CANLI YAYIN
Ergün Diler
ERGÜN DİLER

Üç patron

Eklenme Tarihi 28 Ağustos 2012
Benim için dün ilginç bir gündü.
Bir döneme damgasını vuran üç gazete patronu birinci sayfadaydı. Erol Simavi, Asil Nadir ve Dinç Bilgin... Hepsi okunmaya değer haberlerdi. Hepsinin ilginç öyküleri vardı.
İşte size kanlı bıçaklı olduğu düşünülen Simavi ile Nadir'in pek bilinmeyen bir anısı...
Turgut Özal'ın Harbiye Orduevi'nde gazete sahiplerine verdiği yemeğe Asil Nadir'in katılmayacağı Ahmet Özal tarafından söylenmesine rağmen 10.30 civarında salonun kapısında gözüktü. Erol Bey, Nadir'i görünce gerildi.
Saygısızlık olmasın diye birkaç dakika dişini sıktı. Rahatsızlığı belliydi. Çok fazla dayanamadı: "Sayın Nadir, eşiniz antikaya meraklı. Siz de galiba ondan görüp merak sarmışsınız. Ama siz benim gazetemdeki antikaları transfer ediyorsunuz. Ben size topyekun Hürriyet'i vereyim. 1 trilyona olur bu iş. Turgut Bey de bu ticareti mutlaka sevecektir" dedi ve sinirli bir şekilde toplantıyı terk etti.
O dönemlerde Nail Keçili, Turgut Özal ve ANAP'a iletişim danışmanlığı yapıyordu. Erol Simavi ise Taksim'deki The Marmara otelinin bir katını tümüyle kendine ayırmış, orada yaşıyordu.
Nail Keçili'nin şirketi aynı zamanda Hürriyet'in de reklam ajansıydı. O dönemdeki ofisi Taksim'deki ünlü Kazancıgil Köşkü'ydü. Otel ile kapı mesafesi 50 metreydi. Erol Bey çalışma mekanı olarak Cenajans'ı seçmişti. Sabahları otelden yürüyerek gelir ve kendisine tahsis edilmiş en itibarlı odada çalışırdı, Keçili'nin hala sekreterliğini yapan Mine Hanım da Erol Bey'e hizmet ederdi.
Bütün işlerini buradan idare eden Simavi, gazeteye hiç gitmezdi. Hatta bir keresinde Nail Bey'i de alarak Hürriyet'e gitmiş, ancak kapıdaki görevli "Siz Erol Simavi iseniz ben de Muhammed Ali Clay'ım" diyerek kendisini içeri almamıştı. Erol Bey o görevliyi Çetin Emeç'e anlatmış ve üç maaş ikramiye verdirmişti!
Neyse...
Erol Bey, Asil Bey ile Özal'ın davetinde karşılaştıkları gecenin sabahı yine CENAJANS'taki ofisine girip gazeteleri okumaya başladı. Birden kapı açıldı. O zaman Sabah, ATV, Yeni Asır gazetelerinin sahibi olan Dinç Bilgin içeri girdi. Akşamki gerilim masaya yatırılacaktı. Dinç Bey koltuğa oturur oturmaz Mine hanım içeri girerek Turgut Özal'ın Dinç Bey'i aradığını söyledi. Dinç Bilgin hafif bir şaşkınlıktan sonra telefonu açtı. Erol Bey yanlış anlamasın diye de sesi dışarı verdi.
Turgut Bey ahizenin diğer ucundan "Erol Bey'in dün akşamki yaptığı terbiyesizlik neydi öyle" diye sorunca odada buz gibi bir hava esti. Erol Bey konuşulanları duyduğu için Dinç Bilgin "Siz ne diyorsunuz beyefendi" diye tepki verdi. Kızan Özal, Bilgin'i de haşladıktan sonra telefonu kapattı. Odada 5 dakika kimse kimseyle konuşmadı. Dinç Bey kapıya yöneldi, "Erol ağabey Özal şimdi muhalefeti görür" dedikten sonra çıkıp gitti. Erol Bey ayağa kalkıp "Kızım bana Çetin'i bağla" dedi. Genel Yayın Müdürü telefonun ucundaydı. Erol Bey hafif hafif gülümseyerek "Çeto, Dinç Bey ile bir toplantı yaptık. Muhalefet kararı aldık.
Göreyim yarınki Hürriyet'in manşetini, hadi bakayım" dedi ve telefonu kapattı. O toplantıdan sonra iki gazete Turgut Bey'in üzerine gitti.
Oyların erimesinde yapılan şiddetli muhalefetin payı vardı!
Oylar düşünce Turgut Bey Köşk'e çıkmaya karar verdi.
Türkiye'de başka bir rüzgar esmeye başladı. Ankara'da roller değişirken, Asil Nadir Londra'da, Erol Simavi İstanbul'daydı. Nail Keçili ise Hürriyet ile ilişkisini sürdürüyor, Simavi ile arasından su sızmıyordu... Bir gün Emlak Bankası eski Genel Müdürü, Londra'da bulunan Nail Keçili'yi arayıp "Şu soğukluğu bitirelim.
Asil Bey ve Erol Bey bir yemek yesinler"
teklifini iletti. Bülent Şemiler, Eliyeşiller'in damadıydı.
Kıbrıslı'ydı. Mücahitlik yapmıştı.
Özal'ın ABD'den getirdiği prenslerinden biriydi. Denktaş'a çok yakındı. Asil Bey'le de iyi arkadaştılar.
Keçili, Erol Bey'i arayıp durumu bildirdi. Simavi birkaç gün sonrası için HİLTON OTELİ'ni ayarladı.
Asil Bey için hazırlıklar başlamıştı.
Yemekte Erol Simavi, Asil Nadir, Hürriyet Gazetesi Genel Müdürü Özcan Ertuna, Bülent Şemiler ve Nail Keçili olacaktı.
O gün geldiğinde Bülent Şemiler ve Nail Keçili iki Range Rover'le Asil Nadir'in kaldığı otele gitti. Nadir'in lacivert Gulfstream uçağı Luton Havalimanı'nda hazır bekliyordu.
Keçili ve Asil Bey ilk kez karşılaşıyordu.
Keçili, Asil Bey'le 40 yıllık dost gibi şakalaşıyordu. Bir ara uçakta hayli kilolu hostesi görünce "Hocam, bu hostes hanım bu kilo ile uçakta dönemez bile" dedi...
Personeline söz söyletmeyen Nadir, "Bu hanım kaptanımın karısıdır. Tam 40 senedir yanımda çalışıyorlar. Sen kalkalım da o zaman kadının hizmetini görürsün" cevabını verdi. Nadir haklı çıkmıştı.
Keçili, hiçbir yerde yiyemediği kahvaltıyı uçakta o hostesin elinden alacaktı.
Asil Bey uçakta her zaman TÜRK MUSİKİSİ dinlerdi.
Uçmaktan korkardı. Hatta bir gün Kıbrıs'a inerken yanındaki Suudi Prens korkudan bağırınca "Sus lan" diyerek tokadı yapıştırmıştı...
AN kuyruk kodlu Gulfstream İstanbul'a sakin bir iniş yaptı. Her zaman olduğu gibi birkaç tane siyah aynı model, aynı tip Mercedes karşılamaya geldi. Asil Bey yemeğin verileceği otele geçti.
Erol Bey misafirini kapıda karşıladı.
Dev salondaki masanın bir ucuna Simavi, diğer ucuna da Nadir oturdu. İki dev dost olmuştu.
Bütün kırgınlıklar geride kalmıştı.
Daha sonra Asil Bey zor duruma düşünce Erol Bey teminat mektupları için bizzat devreye girecekti.
Asil Nadir Denktaş'a ihanet etmediği için bugün hapiste. Erol Bey'in de başı parasını devrettiği isimle dertte. Dinç Bilgin ise kendi problemlerini çözme savaşında...
Türkiye'de bir döneme damga vuran üç isim, belki de ilk kez aynı anda bir sayfada yer aldı...
Sizlerle paylaşayım istedim.
Kötü mü oldu?
NOT: Asil Bey yıllar sonra İngiltere'den çıkmak zorunda kaldığında onu kaçıranlar işte o pilot ile o hostesti!