Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Kongo ve 13 şehit

Eklenme Tarihi 16 Temmuz 2011
Afrika'nın talihsiz ülkesi Kongo, Belçika'nın hediye ettiği bağımsızlıkla 1961 yılında tanıştı.
İlk Başbakan Lumumba bağımsızlığı KENDİ KADERİNİ ÇİZMEK olarak algılayınca şimşekleri üzerine çekti. PANAFRİKANİST ve HALKÇI olan Lumumba, ülkenin kaynaklarını KONGOLULAR için harcayacağını duyurunca hortumun kesileceğini anlayan ünlü elmas devi DeBeers hemen düğmeye bastı.
ABD-Belçika destekli Mobutu kanlı darbeyle Lumumba'yı devirdi.
DeBeers'in güçlü adamı MAURİCE TEMPELSMAN yeni yönetimle masaya oturdu. Yaptığı yeni anlaşmayı PENTAGON'a yolladı.
İşler bir süre böyle sürüp gitti.
Ancak yeni lider de yoldan çıkma işaretleri verince belanın büyüğüne davetiye çıkarmış oldu. Ruanda, Uganda ve Brundi askerleri ABDİngiltere ve Belçika'nın desteğiyle KONGO topraklarına girdi. Yıllarca süren savaşın ve tecavüzlerin tohumları ekildi. 4 milyon insan kan gölünde boğuldu.
KONGO'da günde 38 bin insan ölürken dünya basını olanlara çok fazla ilgi göstermiyordu. Ne de olsa YAMYAMLAR (Hollywood bize böyle öğretti) birbirlerini yiyordu...
Ancak işin özü herkesten saklanıyordu. Çünkü KONGO'da yaşanan barbarlığın ardında teknolojik ihtiyaç yatıyordu.
CEP TELEFONU, DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR ve PLAYSTATİON gibi ürünlerin vazgeçilmez maden cevheri olan KOLTAN'ın (kolumbittantalit) anavatanı bu talihsiz Afrika ülkesiydi. KOLTAN'ın yüzde 80'ini barındıran KONGO, ABD için BASRA kadar önemliydi. 1998'de kilosu 38 dolar olan KOLTAN 2000'de 380 dolara fırlayınca PLAYSTATİON KRİZİNE yol açtı.
Bu yüzden kaderinin çizilmesi gerekiyordu ve öyle de oldu zaten...
Çokuluslu şirketler kaosla kasalarını doldururken binlerce insan nedenini bilmeden birbirlerinin boğazına sarıldı. Oluk oluk kan aktı.
Kazanan yine BATI oldu...
Başkan Carter daha 1980'lerde "ilk hedef Ortadoğu" mesajı verdi. Halliburton'un CEO'su Dick Cheney de "2010'da günlük petrol ihtiyacımız 50 milyon varil daha artacak. Bunu da Ortadoğu'dan başka bir yerde bulma şansımız yok" diyordu. Suudi Arabistan yatırım şirketlerine sıcak bakmıyordu. İran devlet olarak karşıydı. Kuveyt'te parlamento direniyordu. Tek seçenek Irak'a demokrasi götürmekti. 2003'te büyük plan devreye girdi. Ülke işgal edildi.
Petrolün yüzde 60'ının bulunduğu bölgenin kalbinde artık ABD vardı.
Zaten Irak, toplam rezervin yüzde 13'ünü topraklarında barındırıyordu.
Her şey saat gibi işliyordu.
Bölgede herkesle aynı dili konuşacak tek ülke TÜRKİYE yıllardır terörle yatıp terörle kalkıyordu. Evlatlarının gencecik yaşta toprağa düşmesini engelleyemiyordu.
KONGO'daki ŞER EKSENİ açıkça PKK'ya destek verirken ülkede şehit cenazesi kalkmayan cami kalmıyordu... Acıyı tatmayan köy yok gibiydi. Buna rağmen en büyük istekleri olan KARDEŞ KAVGASI sokaklara taşmıyordu.
Halk sağduyuyu elden bırakmıyordu. İşin içinde ÇAPANOĞLU olduğunu hem Türkler hem de Kürtler'in büyük bir kısmı görüyordu.
Türkiye özellikle 2006'dan sonra bu oyunu bozdu. Patlayan bombalara DAHA FAZLA DEMOKRASİ ile cevap verirken hem ekonomisini büyüttü hem saygınlığını artırdı. Bölgenin lideri oldu. PKK'ya destek veren BEYAZ KÜRTLER'İN ezberini bozdu. Özellikle Başbakan Erdoğan'ın seçim öncesi yaptığı "asimilasyon ve inkar politikaları bitti" açıklaması Türkiye'yi bölgeden uzak tutmaya çalışan güçleri iyice şaşırttı.
DOLAPdere Köyü'nden gelen acı haber yüreğimizi yaksa da gelecek Türkiye'nin olacak. 13 şehidimizi toprağa verirken kimlerle mücadele ettiğimizi asla unutmayacağız.
Karşımızda asla sadece bir terör örgütü yok. 1000 yıldır kardeşçe yaşayan insanların arasına "KİM KAN SOKMAK İSTİYOR?" sorusunu aklı başında herkes kendisine sormalı. Kürtler ortak tarihimiz hatırına daha cesur davranıp KARDEŞLİĞİ haykırmalı.
Çünkü bize bizden başka kimse zarar veremez.. Çünkü onların en son duymak isteyeceği şey KARDEŞLİK TÜRKÜSÜ...
NOT: Sir Sidney Reilly...
İngilizlerin efsanevi casusu. James Bond karakteri onun hayatını anlatır.
Türkiye'de de görev yaptı. Kadın, kumar ve içkiye çok düşkündü. En az 6 ülke hesabına çalıştığı söylenir.
Yahudiydi, ancak ilginç bir şekilde SİYONİZME bulaştığına ilişkin bir bilgi bulunamadı. Ama kendisi kadar yetenekli olan gayrimeşru oğlu S.
Reilly, 1960'ların sonunda KÜRTÇÜLÜK hareketini körüklemek için Diyarbakır'da elinden geleni yaptı. Kürtler'in de bunu akıllarının bir köşesine yazması gerekiyor...
NOT: Tempelsman, Bill Clinton'un en yakınındaki isimdi.
Martha's Vineyard'da birlikte tekne tatili yaparlardı...
NOT: Son hain saldırıyla İmralı'daki Öcalan'ın örgüte tamamen hakim olmadığı ortaya çıktı. Aynı şekilde gazetecilerle Kandil'de çay partisi yapan iki numara Karayılan'a rağmen örgütün BAŞKA BİR YERDEN saldırı emri aldığı açıkça görüldü.
NOT: Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İngiltere, Irak petrollerine el koydu. Tahta çıkardığı Kral Faysal Batı'lı şirketlerin oluşturduğu TÜRK PETROL ŞİRKETİ'NE imtiyaz verdi.
Yani Batı bu bölgede ezelden beri Türk olmadan adım atamıyor.
Önümüzdeki yıllarda Ankara'nın izni olmadan parmağını kımıldatamayacak.
Yaşayan görecek...