Demokrasiyi doğrudan tehdit eden geceyarısı MUHTIRA'sının arka planına yolculuk başladı.
Gelin şimdi hep birlikte düşünelim.
Ve işin nereye gideceğini masaya yatıralım...
2002'de iktidar olan AK Parti, askerin bir kanadı ve İSTANBUL zenginler kulübü tarafından bir türlü hazmedilmedi.
Hükümet yapılamayan birçok işe el atsa da, zenginliği artırsa da, VESAYETİN kılıfı olan İMF'yi kovsa da kendini kabul ettiremedi.
Bu güçlerin ANKARA'daki uzantıları tarafından da önüne hep TAŞ kondu. İktidar olmuşlardı ancak MUKTEDİR olamıyorlardı.
Eski MASA buna izin vermiyor, direndikçe direniyordu.
Dalgalı denizde yol ala ala 2007'ye kadar gelindi. Ufukta CUMHURBAŞKANLIĞI seçimi yani bir anlamda BAŞKOMUTANLIK seçimi vardı. Ankara'yı zincirlere hapseden anlayışın eski alışkanlıkları HORTLADI. 12 Nisan'da Büyükanıt "Askerin istemediği aday Köşk'e çıkamaz. Sözde değil özde Atatürkçü Cumhurbaşkanı istiyoruz" dedi. Üniformalı bu işaret fişeğinden sonra Başkent kulisleri ısınmaya başladı. Herkes herkesle bir köşede PAZARLIK yapıyordu. Siyaset ve ülke önünü göremiyordu. DARBE TOTO, Sayısal ve İDDAA'yı bile sollamıştı.
Bütün bu uğraşlar 25 Nisan'da kendini iyici belli etti. Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu partilerini birleştirme aşamasındayken elele CANLI YAYINA ÇIKTI. Milletin gözünün içine bakarak "Meclis'e girmiyoruz" dedi.
Böylece 367 KRİZİ patlak verdi. Daha sonra CHP ve Anayasa Mahkemesi devreye girdi. Sistem kilitlendi. Herkes şaşkındı. Kimse ne olacağını bilmiyordu. Türkiye uyumaya hazırlanırken, saatler gece yarısını gösterirken Genelkurmay internet sitesinden MUHTIRA yayınlandı.
Herkes nefesini tutmuş bekliyordu.
Başbakan Erdoğan meydan okuyarak "erken seçime gidiyoruz" dedi.
Tansiyon yine de düşmedi, tarihler 4 Mayıs 2007'yi gösterirken Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, Erdoğan'ın DOLMABAHÇE'deki ofisine geldi. İkili 135 dakika baş başa görüştü. Bu görüşmeden sonra seçim havası esti. 22 Temmuz'daki SANDIKTAN, AK Parti güçlenerek çıktı. Oluşan tabloda MHP'ye kritik bir ROL düşmüştü.
Bahçeli sorumluluk göstererek MECLİS'e gireceğini açıkladı.
367 krizi çözülmüştü. Türkiye büyük bir çalkantıdan sonra yeni Cumhurbaşkanını seçmişti. Ancak arkada bilinmeyen pek çok soru bırakarak... "Muhtırayı kendi ellerimle yazdım" diyen Yaşar Paşa doğru mu söylüyor? Emir komuta içinde "Ergin Saygun yazdı" diyemeyeceği için mi böyle konuştu? Gece yarısı internete konulan MUHTIRA mıydı, yoksa BİLGİ NOTU muydu? Eğer SAYGUN yazdırdıysa emri kimden almıştı? Bir akademisyen yardım ettiyse, o kimdi? Saygun'u harekete geçirenler Ağar ve Mumcu'yu da siyaseten bitiren isimler mi? Erdoğan geri adım atmayınca KARARGAH'ta neler oldu?
Bu sorulara verilecek cevaplar çok önemli. Çünkü hepsinin ayrı bir açılımı var. Eğer o yayın kamuoyunu bilgilendirmek için yapıldıysa bu BİLGİ NOTU olur, bunun sonucunda da BÜYÜKANIT tutuklanmaz.
Büyükanıt tutuklanmazsa içerideki ERGENEKONCULARIN eline KOZ geçer. Hep bir ağızdan "Başbuğ içeride, o dışarıda.
Çünkü Başbakan'ın korumasında" propagandası yapılır... Tutuklanırsa ASKERİN umurunda olmaz. Zaten hem Büyükanıt hem diğer komutanlar orduda pek fazla itibar gören isimler değil...
Hükümette de 27 NİSAN'a farklı bakanlar var. Cemil Çiçek "muhtıra" derken bazı isimler BİLDİRİ yorumunu yaptı. Bu FARKLILIK ne kadar su üstüne çıkacak. Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Görünen bir şey var ki; Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başlayan KRİZ yeni CUMHURBAŞKANI seçilinceye kadar sürecek. Süreç resmen başladı. Birilerinin HEDEFİ daha önce yazdığım gibi ERDOĞAN...
Devlete onun öncülük etmesini istemiyorlar. Bağımsız ve milli bir TÜRKİYE en büyük korkuları.
Kartlar sürülmeye başlandı. Artık sahne AKIL OYUNLARININ...
Erdoğan'ın bir haftalık hastalığında çıkan ÇATLAK seslerden daha fazlasını duyacağız.
Bunu Erdoğan da biliyor.
Ancak milleti, Meclis'i ve orduyu arkasına alan Erdoğan'ı durdurmak zor. Kendi istemezse kimse durduramaz. Ama planları olanlar BOŞ durmuyor...
Daha bu ilk RAUND... ÖNEMLİ olan TABELA...
Bu süreçte en büyük DARBEYİ perde arkasında GİZLİ EFENDİLERE hizmet eden gazeteciler yiyecek... Bu isimler de 50'den fazla değil...
Herkesin gerçek ADRESİ ortaya çıkınca şaşıranlar çok olacak...
Bekleyelim, görelim...
* * *
MISIR ve FUTBOL
Arap Baharı ile sarsılan coğrafyada yeni oyun tezgaha konuldu. BEKLE, İZLE, KARIŞMA, GÖR...
Müslüman Kardeşler'in etkinliği bazı kesimler tarafından tepkiyle karşılanıyor. Bölge KRİTİK eşikte.
Halklar kendi içlerinde savaşacak.
Dış müdahale yapılmayacak.
Mısır'daki STAD FACİASI bunun provasıydı. Çünkü beklenen ZENGİNLİK, DEMOKRASİ ve GÜVENLİ GELECEK bir türlü gelmiyor. Bu görüldü. Oluk oluk kan akacak.
Yeni SADDAMLAR, yeni KADDAFİLER yolda...
Türkiye'ye dost ülkeler, bildiğimiz o kirli el tarafından KIŞKIRTILIYOR. Oyuna gelmezsek MAÇ bizim. Aman DİKKAT!..