* Nasıl yani?
Devamlı YENİ TÜRKİYE diye yazıyorsun. Yeni Türkiye'yi önce BOĞAZ'da görmen lazım. Eğer buradaki YALILAR ne zaman el değiştirirse o zaman senin yazdıkların gerçekleşmiş demektir...
* Ne yani adam İstanbul'un bir başka yerinde SARAY yaptırsa bunun bir anlamı olmayacak mı?
Birçok yalı YÜKSEK fiyattan satışta. Bazıları el altından satılıyor. Bu iyi bir şey. Eğer Boğaz'da denge kurulursa Türkiye'de denge kurulur.
* Bence sen YALIYI satacaksın, müşteri arıyorsun!
Satmam diyemem. Ben ülkesi için kafa yoran bir adamım. Yıllardır Boğaz'da oturan biri olarak buradaki 40 kişinin ülkeyi yönettiğini biliyorum.
*Yalılar gidince 40 KİŞİ ortadan kalkacak mı?
Sermaye el değiştireceği için, Anadolu "ben de varım" diyeceği için tarih tekrar yazılmaya başlanacak.
* Ee, umarım birileri gelip buralarda kendilerine yer bulur!
Bulur bulmasına da bizim mahalle sakinleri değişik alanlarda at oynatmaya başladı.
* Bu da ne demek?
Tahılla, bulgurla, koltukla, kanapeyle, lastikle bu işler olmaz...
* Ne yapmalı?
Yeni Türkiye ENERJİ ve TELEKOMÜNİ-
KASYON'da oyuncular çıkarmalı... Çünkü dünya bunların çevresinde şekilleniyor...
* Enerjide birçok yatırımcı sırada değil mi?
Evet sırada... Ama kimler!
İstersen sayayım. Aydın Doğan, Ferit Şahenk, Zorlu, Ünal Aysal...
* Ya bunlar ülkenin en seçkin isimleri.. İsimler problem değil.
Gittikleri yola bak sen.
* Yol mu?
Yol ya... Birkaç yıldır ülkede bazıları birden YEŞİL SEVDALISI kesildi. Çiçek, böcek, ekoloji diyerek adeta kulvar değiştirdi. Ve bunları söyleyen bütün isimler ENERJİ SEKTÖRÜNE çullandı.
* İşadamı girecek tabii...
Girmelerine bir şey demiyorum.
Ancak ülkenin büyük bir bölümü olan bitenden habersiz.
* Çatlatma insanı Allah aşkına.. Ne demek istiyorsun?
Yükselen değer KARBON TİCARETİ... Ama Türkiye'de bunu bilen bir elin parmakları kadar...
* Eee!
KYOTO Protokolü'ndan sonra ülkelerin ve şirketlerin SERA GAZI (karbondioksit) EMİSYON tahsisatı almaları ya da satmaları sonucunda oluşan bir piyasa...
* Yani?
KYOTO'da ülkeler 1990 yılındaki SERA GAZI limitini yüzde 5 oranında düşürmeyi kabul etti.
* Ne var bunda?
Bu anlaşmayla her ülke endüstrisi karbondioksit kotası ile sınırlandı..
*Türkçe konuş ne olur... Ne demek bu?
Senin BEYAZ TÜRK dediklerin HİDROELEKTRİK SANTRALİ ya da RÜZGAR ENERJİSİ için başvuruyor.
İzin alanlar hemen işe girişiyor. Bu projeler çevreci olduğu için de OKSİJEN oranına katkı yapıyor...
* Güzel değil mi?
Değil tabii... Mesela, ABD'deki ya da İNGİLTERE'deki dev bir şirketin üretim yaparken yayması gereken KARBONDİOKSİT oranı yüzde 80 diyelim. Ama adam yüzde 95 oranında ZEHİRLİ GAZI doğaya veriyor... Başı belaya gireceği için bizim temiz enerjiye yatırım yapan işadamlarımızın kapısını çalıyor. Yüklü miktarda TEMİZ HAVA belgesi alıyor. İhtiyaç duyduğu yüzde 15'lik açığı böylece kapatıyor..
* Bizimkiler para alıyor mu?
Almaz mı.. 10 yıl içinde bu piyasada dönen para 10 TRİLYON DOLAR olacak...
* Bırak kazansın adamlar..
Anlamadın hala... Her ülkenin bir KARBON SINIRI VAR... Şu an Türkiye için bir sorun yok. Ancak kısa süre sonra DOMUZ BAĞINI yeriz...
* Anlamadım!
Temiz enerjiyle KÜRESEL ISINMAYA karşı işlem yapan şirketlerimiz kullanmadıkları KARBONDİOKSİT oranını yani TEMİZ HAVAYI yabancı devlere satmak için sıradalar... Alıcılar zaten hazır. İleride yerli otomobil için düğmeye basacağın zaman KYOTO önüne gelir. Derler ki: Bir dakika siz KORBONDİOKSİT sınırını aşmışsınız.
Elinizdeki oranları BORSADA yabancılara satmışsınız. Bu işten vazgeçin. Yoksa fatura ağır olur...
* Temiz hava belgelerini BORSADA satarak kendi bacağımıza mı sıkıyoruz?
Aynen. Anlamaya başladın...
Rahmetli Nihat Erim'e "gökyüzünde yerinizi belirleyin" dendiğinde "Allah'ın gökyüzü, ne yerinden söz ediyorsunuz" cevabı vermişti. Yıllar sonra UYDU koyacak yer bulamadık..
Bu yüzden çok üreten ve çok kirleten ülkeler bu SERTİFİKALARI toplamaya başladı. Aman uyanık olalım. Tuzağı görelim. Ülkenin geleceğini tehlikeye atmayalım...
* Bunun için mi beni aradın?
Emperyalizm artık silahla füzeyle gelmiyor. Bu işlere bakmak lazım.
Adam bunun piyasasını oluşturmuş.
Biz de başrol oynayalım. Önümüzdeki yıllarda "adamların havasını bile çaldılar" diyeceğimiz birçok olay göreceğiz. Sen de gazetecisin. Bunları önceden yaz ki bir anlamı olsun...
NOT: Başbakan Erdoğan, 22 gün aradan sonra Ankara'ya dönüp YAŞ toplantısına katıldı. İlk kez YAŞ'ta çok ama çok önemli meseleler konuşuldu.
Bu da Yeni Türkiye'de SİVİL-ASKER işbirliğinin en üst düzeye çıktığını gösteriyor. Artık güçlü bir hükümet, güçlü bir lider ve güçlü bir ordu var... Bunlardan biri bile olmasa sizi kimse ciddiye almaz...