Sürekli olarak CHP'de -CHP'lerde mi demeli?- olup bitenleri konuşmak sevimsiz bir iş. Ancak, üst üste aklın, mantığın ve sağduyunun tatile çıktığını gösteren gelişmelere şahit olmak mecburiyetinde kalınca, konuşmamak ne mümkün.
Ana muhalefet partisi CHP'nin 2023'deki 38. Olağan Kurultayı'nda delegelerin iradelerinin satın alınmasına yönelik 'olağanüstü' hareketlilikleri tespit eden Mahkeme'nin aldığı mutlak butlan kararının, beğenen ve beğenmeyen herkesi bağladığı, netliğin ilk adımı.
Takip etmeleri gereken hukuki prosedür dışındaki girişimlerin anlamsızlığını, kararı tanımadıklarını söyleyip aslında tanıdıklarına dair refleksler gösterenler de biliyor. Ancak Özel ve ekibi -patron öyle istediği için-, bir şeyler yapıyormuş gibi gözükmeleri gerektiğinin de farkında.
Kendini alel acele grup başkanı seçtirerek genel başkana posta koyabileceğini düşündüğü her yola başvuran Özel'in bir an evvel kurultay talebinin karşılığı yok. Toplam 1.348 delegesi olan CHP'nin 196 İstanbul delegesi tedbirli, 44'ü tutuklu, 21'i AK Parti'ye geçmiş, 5'i müstafi, 14'ü ihraç; kalan ise 1.088...
'Devlet imkanlarını yağmalamak suretiyle sahip olduğunuz paralarla ana muhalefet partisine çökemezsiniz!' şeklindeki yargı kararı varken, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ve beraberindekilerin CHP'yi tekrar ele geçirebilme şansları yok yani.
İmamoğlu'nun tutukluluğu sonrası, Özel'in ülke genelinde düzenlediği 100'den fazla mitinge yönelik ilginin gittikçe azalması, İBB imkanlarının hortumlanması suretiyle oluşturulan ekosistemin doğrudan ya da dolaylı bağımlılar dışında kabul görmediğine işaret.
'Bu ne sevgi!' diyenler de vardır.
Ancak, Özel'in Silivri'deki İmamoğlu'nu 14 ayda 40 kereden fazla ziyaretinin, 'bu ne mecburiyet?' sorusunu sordurduğunu da not edelim.
Muhtemelen bazı marjinal yapıların da desteğini alan Özel'in, hukuki olmadığı gibi teamüle de uygun olmayan davranışları ile tabir caizse 'şımarık bir ergen' portresi çizmeye çalıştığı söylenebilir. Ancak, makul ve mantıklı olan hiçbir şeye rıza göstermeyip, her konuyu sonuna kadar kanırtarak hoş karşılanabilme sınırlarını zorladığı da çok açık.
Paçalarındaki kirler sebebiyle mecbur olanların sonuna kadar Özel'le devam edeceklerini söylemek gereksiz. Ancak, CHP'deki akışta Özel ve dolayısıyla İmamoğlu tarafında saf tutanların, bu tavırlarını ne zamana kadar sürdürecekleri, önemli.
Kılıçdaroğlu'nun Parti Meclisi'nde hakimiyet sağlayıp sağlayamayacağı, CHP'nin geleceğine yönelik değerlendirmeler açısından son derece kritik.
Mahkeme'nin Kılıçdaroğlu'na verdiği genel başkanlık, CHP Parti Meclisi tarafından da kabul edilirse, Özel ve İmamoğlu cenahında yaprak dökümü başlayacak demektir.