CANLI YAYIN
Ergün Diler
ERGÜN DİLER

Ters cephe!

Eklenme Tarihi 23 Eylül 2013
2 Mart 1931'de Kuzey Kafkasya'nın STAVROPOL bölgesinin PRİVOLYE Köyü'nde doğdu. Köylü çocuğu orada okudu. 1952 yılında genç bir delikanlı iken Sovyetler Birliği Komünist Partisi'ne üye oldu. 1955'te Moskova Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Genç komünistleri örgütlüyordu. Doğduğu bölgenin sözü en çok geçen ismi haline gelmişti. Yıldızı her geçen gün parlıyordu.
1978'de tarım sorumlusu olarak partinin merkez komitesine seçildi. Bir yıl sonra politbüro yedek, bir sonraki yıl ise asil üyesiydi!
Yolu tamamen açıktı! O da ilerliyordu!
Bu isim Gorbaçov'du! TARİHİ DEĞİŞTİREN adam yani!
Mihail Sergeyeviç Gorbaçov, 1973 yılında yani yükselişi tam olarak başlamadan önce kendi bölgesinin ağasıydı!
Sovyet Devlet Planlama Teşkilatı, 1973'te hazırladığı bir raporla gelecek yıl BUĞDAY krizinin olacağını ve bu nedenle tespit edilen bölgelerde buğday üretimimin artırılması gerektiğini yazdı. İlgili yerlere iletilen rapordan sonra gereği yapıldı. Önlemler alındı. Ancak Gorbaçov devletin raporunun aksine BUĞDAY ekimine girmiyordu!
Emirlerin dışına çıkıp, bildiğini okuyordu!
Rapor tespitlerinde haklı çıkmış ve buğday krizi ülkeyi sarsmıştı! Ama Gorbaçov'nun keyfi uygulamaları, Sovyetler'i Amerika'nın kapısına götürmüştü! Bu kadar önemli bir ihmali yapan biri nasıl oluyordu da devletin en üst noktasına kadar gidiyor ve Glasnost-
Perestroika ile tarihi değiştirebiliyordu!
İdam cezası alması işten bile değilken o devletin başına geçiyordu!
Nasıl bizler şimdi Türkiye'nin geçirdiği evrimi anlayamıyorsak, Ruslar da o gün olanlara bir anlam veremiyordu! Dünya denge üzerinde duruyordu!
Dengenin bir ucu olan Amerika, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra cetvelle pastayı paylaştığı Ruslar'a "Değişin!" diyordu!
Onlar da ölçüp biçtikten sonra değişiyordu!
Artık Rusya silahla, füzeyle, askerle, savunma sistemleriyle değil petrol ve gazla değişecekti! Enerjisini yıllardır olduğu gibi Rothschildler'e değil kendi isteği ve kararıyla istediğine satacaktı! Amerika da petrol fiyatlarını yukarı çekip Yeni Rusya'nın kurulmasına yardım edecekti! Bütün operasyon MUSEVİ BARONLARI sınırdışı etmek, Avrupa'ya sıkıştırmak içindi!
Rusya bir yandan bu görevi yaparken öte yandan söylemese de en büyük korkusu olan Çin'i frenlemek zorundaydı! Bu tehlikeyi gören Çin de karşı atağa geçip, İran ve Türkmenistan ile enerji köprüsü kurdu! 1833 kilometre uzunluğundaki boru hattını devreye sokup Türkmen gazı ile Kazak ve Özbek gazını da yanına aldı! Çin bu hamle ile Rus tekelini kırmayı hedefliyordu! İkiz Kuleler'e saldırıdan sonra Amerika, Irak ve Afganistan'a girse de Çin'i sınırlamayı tam olarak başaramadı! İran ile olan sorunlar, Suudi Arabistan'dan sonraki en büyük oyuncu olan Tahran'ın petrolü, Çin'e akıtmasına neden oluyordu!
Türkmenistan ve Kazakistan da kesintisiz gaz veriyordu!
Rothschildler AAC, Rio Tinto ve BHP Billiton dünya demir-çeliğinin üçte ikisini Çin'e akıtıyordu! Washington'un sınırlama çalışmalarına rağmen, Amerika'nın içindeki ve Londra'daki Musevi BARONLAR, Çin'i büyütmeyi amaçlıyordu! Amerika'nın karşısına yeni bir Amerika çıkarmak için! İNGİLTERE böyle istiyordu!
BARONLAR, komünist Çin'i kapitalist bir ülkeye çevirip bütün ideolojik tanımları çöpe atarken, Amerika, Rusya'ya "Verdiğin gazla Avrupa'yı titret.
Asya'daki yolları kontrol ederek de Çin'i bloke et" diyordu!
Plandaki rol böyleydi!
Türkiye ise kabuk değiştirip soya dayanan rejimini esnetecek ve bölgeyi kontrol edecekti!
Ankara beklenenden hızlı yol aldı! 60 yıldır uğramadığı bölgede kendini bir anda tekrar keşfetti! Ve kabul ettirdi! Ancak Ankara'nın girdiği yerlerde eski patron İngiltere ve biraz da Rusya vardı! İngiltere ile mücadelenin tam olarak yapılabilmesi için Rusya'nın eski alışkanlıklarından uzaklaşması ve plana sadık kalması gerekiyordu! Yeni rolünün kendisine fazlasıyla yeteceğine inanması şarttı! Bu şablona göre Lazkiye ve Tartus'taki üslere gerek yoktu! Ama Kremlin inatçıydı! Son durak olan Şam'dan çekilmek niyetinde değildi! Ortaklığa bir çentik daha eklemek istiyordu! Sorun buydu! Tek adamlarla yönetilen Arap rejimlerine yıllarca silah veren Ruslar da bir anlamda haklıydı!
Hemen bölgeyi unutup çekilmek istemiyordu! Soğuk savaşın izlerini silmek kolay olmuyordu!
Suriye'deki kimyasal dehşet dengeleri bir kez daha yerinden oynattı! Ruslar ikna olmak zorunda kalıp "tamam" dedi. İkinci hamle, bölgenin asıl aktörü Ankara'dan gelecekti! Ancak Kürt sorunu ve terör büyük engeldi. Bu sorunların üzerine hızla gidilmesi Avrupa'yı çok rahatsız etti!
Büyük planda nokta konulabilmesi için Türkiye de rolünü tamamlamalıydı!
Amerika ve Rusya'dan farklı olarak Ankara'nın yükü ağırdı! Çünkü gireceği yerlerde, hem Londra hem Avrupa vardı!
Bu da asıl mücadelenin burada olacağının göstergesiydi! Ankara daha doğrusu Erdoğan düşerse, Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki komuta kademesinden, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'ne kadar her şey değişecekti! Çünkü Yeni Türkiye kendini buna göre formatlamıştı! Eğer Erdoğan giderse, kılıçlar çekilip gelenler götürülecekti!
Washington-Ankara-Moskova arasındaki hattın yaşaması, Türkiye'nin yapacağı temizliğe bağlıydı! Glasnostla yani 25 yıl önce başlayan OYUN şimdi en ateşli evresine girmek üzereydi! İngiltere, Çin ve Avrupa, Türkiye'de bu nedenle DELİK açmak için uğraşıyordu! Taraf değiştiren Ankara maçın sonucunu belirleyecekti!
Önemi burada! Türkiye olmadan yapılan planın hiçbir anlamı yok! Bütün oyuncular Ankara'ya muhtaç!
Bu nedenle hem Erdoğan'ı hem de rotayı değiştirmek için gelecekler! Hem içeriyi karıştırıp hem de çevreden saldıracaklar!
CHP ve bazı yayın organları haftalardır "SAVAŞA HAYIR!" diye kampanya yapıyor! Uçağı düşürülen, onlarca bomba yiyen, vatandaşları öldürülen Türkiye gıkını çıkarmadığı halde birileri ısrarla "Türkiye savaşa gidiyor!" çığlığı atıyor!
Bütün bunları tersinden okuyun!
CHP'ye de emir verenler kirli bir savaşla Ankara'ya diz çöktürmek istiyor!
Başka türlü Türkiye'nin rotasının değişmesi pek mümkün görünmüyor!
Tabii işlerini şansa bırakmak istemeyen BARONLAR el altından çok kirli bir şekilde ALEVİ-SÜNNİ kavgası tezgahlıyor!
Taşeronlar da prova yapıyor!
İzleyelim bakalım!


NOT: Ankara'nın şimdilerde ne yaptığını 20 yıl sonra anlayacağız! En erken 2023'te!