CANLI YAYIN
Ergün Diler
ERGÜN DİLER

Muhbir!

Eklenme Tarihi 15 Şubat 2012
Çok sevdiğim İZMİRLİ bir arkadaşım dün konuşurken "ZAMANLAMA HERŞEYDİR" dedi.
Telefonu kapattıktan sonra aklımda sadece bu cümle kaldı.
ZAMANLAMA HERŞEYDİR...
Oturup düşündüm.
Galiba arkadaşım doğru söylüyordu.
MİT, savcı, şüpheli, 26. Madde, ses kaydı, Oslo, KCK, örgüt, değişiklik, komisyon, terör, eleman, eylem, Kandil, Karayılan, Zübeyir Aydar, Adalet Bakanı, HSYK, polis, belge, itiraf, soruşturma, yargı bağımsızlığı, molotof, Beşiktaş Adliyesi, görevden alma, el çektirilme, Ankara, trafik, MOSSAD, CIA, görevi kötüye kullanma, delil gibi yüzlerce KELİMENİN ESİRİ olduğumuzu düşündüm.
Biz bunlarla yuvarlanırken İZMİR'den yükselen BİR MUHBİRİN sesi beni kendime getirdi...
ATAKAN'ın annesiydi konuşan.
3 yaşındaki biricik oğlu için HAYATA tutunmaya çalışıyordu.
Ecel kapıya dayanmıştı.
Hem korku, hem de umut kalbinde KOCAMAN bir yer etmişti.
LÖSEMİYDİ...
UYGUN İLİK bulunmazsa ATAKAN'a daha fazla sarılamayacağını biliyordu.
Her geceyi gözyaşlarıyla yıkarken, içinde umut olan sabahları yakalamak hiç kolay değildi.
VEDAYA hazırlanırken aklına bir delilik geldi.
Kendini İHBAR etmeye karar verdi.
Oğlumun hayatının "MUHBİRİYİM" dedi.
MAUSE'un desteğiyle binlerce insana derdini açtı.
Ummadığı bir şey oldu.
İnsanlar çığlığı takip etti. Herkes yardıma koştu. BİR TÜP KAN için destan yazıldı.
TAKVİM'i okuyan ağlıyor, ağlayan hastaneye koşuyordu. İNSANLIK memleketimde yine ayağa kalkmıştı.
Son düşman LÖSEMİYDİ.
Ahali kararlıydı.
Bunu da denize dökecekti. "Yetmişbeş milyonun elini ayağını öpsem kan verir mi?", "Yavrunuzu öpüp okşarken Atakan gelsin aklınıza" diye feryat eden anneyi yalnız bırakmıyordu.
Annenin yüzündeki GAMZE solmasın diye, Atakan'ın gözlerindeki KORKU bir an önce bitsin diye, BİZ yine BİZ olmuştuk...
Birbirimizi hatırlamıştık. Sahip çıkmıştık. İyilik yaşıyordu ve çığlık çığlığa GAMZE'ye doğru koşuyordu...
Minik oğlunun avucunun içine kondurduğu öpücük Türkiye'yi kalpten vurmuştu.
Yıkasa da kokusu gitmeyecek bir ÖPÜCÜK hepimize anne, baba, kardeş, arkadaş en önemlisi insan olduğumuzu hatırlattı.
Varyant'tan inen keder Karşıyaka'da sulara gömülüyordu. Çünkü İzmir'de UMUT yeşermişti.
Üstelik yalnız da değildi İzmir, ANADOLU arkasındaydı...
GAMZE'nin korkusuzca oğlunu saracağı gün hepimizin doğum günüydü artık...
Geri sayım başladı...
Kurtuluş ihtimali 40 binde bir...
Ne kurtuluşlara imza atmışız, bu ne ki; Evladını her gece, ninni yerine "O tünel başladı yine, İnan hiç korkmuyorum. Şimdi yanımda sen varsın; Kokundan biliyorum" sözleriyle uyutan GAMZE'yi kedere terk edecek değildik.
Bir tutam yosun, bir tutam GÜNEŞ yeter umut için...
Az kaldı, dayan GAMZE...
Teşekkürler İzmir, teşekkürler Türkiye...