaynıyordu.
Bu gelişmelerin ışığında insan, "Rusya'ya yakınlığı ile bilinen SIRBİSTAN'a mesaj, tenis kortundan mı veriliyordu?" diye düşünmeden edemiyordu... İşin içinde AVUSTRALYA olunca AUKUS da Sırbistan'ın ÇİN'e kapılarını sonuna kadar açması da insanın aklına düşüyordu...
Ve AVRUPA BİRLİĞİ 19 OCAK'a kadar KAVALA ve DEMİRTAŞ için süre vermişti...
Türkiye onlara kulak asmadı! Üstelik AVRUPA'nın içlerine kadar giderek ARNAVUTLUK'ta şov yaptı? Peki şimdi ne olacaktı?
Belli ki TÜRKİYE ile AVRUPA iyice birbirinden kopacaktı...
Hamleler peş peşe gelecekti.
Karşılıklı...
Mücadele bu...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya
      SON DAKİKA