CANLI YAYIN
Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Ergenekon

Eklenme Tarihi 08 Ağustos 2012
Darbeler, darbe girişimleri, muhtıralar, cuntalar, psikolojik operasyonlar, faili meçhuller, askerler, siviller, şemalar, gizli tanıklar, kaçanlar, iltica edenler, Silivri'ye gidenler, basılmayan kitaplar, söylenmeyen sözler, iftiralar, dalgalar, aramalar, protestolar, manşetler...
12 Haziran 2007'de emekli Astsubay Oktay Yıldırım, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, emekli Astsubay Mahmut Öztürk'ün tutuklanmasıyla başlayan ilk dalganın üzerinden 5 koca yıl geçti. Türkiye'nin beynine çöreklenmiş gizli yapıyı atmak için mücadele dolu 5 yıl...
Bilgisayarın karşısına geçtim.
GOOGLE'a "Ergenekon" yazdım.
3 milyon 720 bin dosya önümde duruyordu. Yazılması gereken ne varsa yazılmıştı. Hatta diziler bile çekilmişti! Ama yine de gelinen noktada herkesi ikna edecek veriler yoktu!
NEDEN?
Cevaba geçmeden, önceki gün Ergenekon Mahkemesi'nde konuşan Mehmet Eymür aklıma geldi. 1966'dan beri İSTİHBARATÇIYDI.
Yanılmıyorsam babası da subaydı.
Sözlerinin altını çizerek okuduğum Eymür çok dikkatli birisiydi. "ABD'ye görevli olarak gidiyorsun" talimatını alınca, eşyalarını ve dosyalarını hazırlamaya başladı. Büyük titizlik içerisinde yürüttüğü çalışma bitince bütün ÖZEL EŞYALARINI kargoyla bir başkası üzerine New York'a gönderdi. Yani ihtiyaç duyduğu şeyler kendisinden önce ABD'ye ulaşmıştı. Birkaç gün sonra da kendisi uçağa atlayıp gitti.
ABD polisi elindeki bilgiler doğrultusunda kendisini bekliyordu. Önce birkaç soru sorulacak ardından da bavulları aranacaktı. Ne de olsa gelen BOŞ biri değildi! Hazırlığını önceden yapan Eymür, sakin bir şekilde sorulara cevap verdi. Bavulları kendi eliyle açtı. Umut içinde bekleyen ABD polisi şaşırmıştı.
Çünkü sonuç kendileri için hayal kırıklığıydı!
Hiram Abbas'la yıllarca birlikte çalışan Eymür, mahkemede çok önemsenmesi gereken şeyler söyledi. Ben özellikle "Türkiye'de birçok ülke, hatta müttefik dediğimiz birçok ülke istedikleri şekilde at koşturuyor. Basını ve kamuoyunu yönlendiriyorlar.
Biz de üzüntü içinde olanları takip ediyoruz. Amerika'nın Türkiye'de çok etkin olduğu bir gerçek. Ben üst düzey bir MİT yöneticisi olarak bile Genelkurmay'a randevu ile gidebilen biriyim. Ancak Amerikalı meslektaşlarımın Genelkurmay'da istedikleri gibi dolaştıklarını biliyorum."
sözlerinin altını çizdim. Eymür'ün sözlerini birkaç değişik isimden daha duymuştum. Ülkenin kurumları arasında ÖZGÜVEN eksikti.
Kimse birbirine güvenmiyordu. Asker herşeyin sahibi olarak kendini gördüğü için yüksek perdeden konuşuyordu.
Ama bütün bunlar, KOMUTA KATINDAKİ bazı isimlerin ABD'ye yakın olduğu gerçeğini gizleyemiyordu. Nasıl tek bir parti yoksa nasıl tek bir takım yoksa Genelkurmay'da da tek bir AKIM yoktu!
Çatışma sokağa yansımasa da vardı. Bu çatışma da ERGENEKON'la mücadelenin fitilini ateşlemeye yetti.
Ümraniye'de bulunan el bombalarından sonra başlayan DALGALARDA birçok tanınmış isim tutuklandı. Türkiye, İtalya'nın izinden gidip TEMİZ ELLER operasyonu yapacaktı. Her şey iyi başladı iyi gitti. Ama Türkiye'deki gizli yapı İÇERİDE çok güçlüydü.
Kazınıp atılmasını bekleyemezdi.
Küvözde büyüttüğü yerel unsurları harekete geçirdi. Bir noktadan sonar kurunun yanında yaş da yanmaya başladı. Tutuklanan isimlere bakınca oyunun ne kadar büyük oynandığını görüyorsunuz!
Geçtiğimiz günlerde İstanbul'a gelen dostumla geceyarısına kadar konuştuk. Bir yerden sonra sohbet Ergenekon odaklı oldu.
Ergenekoncu olmadığını bildiğim bir iki ismi sordum. Cevap ilginçti:
Darbelerin arkasında NATO vardı.
NATO'nun bilmediği hiçbir şey yoktu. Zaten ordularımız NATO ordusu. Muharebe yazılımları bile onların denetiminde! NATO demek dolayısıyla ABD demek.
Sen devlet olarak ayağa kalkıp MİLLİ bir çizgiye yanaştın. Kapalı kapılar ardında BAĞIMSIZLIĞINI ilan ettin.
Adamlar boş durur mu? Bütün odakları harekete geçirdiler.
Sabunlu suyu bize içirip operasyonların yavaşlamasına ve akamete uğramasına yol açtılar..."
Beni düşünceli görünce devam etti: Mücadele bütün hızıyla sürüyor. Hem içeride hem dışarıda. Bir Türk NATO'nun başına geçinceye kadar sürecek!
Son cümle garip geldi. "Ne demek bu?" diye sordum.
NATO'nun başına asla bir TÜRK gelmez. Yedikleri haltları bizle paylaşmayacakları için bunun hayalini bile kurdurtmazlar. Müttefik olmak, dost olmak değil. Ne çektiysek müttefiklerden çektik...
Ben inanmıyorum ama operasyonlar bitti mi? Arkası gelmeyecek mi?
Dışarıdaki gelişmeler izleniyor.
Devlet 100 ÖNEMLİ İŞADAMINDAN oluşan liste yaptı. Düğmeye basılır mı bilmem ama müttefikler Kürt kartını oynamaya devam ederse olacakları ben bile tahmin edemem! Onların kıyameti, bizim ikinci istiklal savaşımız olur!