CANLI YAYIN
Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Tamamen duygusal

Eklenme Tarihi 9 Ağustos 2012
Süleyman Bey'le yıllarca çok yakın çalışan bir dostumla sohbet ederken "Kürt konusunda özeleştiri yapsanız, ne dersiniz?" diye sordum. Kuzey Suriye'ye Peşmergeler gitmiş, PKK ise Şemdinli'ye gelip iki haftadır çıkmamıştı. Bir yerlerden düğmeye basılmış ve terör azmıştı...
Bu nedenle vereceği cevabın çok önemli olduğunu biliyordum. Ama çok sakindi. "Sana yaşanmış bir olay anlatayım" dedi.... "Terör 1990'ların başında iyice kudurmuştu. Bölgede dolaşmak bile imkansız gibiydi. Halk askerden korkuyordu. Vatandaşla iletişim hiç sağlıklı değildi.
İstanbul'daki, İzmir'deki gibi yaşam ritmi yoktu oralarda.
Hayat başka türlü akıp gidiyordu.
Kimse geleceğe hayal kurmuyordu. Çatışma seslerinin duyulduğu bir günde Hakkari'ye gittim.
Birkaç görüşme yapıp akşamda tanıdığım dostlarla birkaç lokma yiyecektik. Neredeyse bölgede görev yapan bütün personeli tanıyordum. Hem MİT'çileri hem askerleri... Ben geleceğim diye arkadaşlar hazırlık yapmışlar. 7-8 kişi masanın etrafına kurulduk. Muazzam bir geceydi. Silahların gölgesinde kebapla rakı içiyorduk. O atmosferde bile gülmeyi beceriyorduk. Sohbet gelip KÜRT konusuna dayanınca herkesten farklı bir ses çıkmaya başladı. Gülen adamlar gitmiş yerlerine birer şahin gelmişti. Çözüm için tek adres kurşundu! Hiçbiri soruna benim gibi geniş bakamıyordu. Türk ve Kürt'ün dışında da bir anlamı vardı ölümlerin... Oyunun büyük olduğunu anlatmaya çalıştım.
Ancak alkolün de etkisiyle sözümü dinletemedim.
Anlayacak durumda değillerdi.
Gecede sona gelinmişti. Hepimiz yavaş yavaş kalkmaya başladık.
İşimiz zordu. Çünkü kalacağımız yer yaklaşık 900 metre uzaklıktaki tepenin üzerindeydi. Kapının önünde toplanıp etrafı kolaçan ettik. Buz gibi bir sessizlik vardı.
Tam adımımı yola atacaktım ki bizim komutan "ATIMI GETİRİN" diye bağırmaya başladı. Gece yarılmıştı.
Karanlığın içinden iki asker, yanında yerel kıyafetli bir KÜRT'le koşarak geliyordu.
Hepimizin şaşkın bakışları arasında yanaşan Kürt eğilip alkol sınırını aşan komutanı sırtına aldı.
Köylü, askeri tepeye taşırken ben donup kalmıştım. Gördüklerime inanamıyordum. Ankara'dan tanıdığım bir arkadaşıma "Bu ne böyle?" diye sordum. Gülerek "Bu hep böyle" cevabını verdi.
Bu, Kürt sorununda ne kadar yanlış yaptığımızı gösteren en büyük örnekti. 50 yıl siyaset yapmış ancak bu kadar çarpıcı bir olay yaşamamıştım... Ancak ne ben, ne de diğer arkadaşlar komutanın yaptığını onaylamamıştı.
Yapılanın son derece yanlış olduğunu biliyorduk. Münferit hataların kulaktan kulağa yayıldığı da bir gerçekti. Yapılan bir haksızlıktı ve önüne geçilmesi gerekiyordu. Dostum olmasına rağmen o komutanı bizzat şikayet ettim. Ancak hiçbir zaman dağa çıkılmasını da anlamlı ve gerçekçi bulmadım. Bunu kaşıyanlara fırsat vermemek için çırpındım.
Batı'da planların 25 ya da 50 yıllık yapıldığını bilirim. Kürt devletinin kurulmasına neden olacak hatalardan uzak durulmasını savundum. Kürtlerle tartışırken de hep şunu söyledim:
Kardeşim, milli gelirin üçte birini Türkler, üçte birini Yahudiler, üçte birini de Kürtler alır. Bu ülkenin çok az bilinen bir gerçeğidir. Siz bunu bilmediğiniz için, biz de anlatamadığımız için Kürt gençlerini kullanıyorsunuz. Yoksa kimsenin kimseyi ötelediği falan yok. Bunu da en iyi İstanbul'da yaşayan zengin Kürtler bilir... Şaşırmıştım. Ama sohbet iyi gidiyordu.
Hemen araya bir soru daha sıkıştırdım...
Kürt Devleti mi kurulacak?
Bunları konuşmak için çok erken.
Türkiye'nin izin vermediği bir şey olamaz. Yapmaya kalkan faturayı öder.
Suriye karışık. Orası netleşmeden bölgede kimse adım atamaz.
Nasıl karışık?
Suriye ve Esad'dan söz ederken bir anda Kuzey Suriye ve Kürt sorunu çıktı. Yetmedi. PKK Şemdinli'ye girdi. Bütün bunların Kürt Devleti dışında daha basit bir nedeni var.
Nedir o?
Devlet içeride kaçakçılığa göz yummuyor. Baskın üstüne baskın yapıyor. Esrar, eroin ne varsa toplatıyor. PKK, en büyük gelir kaynağı olan UYUŞTURUCUDAN büyük zarar gördü. Sonuçta binlerce adam dağda yemek bekliyor, silah bekliyor, su bekliyor...
Büyük bir çark bu. Dönmesi lazım... Parasız olmaz!
Eee?
Şam'da Ulusal Güvenlik Merkezi havaya uçarken 22 kişi hayatını kaybetti. Mahir Esad da ciddi yaralandı. Ama Türkler bunların dışında başka önemli bir iş yaptı. Suriye'nin bankacılık sistemini çökertti. PKK'nın para trafiği felç oldu. Barzani de korkudan bankalarını kullandırtmıyor. Haliyle sıkışan PKK para bulamadığı için saldırdı. Hem de geri gitmemecesine...
Para için adam göz göre göre ölür mü?
Bak Amerikalılar yıllar önce yaptırdıkları araştırmayı yenilediler. Dağa çıkan bir gencin orada yaşama süresi en fazla ÜÇ YIL... Yani çıkan üç yıl sonra öleceğini biliyor. Devlet burada gereğini yapamıyor.
Nasıl yani?
Diyanet'in imamları dışında bölgede görev yapanlar dualarda "Dağda ölen şehitlerimiz için" diyor... Böyle boşluk bırakmamak lazım.
-Kürt zenginler peki?
Ellerini taşın altına sokmak lazım. Devlet bunu yapabilir...
Çünkü artık adamlar Kandil'de değil içeride. Bölgenin ekonomik olarak kuşatılması lazım. Suriye ve Irak'ı kontrol ederken içeride dert bırakılmamalı.
Kontrol derken..
Şam'da ufak bir karışıklık olursa, Esad Halep'i Hama'ya çevirmeye kalkarsa sınırdan 10 kilometre içeride olan birlikler müdahale eder... Ankara bunda kararlı... ABD de bunu biliyor...
Neden bir anda olaylar üst üste gelmeye başladı?
Çok basit Ergenekon ve ona destek olan bütün unsurlar Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak istiyor. Ezber bozup yerleşik yapıların üstüne gitti. Herkes önünü kesmek için çırpınıyor.
Kafalarında Erdoğan'sız bir AK Parti var. Köşk'e çıkma ihtimali olduğu için şimdi herkes karşısında... Bir de Ortadoğu'daki popülaritesi korkutuyor...
Kim karşısında?
Cemaatlerden şirketlere kadar etkili kim varsa karşısında! PKK ve Kürt sorununa bu yüzden kimse bulaşmıyor. Herkes Erdoğan'ı yalnız bırakmış durumda. Kimse PKK ile kötü olmak istemiyor. Parası olan, gücü olan kaçıyor. Partiler de böyle... Muhalefet nerede? Hani milli bir meseleydi? Kimse yok...
Tayyip Bey alışılmışın dışında bir politikacı. Herkese ters geldi.
Büyük koalisyon şimdi PKK ile saracak... Göreceksin saldırılar çok ama çok artacak.
Peki devlet ne yapacak?
Bunu bilen çok az. Eskiden benimle çalışan biri "Beyefendi her türlü planımız var. Bölgede taş üstünde taş bırakmayız" dedi... Devletin önemli bir kanadı Tayyip Bey'le elele...
En zayıf yerimiz ekonomiydi.
Orada bir şey yapamadılarsa arazide sonuç alamazlar.
Tokadı yerler...