Tabii gösterilerin ve ABD büyükelçilik binalarına saldırının altında yatan gerçek bu değil. Ama bir neden gerekli olduğu için FİLM vizyona konuldu. Kimin çektiği nerede çektiği de belli değil. İsmi geçen yönetmeni gören de bilen de yok.
Filmi vizyona koyan AKIL gelecek tepkiyi iyi hesap ettiği için şimdilik istediği sonucu aldı.
Peki olayın arka planında ne vardı? Nasıl bir mücadele yaşanıyordu?
Çok uzun hikaye ama anlatmayı deneyelim...
4 Kasım 1979'a gidelim...
İran'da İSLAM DEVRİMİ olmuş Humeyni gelmişti. Şah dönemi bitmişti. Devrimden kısa bir süre sonra içinde öğrencilerin de olduğu grup Tahran'daki ABD Büyükelçiliği'ni kuşattı.
Grubu, kalabalığa karışan Devrim muhafızları yönetiyordu.
Öfkeli kalabalık duvarları aşıp Büyükelçiliğin içine girdi. Bütün teamüller devre dışı kalmıştı.
ABD toprağı sayılan bina işgal altındaydı. İçeride 52 diplomat vardı. Hepsi rehin alınmıştı.
İranlılar'ın "Casus yuvası" olarak adlandırdıkları bina artık ellerindeydi.
İşgalden sonra ABD yönetimi gereğini yapmak için kolları sıvadı. Ancak işler bir türlü istenildiği gibi gitmiyordu.
Yardıma gönderilen helikopterler düştü. Kurtarma operasyonu için hazırlanan askerler öldü. Bütün dünya ABD'nin sanıldığı kadar da güçlü olmadığı hissine kapıldı.
Eylem tam 444 gün sürdü.
Eylem boyunca ABD'nin GİZLİ bütün yazışmaları yayınlandı. SÜPER GÜÇ rezil olmuştu!
Her rezalette olduğu gibi bunun da bir faturası vardı.
Rehineleri kurtarmaya giden CIA ekibi işini bilerek yapmayıp Başkan Carter'ı zora soktu.
Carter'ı küçük düşürme planının arkasında ünlü Rockefeller ailesi vardı. Esirleri ülkelerine döndüremeyen Carter, tek suçluydu. Milli onurları zedelenmişti.
ABD'yi canevinden vuran eylem, ne gariptir yeni başkan Regan'ın yemin edeceği gün bitiyordu!
Çok sonra Rockefeller'ın yardımcısı Joseph V. Reed, CIA'nın başına geçen William Casey'e o gün kurulan oyunu anlatmıştı! Dünya, bir Amerikan zengininin, ABD Devlet Başkanı'nın ipini çekeceğini o gün öğrenmişti...
Değişim başlayacağı zaman Ortadoğu'da işaret fişeği atılır.
Buraları dünyanın merkezi olarak kabul eden güçler, bilek güreşine hep burada başlar... Şimdi yaşadıklarımızın da birkaç yıllık tarihi var.
Ama en güzel örnek geçtiğimiz yıl yaşandı...
Tarihler 30 Kasım 2011'i gösterirken, geçmişte ABD Büyükelçiliği'ni basan gençler İngiltere sefaretine yürüdü.
Büyükelçilik binasını işgal etmeye kalktı. 6 diplomat rehin alındı.
Çıkan çatışmada yaralananlar oldu. Öfkeli kalabalık İngiliz bayraklarını yakarak uzaklaştı.
Olay yatıştı...
Bu olay hafızalardaki yerini korurken, geçtiğimiz haftalarda İNGİLİZ BANKALARININ İran'a konulan amborgoyu deldiği ortaya çıktı. İran'ın milyarlarca dolarlık para hareketleri İngiliz bankaları tarafından sağlanıyordu. Oysa İngiltere, "nükleer silahlanma" tehlikesi nedeniyle Tahran'a yaptırımı en çok destekleyen ülkeydi!
ABD derin devleti bu ilişkiyi ortaya çıkarınca, perde arkasında kıyamet koptu. Silahlar çekildi.
33. DERECE MASONLUĞUN simgesini logosunda taşıyan bankanın patronları "savaş kararı" aldı!
Artık mücadele açıktan yapılacaktı. Bir tarafta YENİ dünya için çırpınan Obama ve ona destek olan ABD derin devletinin bir kanadı, diğer tarafta daha önce BAŞKANLARI götüren PATRONLAR...
Patronların karargahı Londra olduğu için savaş bir anlamda ABD-İngiltere arasındaydı...
İsrail, Almanya, Fransa ve Çin'in Londra'ya yakın olduğunu da unutmayalım!
Kimin çektiği bile belli olmayan bir kısa film için MÜSLÜMAN dünyasının ayaklanması ilginç! Hiç muhakeme yapmadan ABD Büyükelçisi'nin öldürülmesi daha da ilginç...
Evet ortada iğrenç bir hakaret vardı. İslam'ın bütün kutsallarına saldırı yapılmıştı. Üstelik alçakça bir yayın, durmadan YouTube da dönüyordu.
Tepkiyi hesap edenler Mısır, Tunus, Libya, Ürdün, Yemen gibi birçok Müslüman ülkede halkın ayaklanacağını biliyordu.
İsmi HÜSEYİN olan bir ABD Başkanı görevdeyken, yeni dünya düzeninin kurulması engellenmek istendi.
Müslümanların LEHİNE olacak yeni oluşum, yine MÜSLÜMANLAR kullanılarak rafa kaldırılmak isteniyordu!
Eee çadır bile iki saatte kurulurken, bir anda dünyanın değişeceğini herhalde kimse beklemiyordu... Mücadele ölümcül...
PKK ile Türkiye'yi oyalayan güç, şimdi de sözde RADİKALLERLE 2009'da Mısır'da yaptığı konuşmayla İslam'a elini uzatan Obama'yı yıpratıyordu...
Obama'yı getiren derin Amerika kendi içindeki DERİNLER ve patronlarla çarpışıyor...
Ya devletler ya da BARONLAR kazanacak!
Tarih yazılırken Türkiye yine başrolde olacak...
İki gücün de bölgede Türkiye kadar etkisi yok! Ortadoğu'ya inen herkes karşısında bir TÜRK buluyor... Bizimkilerin hepsi ARAPÇA konuşsa da LONDRA aksanıyla konuşan elemanları şıp diye tanıyor...
Dün yazdığım gibi final ŞAM'da...
Bu olaylar Esad'ı unutturmaz!
Bir bakarsınız herkes gözünü yine oraya çevirir...
Türkler'in ne yapacağı belli olmaz!
İyi izleyin