Geçtiğimiz gün ziyaretime gelen dostum 1997'de basına sızdırılan CUNTANIN ŞEMASINI önüme koymuştu. En tepede 2004 yılında vefat eden DOĞU AKTULGA'nın bulunduğu şemada yer alan bir PAŞA cumartesi günü arayıp not bırakmış.
Pazar günü işleri yoluna koyduktan sonra bana bıraktığı numarayı çevirdim.
1997'de Tuğgeneral olarak OLUŞUMUN içinde gösterilen emekli TÜMGENERAL Ali İhsan GÜRCİHAN'ı Edirne'de buldum.
Pazar günü kimsenin bir gazeteciye fazla vakit ayırmayacağını düşünerek hemen konuya girdim. Aramamı istemişsiniz.
Buyurun sizi dinliyorum.
Sadece bir konuda bilgi vermek için rahatsız ettim.
Yayınladığınız o şema hakkında konuşmak istemiştim. Biliyorsunuz o şema 1997'de ORDUDAN sızan belgeler arasındaydı. Birçok kişi hatırlamasa da daha önce yayınlandı.
Evet, yayınlandığını biliyorum.
Şimdi gündeme geldiği için konuşma ihtiyacı hissettim. Oradaki bütün isimler ALEVİ diye fişlenen isimlerdi. Ben de payımı almıştım. Bütün o isimler, yani Doğu Aktulga ya da Aytaç Yalman ALEVİ miydi? Alevi olmak ORDUDA suç mu?
Kimse adına konuşamam.
Ama o listedeki herkesin ALEVİ olduğu o günlerde elden ele geziyordu. Büyük ihtimalle gerçek bu değildi. Önümüzün kapanması için yapılıyordu. Kim yapıyordu peki?
Bunu bilemiyorsunuz. Ama zaman zaman sizin de yazdığınız gibi bütün BELGELER karargahtan çıkıyor. O gün de böyleydi, bugün de böyle... İnanmak istemesek de gerçek bu. Neden siz?
Benim ailem KAFKAS göçmeni.
Söylemek zorundayım ki annembabam namazında niyazında insanlardı. Üzülerek söylüyorum, ben ALEVİ DEĞİLİM. Olsam söylerdim. Ama nedense bu iftiralara maruz kaldım. Önümüz hep kapatılmak istendi. "İKİ YILDIZI ZOR GÖRÜRSÜN" diyen insanlarla karşılaştım. Çok şükür ki bu devlet TÜMGENERAL rütbesini bize verdi. O dönem ne olup bitti? Öncelikle Doğu Aktulga ile benim hayata bakışım farklıydı.
Neden listede ismim kendisiyle yan yana bilmiyorum. Hatta okul komutalığım sırasında yaptığım işleri beğenmezdi. Birileri ya da biri bunları hazırlıyor. Sonra ayıklamak çok zor oluyor. Küçük doğrulardan büyük yanlışlara gidiliyor. Kimin yaptığı konusunda fikrim yok.
Ama dışarıdan gelen öğretmen subaylar bizler gibi düşünmezdi.
Bize farklı baktıkları olurdu. Nasıl yani?
Bizler, ister istemez Cumhuriyet değerlerine bağlı yetiştiriliyoruz.
14 yaşında girdiğiniz camiada her gün DOSYANIZA bir şeyler konuluyor. 40 yılın sonunda sizinle ilgili bilinmeyen bir nokta kalmıyor. Hocalarla çatışma sırasında beğenilmeyen bir ÇIKIŞINIZ yıllar sonra önünüze bu şekilde gelebiliyor. Peki, 28 Şubat için ne düşünüyorsunuz?
Askeriz, Cumhuriyeti kollama görevini yerine getirdik. Her zamanki motivasyonumuzla hareket ettik. Batan 21 banka, götürülen milyarlarca dolar! Şimdi bakınca birilerinin bizi kullandığını düşünmüyor değilim.
Biz Cumhuriyet adına hareket ederken birileri ceplerini doldurdu. İsim verebilir misiniz?
Yok isim vermeyeyim ama BENDEN DAHA İYİ SELAM VEREN SİVİLLERİ ÇOK GÖRDÜM. Durum o zaman böyleydi. "Asker gaza gelmedi" diyemem... Bugünkü fikriniz?
Darbelerin zararı tartışılmaz.
Bunu hep birlikte gördük.
Ben Cumhuriyetin değerlerine sonuna kadar bağlıyım. Bu benim DARBECİ olduğum, DARBESEVER olduğum anlamına gelmez. Demokrasi içinde fikirlerimi söylerim, yazarım.
Evim arandı. Oğlum Ergenekon'dan alınıp 1 yıl cezaevinde kaldı. Bizim belgeyle falan işimiz olmaz. 28 Şubat'ta başörtüsüne karşı asker çok sertti. Başı örtülü kız öğrenci okula giremezken nişanlısı ya da eşi rahat rahat içeri giriyordu.
Bir kurmay zeka bunu nasıl açıklar?
Ben şahsen buna hep karşı oldum. Bu tutarsızlığı değişik platformlarda dile getirdim. Şehit düşen askerin BAŞÖRTÜLÜ annesine en üst düzeyde BAŞSAĞLIĞI dilenirken, Harp Okulu'ndan mezun olan teğmenin başörtülü annesi törene gelemiyordu.
Çelişki değil mi bu? Çelişki ve yanlış... Herkesi aynı sepete koyduk. Şimdi ÖZEL PAŞA'ya sert eleştiriler, hatta hakaretler var? Ne diyorsunuz? Askerde bölünme var mı?
Bizde bölünme olmaz. Hepimiz aynı tornadan çıkıyoruz. Eğer şimdi yetişen öğrencileri farklı eğitmezlerse yine onlar da bize benzeyecek. Çünkü bize yüklenen değerler belli. Bizde asıl olan HİYERARŞİ. Özel Paşa da o zamanlar muhakkak kendisine verilen emirleri uyguladı.
Uygulamama şansı kimsede yok zaten. Eleştirilere gelince, kimsenin Genelkurmay Başkanı'na hakaret etme özgürlüğü yok. Ayrıca orduda ayrılık ya da bölünme olmaz... 27 Nisan e-muhtırası için ne söylersiniz?
Bakın darbe yapmak isteyen askerin aklından zoru vardır.
2000'lerde ŞAPKALI BİRİNİN ÜLKEYİ yönetmesi ve bunu dünyaya anlatması mümkün değil.
Hangi bilgi birikiminizle darbeye kalkışacaksınız. Asker askerdir.
Siyaset, ekonomi bunlar başka başka konulardır. Biz bunları bilmeyiz. 28 Şubat'tan birkaç yıl sonra banka operasyonlarını görünce uyandık. Asker o gün inandığı değerlerin peşinden gitti.
Para-pul işlerine karışan varsa o vatan hainidir. Bulunsun ve cezası verilsin. Ama birilerinin servetlerine servet kattığı aşikar. 27 Nisan'da askerin İLETİŞİM çağının gerisinde kaldığı ortaya çıktı. Önceden RADYOEVİNE ya da TELEVİZYONA gitmek yetiyordu.
Şimdi İNTERNETİ kontrol etmeniz mümkün değil. Bunu göremediler.
Ayrıca bütün operasyonların ASKER üzerinden gitmesi ilginç... Neden?
Dedim ya bizden iyi selam veren insanlar gördük. Bunlar nerede? Tamam, darbeciler alınsın. Ama inanın suçsuz olan insanlar var içeride. Son sözünüz?
Biz kim Alevi, kim Sünni bilmezdik. Bu, şemayı yapıp sızdıranların oyunu. O şemada Aytaç Yalman Paşa da vardı. Onu niye, kim koydu bilmiyorum.
NOT: Aytaç Yalman Paşa'nın 2003 YAŞ Hazırlık Toplantısı'nda konuştuklarını ortaya dökerseniz "kesinlikle darbeci" olduğu sonucuna varırsınız. Ama Hilmi Paşa'nın kendisi hakkındaki yorumlarını dinlerseniz "bunun bir görev olduğunu anlarsanız..."
Yalman Paşa, BALYOZ iddianamesine göre DARBEYİ önleyen isim... Türkiye bunu 10 yıl sonra anladı ve gördü. Aytaç Yalman'ın CUNTA şemasında olmasını da böyle değerlendirmekte fayda var.
Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun Edip Başer'i eleyip Aytaç Yalman'ı TERFİ ettirmesine de böyle bakmalı... Yoksa büyük fotoğrafı
anlamakta zorlanırız...