CANLI YAYIN
Ergün Diler
ERGÜN DİLER

Kılçık zirvesi

Eklenme Tarihi 15 Mart 2012
Önceki akşam Nişantaşı'ndaydık.
TRT'de yayına giren BİR ZAMANLAR OSMANLI KIYAM'ın galasında... Dizi, III.
AHMET
ve PATRONA HALİL isyanını anlatıyordu.
Yapımcılar açıkçası RİSK almışlardı. Yanlış bilinen, daha doğrusu yanlış öğretilen BİR DÖNEMİ anlatmaya soyunmuşlardı. Işıklar sönüp salon karardığında oğlumla birlikte pür dikkat izlemeye koyulduk. İkimiz de KUSUR peşinde koşuyorduk.
Hatta yarışıyorduk... Ama beyaz perdeye yansıyan görüntüler bize malzeme konusunda CÖMERT davranmıyordu. Sıkışmıştık. Tam o sırada padişahın "Ben halkıma zulmedemem. Günaha girmekten korkarım" sözleri KALP ritmimi bozdu. Çok etkilenmiştim. Kimseye haber vermeden FİRAR ettim. ÇANAKKALE'de aldım soluğu...
Nasıl mı?
II. Mahmut'a REDİNGOT giydi diye GAVUR PADİŞAH yakıştırması yapan BOŞNAKLAR, Osmanlı zora düşünce sessiz sedasız örgütlendi.
7 düvel ÇANAKKALE'ye dayanırken, 6 asırlık DEV can çekişirken kimsenin YARINI düşünecek hali yoktu. Tam 30 bin genç el ele yürüyüşe başladı. Günler süren zorlu yolculuktan sonra TOP SESLERİ altında inleyen ANAFARTALAR'a ulaştı. Ne elbiseler ne de ayakkabılar sağlam kalabilmişti. Açlıkla boğuşmak, düşmanla boğuşmaktan daha zordu. Gönüllü gençler bölüklerine dağıtıldı. Her biri GERİ
DÖNÜŞÜN
olmayacağını biliyordu. Ne anne, ne baba, ne eş, ne de çocuklar akıllardaydı artık.
Zaten VATAN olmazsa bunların da bir anlamı yoktu. CANLARINI ortaya koydular. Ne toplar, ne mavzerler korkuttu onları... ŞEHİTLİK ödülünü alabilmek için yarışıyordu hepsi. Türk'le, Kürt'le, Laz'la, Çerkes'le birlikte can veriyorlardı. Kimse çıkılan son yolculukta arkasına bakmıyordu.
Bu ŞANLI yolculukta BOSNA'dan gelen 30 bin BOŞNAĞIN tamamı şehit oldu.
Hiçbiri memleketlerine dönemedi. ÇANAKKALE Müslüman çocukların kanlarıyla sulanırken herkesin tek ideali vardı:
DEVLET YAŞASIN!...
Ama olmadı. Kayıp ve yıkım birlikte geldi.
Yine de Türkiye'yi ve Cumhuriyeti kurabilmiştik.
NEKAHAT DÖNEMİ başlamıştı. 90 yıl sürecekti. Öyle de oldu. Tam 2006'ya kadar DERİN UYKU devam etti.
Yıllar 2007'yi gösterdiğinde çok sancılı bir seçimden sonra PERDE ARKASINDAKİ güçlerin değil DEVLETİN dediği oldu. Cumhurbaşkanı MECLİS'ten çıktı. Artık ok yaydan çıkmıştı.
Türkiye büyüyecekti.
Bunu ilk gören İngiltere Kraliçesi ELIZABETH oldu.
Türkiye'ye geldi. "Yeni Türkiye'yi tanıyoruz" dedi.
Bu mesajı verdikten sonra da YILDIRIM BEYAZIT'ın oğlu ÇELEBİ MEHMET tarafından yaptırılan YEŞİL CAMİİ'ye gitti. Çünkü Çelebi Mehmet ülkedeki FETRET DEVRİNİ, yani kardeş kavgasını bitiren padişahtı. Devleti yeniden kurmuştu. O olmasaydı belki İSTANBUL hala TÜRKLER'in değildi. ÇELEBİ'nin mahareti bir İMPARATORLUĞUN doğmasına neden oldu. Onun yaptırdığı cami bu yüzden çok önemliydi. KRALİÇE hayatında sadece 4 kez camiye gitmişti.
En anlamlısı YEŞİL CAMİİ ziyaretiydi. O da STRATFOR'un patronu FRIEDMAN gibi GELECEK YÜZYILI TÜRKLER'in kuracağını biliyordu.
ORTADOĞU'da işlerinin çok zor olduğunu fark etmişti.
Ancak ne onlar ne de diğerleri BOŞ DURDU...
Dün silahla, yalanla, parayla, dinle yaptıklarını bugün MEDYA ile yapmaya karar verdiler.
Zaten içerisi Friedman'ın parayla tuttuğu TR plakası kaynıyordu.
Eleman sıkıntısı çekmiyorlardı.
Gazeteciler can atıyordu.
Bazıları HİLTON'da ABD Büyükelçisiyle özel-gizli toplantı yapıyor, muhafazakar kesimin önemli bir ismi, yeni NEO-CON'cu arkadaş da kuytu bir balıkçıda Aydın Bey ve DERİN bir PATRONLA KILÇIK ZİRVESİ yapıyordu.
Masada nedense basındaki YENİ İŞBİRLİĞİ ve YENİ STRATEJİ konuşuluyordu.
Zaman zaman sesi GÜR çıkan arkadaş nedense 28 ŞUBAT'ta tanklara yol veren gazetenin patronunu yakalamışken "Eğer dönemin Turizm Bakanı Bahattin Yücel'e yayın yönetmenim şantaj yapmışsa ŞEREFSİZDİR" sözünü hatırlatıp "Hilton'daki gazeteciler için aynı sözü söyler misiniz?" diye sormuyordu.
Ama "ERDOĞAN'dan nasıl kurtuluruz" sorusuna "merak etmeyin, zaten o sınırını aştı" demeyi biliyordu.
Mezar taşları bile bulunmayan şehitlerimizin aziz hatırasına sığınarak soruyorum:
Gazeteciler nasıl olur da bir başka devlete hizmet eder?
Nasıl olur da kendi Başbakanlarından kurtulma planlarına dahil olurlar? ("Örnek çok" dediğinizi duyar gibiyim)
Peki bu adamlarda hiç utanma da mı yok?
Kıblesini şaşıranın utanması mı olur!