Birkaç dakika içinde neler düşündüm neler...
Silahların hiç susmadığı, çetelerin devleti tehdit ettiği, bankaların hortumlandığı, postmodern darbelerle hükümetlerin gittiği, herkesin fişlendiği ve SÜREKLİ AYDINLIK İÇİN BİR DAKİKA KARANLIK eylemiyle ülkeyi düze çıkaracağına inanan temiz, masum, ülkesini seven milyonlar...
Ancak GİZLİ DEVLET her defasında kazanmayı bildi. Bazen NAMAZ KILAN bir çocuk, bazen AKMERKEZ'e gönderilen görevli bir MECZUP, bazen de bir okula yerleştirilen gizli kamera ve abdest alan çocuk görüntüleri hepimizi diz çöktürmeye yetiyor da artıyordu bile...
Çünkü GERÇEK İRADE bizi nasıl şartlandırmışsa öyle tepki veriyorduk... En büyük korkumuz ŞERİAT'tı... Ölümü gösterip sıtmaya razı ettiler bizi...
Hatırlarım ERDOĞAN Belediye Başkanı olduğu yıllarda bazı gazeteler "otobüslerde haremlik-selamlık" manşetleri atıyordu... 140 milyar doları cebe indirsinler diye tanklar Sincan'da gövde gösterisi yapıyordu.
Postmodern darbe adım adım devreye sokulurken Türk Ordusu'nun önemli iki paşası Çevik Bir ve İlhan Kılıç, CIA Başkanı George Tenet ile iş tutuyordu. En büyük korkumuz ÖZGÜRLÜK'tü... Şeriat korkusuyla geceleri uyuyamazken çocuklarımızın geleceği çalınıyordu. Bunun planları da ATLANTİĞİN öte tarafında yapılıyordu...
Ama KUKLACI zekiydi. Değil kendisini gölgesini bile göremiyorduk.
Geriye dönüp maziyle hesaplaşacak değilim.
Derdim bugünle... Önceki gün bir gazetede önemli bir haber vardı. Çift sütünluk haberin başlığı KORSANI ÇIKTIydı...
Sayfanın sol alt köşesine adeta saklanan haberde OdaTV Davası'nın tutuklu sanığı Ahmet Şık'ın yasaklanan kitabı "000 Kitap"ın korsanının çıktığı anlatılıyordu. Yayıncı, 125 aydının imzasıyla basılan eserin 35 bin sattığını ancak korsanın önlerindeki büyük engel olduğunu ifade ediyordu...
Ahmet Şık'la MERHABA'dan öte bir tanışıklığım yok. Şık'la birlikte yaklaşık 1 yıldır SİLİVRİ'de tutulan Nedim Şener'i ise hiç tanımam... Çok tartışılan kitapta ne olduğu da inanın umurumda değil. Çünkü ilgi alanım değil. Ancak tirajı ortaya koyuyor ki büyük bir kitle de benim gibi düşünüyor. Bütün bunlar bir tarafa.
Ama ben 2012'nin Türkiye'sinde DÜŞÜNCESİNDEN DOLAYI TUTUKLANAN ve bir yıl ailesinden koparılan gazeteci görmek istemiyorum. Onurlu bir devlet olarak bastığı her yerden ses getiren Türkiye'nin bir kitabı yasaklamasını anlamıyorum. Bu güvensizliğin nedenini de çözmüş değilim. İsteyen istediğini yazar. Hukuk kanalları herkes için sonuna kadar açık. Açarsın dava, alırsın tazminatı... Eğer toplumsal bir suç varsa BASIN SAVCILARI devreye girer olup biter.
28 Şubat'ta inanan insanlara yapılan baskıyla bunun arasında ne fark var. Baskı oradan da gelse buradan da gelse BASKIDIR.
Haa içeride tutulan bu gazetecilerin bilmediğimiz bir suçu varsa onu da açıklayın... Ama bölgesinde örnek olarak gösterilen bir ülkeyi 1960 model hale getirmeye kimsenin hakkı yok. Fransa'ya rest çekerken içeride tutuklu bir gazeteciyi kimseye anlatamayız. Büyük Türkiye tüm renkleriyle büyük olacak. İnananıyla inanmayanıyla, solcusuyla sağcısıyla, liberaliyle kapitalistiyle, sosyalistiyle, zenginiyle fakiriyle...
Büyük devlet BÜYÜKLÜK gösterir.
Osmanlı "at üstünde kazandığı imparatorluğu at üstünde yönetmediği" için 600 yıl yaşadı...
Tarihimiz bize el ele olmayı öğretti. İçeride başka hesabı olup KİTAP üzerinden plan yapanlara geçit vermeyelim...
Çünkü bu topraklar herkesi bağrına basacak kadar şefkatli...
Ne de olsa ismi ANADOLU...