Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Şimdi akıl zamanı

Eklenme Tarihi 4 Eylül 2012
PKK dün yine saldırdı.
Bunu giderek arttıracak. Her defasında karşısında Türk askerini ve Türk polisini bulacak. Alacağı ve kazanacağı bir şey yok. Büyük bir oyunun parçası olmaktan öte misyonu yok.
Gelin bugün geri gidip dağa çıkalım. Yukarıdan bakalım. Belki hem çözümü, hem yanlışları daha iyi görürüz!
Yıl 1872'ydi...
Ödemiş'in Türkönü Köyü'nde al yanaklı bir erkek çocuk dünyaya geldi. Baba Çakırcalı Koca Ahmet Efe mutluluktan havalara uçuyordu. Ahali Akıncılar'ın torunlarıydı.
Zaman zaman devletle ters düştükleri oluyordu. Yine de Ahmet Efe çok tanınan ve sevilen EFELERİN başında geliyordu.
Ahmet Efe zaman zaman İstanbul'a gidip güreşlere katılırdı.
Padişah Abdülaziz'i çok severdi.
Onunla da güreştiği olmuştu... Tuş da etmişti koca Padişahı... Kafası kızdığında da dağa çıkardı... Ee EFE olmak böyle bir şeydi!
Koca Efe öldürüldüğünde oğlu 11 yaşındaydı. Devletin asık suratını ilk o dönemde gördü.
Babasını öldüren Boşnak Hasan Çavuş'u hiç unutmadı. Boşnak da onu!
Bir takım suçlar üzerine yıkılarak içeri atıldı. Amaç bölgeden uzaklaştırmaktı. Osmanlı tehlikeyi böyle savuştururdu çünkü! O da bir KIZANLA gitti.
Ama bir süre sonra delil yetersizliğinden serbest kaldı.
Trenle memleketine dönerken yolda uyarıldı. Bir sonraki istasyonda tuzak vardı. Devam etmek ÖLÜM anlamına geliyordu. KAYAKÖY'de indi.
Halk onu, o eşrafı sevdi. Yerleşti.
İkinci evliliğini FATMA Hanım'la yaptı. Her şey iyi gidiyordu, ta ki devletin eli oraya ulaşıncaya kadar. Hasan Çavuş ve adamları onu bulmuştu. Rahatsız etmeye başladılar. Huzuru iyiden iyiye kaçmıştı. Zaten babasının acısını zor dindiriyordu. Devletin çirkin yüzü akrabalarını, çocuklarını, karısını ve ahaliyi tacizden bıkmıyordu! Sonunda kararını verdi. Babasının en sadık adamını alıp DAĞA çıktı. Hacı Mustafa, Çolak Ahmet, Arap Mercan, Kara Ali, Çoban Mehmet gibi KIZANLAR da ona katıldı.
Çakırcalı'nın ilk eylemi Mustafa Ağa'nın evini basmak oldu. Halka zulmeden Ağa'nın 200 altınına el koydu. Ardından Kızoğlu Mehmet Ağa'yı da dağa kaldırdı. Büyük bir fidye aldıktan sonra serbest bıraktı.
Adı duyulmuştu! Cömertliği ile ün saldı. Herkes onun yoluna çıkmasını ister hale gelmişti. Çok ahlaklı ve akıllıydı. Hiçbir kadına bakmazdı. Namus hassasiyeti fazlaydı. Bu onun ismini dağlara kazıdı. Devlet değil o biliniyordu.
Köprüler, camiler, yollar yaptırıyordu. Ağalardan aldığını kuruşuna kadar köylüye dağıtıyordu. Gelinlik kızların çeyiz parasını veriyordu. Bütün YÖRÜKLER peşinden gidiyordu.
Herkes dağa çıkmak için can atıyordu. Bir keresinde fidye için İzmir'e inip İngiliz bir LADY'yi kaçırdı. Fidye geldi ama LADY inmedi. Gönüllü olarak dağda kaldı. Adaletten şaşmazdı.
Kendisinden önceki ATÇALI KEL MEHMET EFE gibi siyasi bir sistem değişikliği isteği yoktu.
Adalet için dağdaydı. Gururu kırılmıştı. Hırslıydı.
Ötelenmişti.
Haksızlığa isyan ettiği için Ege'nin dağlarını mesken tutmuştu. Dağlara verdiği şan ve şeref ondan sonra gelen Demirci Mehmet Efe ve Yörük Ali Efe gibi isimlerin Kurtuluş Savaşı'na büyük katkı vermesine neden olmuştu...
Osmanlı'nın aklı ÇAKIRCALI ile baş etmeye yetmemişti. Tam 11 kez af çıkarıldı. Ama yine de Efe aşağıda güvende olmayacağını biliyordu.
Pusuya düşüp ölünceye kadar da inmedi zaten...
Ölümünde bile KIZANLARINI düşünüyordu. "Başımı kesip almazsanız size rahat yok" demişti. Kesik başla gömüldü.
Öldükten sonra adına türküler yakıldı. ÖDEMİŞ KAVAKLARINI hala söyleriz...
Türküleri söyleriz ama neden dağa çıktığını çok iyi analiz etmeyiz.
PKK da böyle... Marksist bir örgütün nasıl o bölgede tutunduğunu, nasıl gençleri dağa götürdüğünü gerektiği gibi tartışmayız. Ortadoğu'daki hastalık bize de bulaştı. Bu yüzden sineği BALYOZLA öldürmeye kalktık.
Oysa karşımızdaki bir terör örgütü.
Orduyu karşısına dikmek büyük hataydı. Özel birliklerle sahaya çıkılıp büyük istihbarat desteği sağlanmalıydı.
Asıl hatayı da RESMİ İDEOLOJİDE yaptık. Dini bölgenin gündeminden çıkardık.
Dünyanın büyük devletleri istihbarat ağlarına kattıkları DİN ADAMLARIYLA sorunlu bölgeleri kontrol ederken biz tam tersini yaptık!
Oraları kendi haline bıraktık.
Dış güçler de bu zaafımızı iyi kullandı.
Önemli bir İngiliz'in dediği gibi "Türkiye o kadar büyük bir hata yapıyordu ki, PKK yani aşırı sol bir örgüt tamamen kapalı bir toplumda, muhafazakar insanların yaşadığı coğrafyada kendinden söz ettirip destek buluyordu!"
Başa dönecek olursak, PKK'ya rol veren güçlerin tek isteği büyüyen Türkiye'nin önüne geçmek. Terörle siyaseti alt üst etmek için çalışıyorlar. Amaçları bir taşla birkaç kuş birden vurmak. Çünkü perde arkasındaki güçler bizi bizden daha iyi tanıyor.
Bütün reflekslerimizi kontrol ediyorlar. Uluslararası bir karşılaşmadan sonra kaç kişinin maganda kurbanı olacağını bile doğru tahmin ediyorlar. Yani böylesine içimizdeler. Şimdiki hedefleri SÜNNİ KESİM...
Eğer AK Parti'ye zarar verebilirlerse, amaçları Erdoğan'ın peşinden gidenleri de "Ülkenin önüne taş koydunuz. Artık biz de sizi anlamak istemiyoruz" diye isyan ettirmek. İçerideki birliği temelinden sarsmak. Hükümeti başka türlü yıpratamayacaklarını biliyorlar. PKK, dışarıdakilerin altın anahtarı. Sözde şehir basan eşkıya bunu bilmiyor. Kime çalıştığından haberi yok. Dağın başına sözde PKK bayrağı astığında amacına ulaşmış oluyor!
Yok öyle!
Zaman aklı kullanma zamanı...
CIA'nın Arap raporunda yer alan bir bilgi çok dikkatimi çekmişti: "Onlar az emek harcayıp çok şey isterler..." Şimdi adamları yanıltma zamanı...
Her saldırıdan sonra ayrışacağımızı biliyorlar. Zor olduğunu biliyorum ama tam tersini yaparsak kazanacağız.
Silahla gideceğimiz yer inanın daha karanlık. Çakırcalı'yı efsane yapan hiçbir kadına yan bakmamasıydı. Bu yüzden 17 yıl dağlarda hüküm sürdü. Şimdi sosyologları, psikologları ve din adamlarını göreve çağırma zamanı. Akil adamlar grubu olacaksa bunlardan olsun!
Çünkü aynı görme bozukluğu hala sürüyor!
Kandil cazibe merkezi olmaktan çıkmazsa terör bitmez!
Büyük devletler büyük işleri küçük beyinlere yaptırıyor. Tıpkı PKK örneğinde olduğu gibi...
Şimdi o kartı ele geçirmenin zamanı...
Hiçbir şey için geç değil.