CANLI YAYIN
Ergün Diler
ERGÜN DİLER

Anlayın gari

Eklenme Tarihi 03 Eylül 2012
Türkiye, tarihindeki en önemli dönüşümlerden birini yaşarken doğal olarak pekçok konuda kafa karışıklığı da beraberinde geliyor.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu çoğu zaman şaşırıyoruz.
Kimin peşinden gidip kime inanacağımızı da...
Bir yanda yıllardır biriktirdiğimiz alışkanlıklar, sahip olduğumuz kafa konforu, resmi ideoloji... Öte tarafta ise vura vura ilerleyen değişim dalgası...
Etrafa baktığınızda bugünü anlamaya yarayan konuşmalardan çok birbirine giren taraflar görüyorsunuz. Klişelerle, sloganlarla idare ediyoruz... Bir de anlamak için çalışma şart. Bunu bildiğimiz için çoğumuz kolayı seçiyor, sallayıp duruyoruz...
Nasıl olsa atış serbest...
Anlamadığımız konulardan biri de ORDU!
Dün, Aytaç Yalman Paşa'nın sözlerini okuyunca bunu bir kez daha anladım. Daha önce Yalman Paşa'nın rolünü yazdığım için şimdi elim daha rahat. İsterseniz gelin konuyu biraz daha derinleştirelim.
Hilmi Özkök Silivri'ye gidip duruşmada muhtıradan söz etti.
Peki ne dedi: "3 Aralık 2003 YAŞ hazırlık toplantısında Yalman muhtıradan bahsetti. Ancak bu bir teklif değildi."
Strateji devreye girmişti. Yalman darbecilere "yakın görünüp" olan biteni Hilmi Paşa'ya aktaracaktı!
Zaten Yalman gerçekten darbeci olsaydı, hükümeti yıkmak için can atıyor olsaydı BALYOZ'da Çetin Paşa'nın karşısında yer almazdı!
Zaten iddianamede "darbeyi Hilmi Özkök ile Aytaç Yalman önledi" vurgusu var!
Buraya kadar bir sorun yok sanırım...
Devam o zaman...
Özden Örnek'in günlüklerinde çok anlamlı bir paragraf var. Orada Yalman, Özkök'e "Ben olmasaydım seni parça parça edeceklerdi" diyor. Hilmi Paşa da "Sana minnettarım" karşılığını veriyor!
Yalman'ı suçlayan Örnek demek ki notlarını unutmuştu!
İki paşa ortak senaryo ile darbecilere DUVAR oldu. Bunu yaparlarken de asla açık vermedi...
İşte biz tam bunu kaçırdığımız için esen fırtınaların nereden geldiğini bir türlü bilemiyoruz...
Yalman DARBECİLERE yakın durup nabzı iyi tuttu. Kimin ne olduğunu anladı. Kara Kuvvetleri Komutanı olmadan kimse bir hareket yapamazdı. Bunu biliyordu.
Ama diğerleri de o olmadan düğmeye basmaya karar vermişti!
Bu nedenle Özkök'ün 2004'te "Bunlardan haberin var mı?" diye gösterdiği YAKAMOZ ve AYIŞIĞI darbe planlarında ismi yoktu.
Cuntacılar iki paşayı da hedef tahtasına oturtmuştu yani!
Bir de bunların 2003 YAŞ hazırlık toplantısından aylar sonra yapıldığına dikkat edin!
Yalman'ı suçlayan Özden Örnek'in günlüklerinden gidersek malzeme konusunda hiç sıkıntımız kalmaz!
Önümüzü daha da iyi görürüz.
Yalman'ın Çetin Doğan'la tartıştığı bölümlerin yer aldığı satırlarda her şey çok açık ortada...
Çetin Doğan, Yalman için "Hilmi Özkök'ü gücendirmemek için elini oynatmıyor. Yüzde yüz Hilmi Paşa'ya muti (itaatkar)" diye noktayı koyuyor...
Aslında her şeyi anlatan sözler Levent Ersöz'ün 2010'da internete düşen ses kayıtlarında vardı: "Yalman Paşa dönemin ilgili komutanlarını (Çetin Doğan, Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Kemal Yavuz gibi) Genelkurmay Başkanı Özkök'e gammazlamıştır."
Yıllarca İtalyan lokantasından çıkıp "Şimdi Genelkurmay'ın merdivenlerindeyim. Paşa'nın çok selamı var. En kısa zamanda görüşmek istiyor" diye patronlarına mesaj gönderen gazetecilerden bunları yazmaya fırsat kalmadı.
Zaten patronlar da aksini yazdırmazdı ya!
Neyse...
Bu ekibin "evrim geçirmiş küçük bir halkası" şimdi de Necdet Özel Paşa'ya yükleniyor...
Fırsat bulduklarında dişlerini gösteriyor. Şunu anlamaları lazım.
Değişim ordudan başladı. Ordunun verdiği karardan haberiniz yok!
Darbelerin bir tek Türkiye'nin işine yaramadığını en çok bunu yapan askerler biliyor... Özel Paşa gittiğinde de fotoğraf hep aynı kalacak... Değişim anlamakla başlar.
Hala geç kalmadınız...
İnanmayan Hürriyet'in dünkü manşetine baksın...
Ha unutmadan söyleyeyim!
Neden Büyükanıt Paşa hala dışarıda?
Ya muhtırayı o vermediyse!
Ya Büyükanıt'tan habersiz verildiyse!
Ya veren içerideyse!
Düşünün bakalım...
NOT: Önceki gün yazdığım "Kurtlar Vadisi!" başlıklı yazımdan sonra Sayın Süleyman Demirel bir not göndermiş. Cumartesi gazeteye gidemediğim için dün bilgim oldu.
Süleyman Bey yazdıklarımın tamamen HAYAL ÜRÜNÜ olduğunu belirtmiş. Oysa o bilgileri çok ama çok sevdiğim bir yakınımdan almıştım.
Doğruluğundan hiç şüphe etmemiştim. Çünkü daha önce hiç yanıltmamıştı. Demek bu kez tufaya düştüm! 9. Cumhurbaşkanı'nın bu ifadesinin üzerine bir şey söylemek bize düşmez...