Oysa gerçek hiç öyle değil!
Yıllar önce PKK'yı kuran güçler "Bir ölün, 10 doğun" propagandası yaptı.
KÜRT nüfusunu artırarak Türkiye'yi uzun vadede sıkıştırmayı hesap etti.
OYLARLA hem iktidarı hem politikaları belirleme planıydı bu!
Hem de demokrasi içinde kalarak... Peki bu oyun tuttu mu?
Tabii ki hayır. Çünkü bu topraklarda yaşayan insanları birleştiren en güçlü bağlardan biri inançlarıydı...
Bunu göremediler. Bu körlüğü hem burada, hem kendi ülkelerinde yaşadılar.
Nasıl mı? İsrail, 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı'nda ele geçirdiği Batı Şeria ve Gazze'yle birlikte bu bölgelerde yaşayan Filistinliler'i de ilhak etti... O dönem işgal edilmiş topraklarda yaşayan Filistin nüfusu 1 milyondu.
Ancak o zamandan bu yana Filistinliler'in nüfusu dört kat arttı.
Aynı dönem içinde İsrailli Yahudiler'in nüfusu ancak iki kat artış gösterdi.
Amerikan verilerine göre, İsrail'in kontrolündeki topraklarda yaşayan Arap ve Filistinli nüfusu 5 milyon 300 bini aştı. Yahudilerin nüfusu ise 5 milyon 200 bin civarında... Ülkede yaşayan Filistinli ve İsrail vatandaşı Araplar'ın nüfus artış hızı Yahudiler'e oranla 3 kat fazla.
İsrail'e Yahudi göçüyse 2000 yılında 200 bin iken, üç yıl sonra 40 bine düştü. Nüfus artış hızının önümüzdeki yıllarda değişeceğini gösteren bir işaret de yok...
Nüfus tehlikesini yaşayan İsrail'in gözü "Göç"te... Bu nedenle dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Yahudiler'in sırtını sıvazlayıp getirme gayretinde. Amaçları ülkenin karakterini korumak! Özellikle Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra, İsrail hükümetleri, Rusya ve Ukrayna'da yaşayan Yahudiler'i ülkeye çekmeye çalıştı. Gerektiğinde göç etmelerini kolaylaştıracak yasal düzenlemeleri de yaptı. Ancak bu da yeterli gelmeyince eski Sovyetler'den 350 bin Hıristiyan getirildi! Yine yetmedi!
Çünkü işletmelerde, yani hizmet sektöründe çalışacak adam lazımdı.
GÖÇ kartı bir daha masaya yatırıldı.
Çin, Romanya hatta Türkiye'den İŞÇİ davet edildi.
Patronlar Yahudi, çalışanlar İBRANİCE konuşan yabancılardı!
Dünya nüfusunun belki yüzde 0.5'ini bile oluşturmayan ancak sermayenin yüzde 60'ına sahip olan Yahudiler nüfus konusunu bir türlü çözemiyordu!
Bu gidişat hiç iyi değildi. İSRAİL'in bir YAHUDİ devleti olma iddiası giderek zora giriyordu! Çünkü sayıları 500 bini bulan bu yabancılar da İsrailliler'den daha fazla çoğalıyordu. Ve doğan herkesin İsrail vatandaşı olduğu düşünülürse bir başka problem daha kapıdaydı!
Sorun sadece artan ARAP nüfusu değildi yani...
İsrail'de yabancı nüfus artarken kendi içlerindeki ayrılıklar da her geçen gün su üstüne çıkıyordu. "Muhafazakar", "Ortodoks" ve "Reformcu" gibi üç mezhep her gün birbiriyle çatışıyordu!
Muhafazakar HAHAMLAR "Yabancılara asla ev kiralamayın", "Arap erkelerinden kesinlikle uzak durun" diye konuşurken karşı cephe "İlkellik bu!" diye ayaklanıyordu.
Şaron'dan beri işgal edilen bazı yerlerden sadece NÜFUS SORUNU nedeniyle geri çekilme kararı alındı.
Tabii bunlar BARIŞ adına yapıldı!
Tıkanmanın yaşandığı yerlerde MOSSAD devreye girdi. Sabotajlarla, adam kaçırmalarla, suikastlarla Yahudiler'i göçe zorladı.
En son İRAN'dan bir uçak dolusu insan geldi. Ben Gurion Havalimanı'nda törenle karşılandı.
Gariptir bazı tanınmış EVANJELİK örgütler İNCİL'den alıntılar yaparak "İsrail'e göçü" kutsal hale getirmeye çalıştı... Gidenlerin hesabına da yüklü miktarda para yatırıldı... Tabii teşvik için... İsrail'in el altından Türkiye'nin başına örmeye çalıştığı ÇORAP şimdi kendi problemi haline geldi...
Bizim sayımızı da çok iyi bilen Amerikalı bazı uzmanlara göre Araplar'ın nüfusu 2023'te Yahudi nüfusunu geçecek!
Yani Cumhuriyetimizin 100.
Yılında İsrail çatırdayacak! Önce DİN DEVLETİ, daha sonra da yabancıları dışlayan MİLLİ MARŞI değişmek zorunda kalacak...
İşte tam bu sebeple bazı Yahudiler "Kutsal kitaba eklemeler yapalım.
Şehitlik mertebesini getirelim. Yoksa hiçbir Yahudi buraya gelmez" diye bastırmaya başladı!
Çünkü bir askerleri öldüğünde attıkları "HAYAL NEERAK" yani "Savaşta öldü" manşetleri halkı galeyana getirmeye yetmiyor!
Birileri ŞEHİTLERLE canımızı yakarken birileri de kendi çıkışını şehitlikte (!) görüyor...
Bizim asla yıkılmayacağımızı en iyi onlar biliyor!
Bu yüzden EN ZENGİN patronlar Erdoğan'a gelip arayı yapmak için çırpınıyor.
Her defasında kapı duvar olunca birileri en iyi bildiği işi yapmaya kalkıyor. Dün Suriye sınırında yüzlerce PKK'lının eğitildiği kampı gördünüz.
Hepsinin yüzü kapalı. Hiç birinin yüzü görünmüyor.
Acaba neden?
Ya hiçbiri KÜRT değilse!
Herkesin bir hesabı var. Ama DERİN İSRAİL bölünen bir Türkiye'nin kendisine SOLUK BORUSU olacağını düşünüyor...
Adamlar için başka çıkış yolu yok.
Bunları yazdıktan sonra bir de cepheye gidip savaşan Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in neden Türk medyası tarafından hedef alındığını düşünün?
Cevabı biliyorsunuz...