Bugünkü
Takvim

Rest

DÜNYANIN neresinde olursanız olun, Amerika Birleşik Devletleri ile Çin'in mücadelesini görürsünüz. Yeni sistem de bu ilişkinin sonucu olarak yeşerecek. Bu iki kutup arasında yaşananlar yazarak tükenecek gibi değil... Enerji kaynaklarının kontrolü, orduların egemenlik alanlarını belirlemesi, 5G teknolojisi, ticaret yollarının denetim altında tutulması ve dijital para... Bunlar belli başlı savaş alanları. Bir de hem ABD ile hem ÇİN ile yürüyen, yürümek isteyen ülkelerin oluşturdukları görünür görünmez ittifaklar... Kavga kabaca bu parantez içinde gerçekleşiyor. Bu kavganın ilk cephesi ise Trump ve Biden arasında...
ABD ile Çin arasındaki kavganın tavan yaptığı görünür nokta Çinli telekom devi Huawei'nin sahibinin kızı ve şirketin Mali İşler Başkanı Meng Wanzhou'nun, Kanada'da gözaltına alınmasıydı. Gariptir!
Gerekçe olarak Huawei'nin İran yaptırımlarını deldiği gösteriliyordu. İran nedeniyle Türkiye de 17-25 Aralık'ta benzerini yaşamıştı. Çin bu hamleye BOEING 737 Max'lar üzerinden cevap verdi. Pekin'le hareket eden ülkeler bu uçaklara yasaklama getirdi. Boeing 500 milyar dolar zarar etti... Sonra işler daha da karıştı ve tırmandı.
Tepedeki fırtına hemen hemen her ülkenin iç siyasetine yansıdı... Ahmet Davutoğlu GELECEK, Ali Babacan da DEVA partisini kurdu. AK PARTİ-MHP karşısındaki blok ile birlikte hareket eder oldu.
Dünyanın çatısındaki isimler için TÜRKİYE'nin rotası önemliydi. Ben de buna bakıyor ve iç siyaseti TÜRKİYE'nin KONUMU üzerinden değerlendiriyordum. Birkaç yıl önce Başkan Erdoğan'ın PEKİN'de KIRMIZI HALI ile karşılanması ÇİN'in İPEK YOLU için Türkiye'ye verdiği değeri gösteriyordu. İçerideki siyasetin rüzgarı bu iki büyük gücün çekişmesi sonucu oluşuyordu. Başkan Erdoğan ABD'ye olan uzaklığını her geçen gün artırıyordu. 17-25'le başlayan AYRILIK rüzgarları en tepe noktaya ulaşıyordu.
Dün Erdoğan CUMA ÇIKIŞI gazetecilerin S-400 sorularına şu cevabı veriyordu: Bu testler doğrudur yapıldı, yapılıyor.
Amerika'nın yaklaşımı kesinlikle bizi bağlamaz. Çünkü biz elimizdeki bu tür imkanların testini yapmayacağız da neyi yapacağız? Herhalde bunu da biz kalkıp AMERİKA'ya soracak değiliz. Dolayısıyla biz sadece S-400 değil, bunun dışında birçok hafif, orta, ağır silahlar, bunların içinde Amerika'dan aldığımız birçok silahlar da var, bunların da testlerini yapıyoruz. Bundan sonra da yine aynı şekilde yapmaya devam edeceğiz. Bu arada tabii Yunanistan'ın elinde S-300'ler var. Bırakın testleri, kullanıyor. Oraya böyle bir şeyi Amerika soruyor mu veya söylüyor mu? Yok. Yani burada özellikle Rusya'ya ait bir silah olması demek ki bu beyefendileri rahatsız ediyor. Biz kararlıyız, yolumuza da aynı şekilde devam ediyoruz...
Yakın tarihe bakıldığında görürsünüz! ABD'ye karşı BÖYLE BİR ÇIKIŞ DAHA
ÖNCE OLMADI... HİÇ
OLMADI... Bu iki ülke arasındaki iplerin koptuğunu ve geri dönülemez bir yere geldiğini göstermekte. Türkiye cesaretle ve kararlılıkla kendi yolundan gitmekte. Türkiye S-400'leri aldı ve önceki günlerde SİNOP'ta denemeleri de gerçekleştirdi.
Soru üzerine de ERDOĞAN ABD'ye yukarıdaki cevabı verdi...
Peki Erdoğan'ın sözlerine cevap nasıl geldi?
Başkan Erdoğan'ın çıkışından kısa bir süre sonra ABD'nin Ankara Büyükelçiliği "Güvenlik Uyarısı" yayımladı. Türkiye'de terör saldırısı olabileceği belirtildi.
ABD Büyükelçiliği uyarıda kabaca şunları söylüyordu:
İstanbul'da ABD ya da yabancı ülke vatandaşlarına karşı terörist saldırılar bekliyoruz. Kaçırma girişimleri de olabilir. Güvenilir bilgiler aldık. ABD veya yabancı konsolosluklar hedef olabilir.
Vize işlemleri geçici olarak durduruldu...
Bu TERÖR UYARISI aslında Türkiye'ye verilen cevaptı. Savaşın, mücadelenin her frekansta devam ettiğinin göstergesiydi.
Sanırım anlaşılmayan da buydu.
Üç gün önce de önemli bir açıklama geldi. Konuşan sıradan bir isim değildi. ABD'nin NATO Büyükelçisi Kay Bailey Hutchison, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400'ler hakkında "Biz, onları ittifakımıza bağlı kalmaları konusunda ikna edemediğimiz için çok mutsuzuz" ifadelerini kullanıyordu. Ve devam ediyordu: Türkiye'nin S-400'leri NATO topraklarında test etmesi hepimiz için son derece sıkıntılı bir durum. Türkiye S-400'lere sahip olmak için çok şeyi feda etti. Bu gelişmeler hiç iyi değil. Biz, tüm NATO ittifakımızla birlikte Türkiye'yi, hasım olarak kabul ettiğimiz Rusya'dan füze savunma sistemi almaktan vazgeçirmek için elimizden gelen her şeyi yaptık. Rusya'dan füze savunma sistemi almak ve bunu NATO ittifakımızın içine sokmak... Bu bir kırmızı çizgi. Bunda şüphe yok... Ve NATO Büyükelçisi Hutchison Ankara'nın karşı karşıya kalabileceği sonuçların olabileceğini de örtülü olarak ifade etti...
Burada bakılması gereken en önemli cümle "HASIM OLARAK KABUL
ETTİĞİMİZ RUSYA" ifadesiydi... Geçtiğimiz günlerde de yazdığım gibi Washington Rusya'nın Çin'le ve Türkiye ile birlikte hareket etmesini istemiyordu.
Hatırlayanlar olacaktır, 2 yıl önce yayınlanan bir DER SPİEGEL kapağı vardı.
Birkaç kez yazdım bu konuyu.
PENTAGON'a yakın olan DERGİ kapaktan TRUMPCİNPİNG- ERDOĞANPUTİN denklemini bozun çağrısını yapıyordu. Yani YENİ DÜNYA DÜZENİ'nde bu 4 lideri istemeyen bir güç vardı.
O gün de daha öncesindeki ARAP BAHARI'nda da hep RUSYA'ya operasyon yapıldı.
Rusya KAFKASLAR'dan da atılacaktı. Planları öyleydi.
Hatta POLONYA'daki NATO yapılanması bile RUSYA'ya gözdağı içindi... Amaç ÇİN'i bir şekilde kontrol etmekti.
Rusya-Türkiye -İran ile yan yana gelen ÇİN durdurulamazdı.
Trump seçilirken nasıl RUSYA seçimlere karıştırıldıysa şimdi de RUSYA'nın yanı sıra İRAN ve ÇİN de hesaba dahil edilmekteydi...
Petrolden gaza, 5G'den Akdeniz'e, Huawei'den Kafkaslar'a kadar olan her mücadelenin altında yatan gerçek ABD'nin ÇİN'i durdurma çabasıdır. Operasyonudur...
Çin'i durdurmak için de RUSYA'nın alanda zayıflatılması ve Putin'in düşürülmesi amaçlanan hedef içindedir.
Türkiye'ye zaten FİNANSAL operasyonlarla gelmekteler.
Belli ki şimdi de TERÖRLE kapıya dayanacaklar. ABD'deki seçimlere de böyle bakmakta fayda var. DER SPİEGEL'in kapağından gidecek olursak TRUMP GELİRSE TÜRKİYE
ÇOK DAHA HUZURLU,
GÜVENLİ BİR ŞEKİLDE yoluna devam edecek. Biden gelirse kapaktaki 4'lüden biri olan TRUMP gitmiş olacak. Kalan üç lider bu kez çok daha şiddetle ABD'yle mücadeleye girişecek...
Kavga büyüdükçe büyüyecek...
Konu bu! Olay bu!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya