Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

Hürmüz Boğazı zaten açıktı!..

Eklenme Tarihi 9 Nisan 2026

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

Son olarak, 'Tahran'la 12 saat içinde anlaşmaya varılmaması halinde bir medeniyetin yok olacağı' şeklindeki açıklamaları ile tehditlerinin dozunu iyice yükselten Trump'ın 'İran'a yönelik bombardıman ve saldırıları iki hafta boyunca askıya aldıklarını' duyurması ile ABD-İran arasındaki müzakerelerde son anda olumlu bir sonuca varıldığını öğrendik.


Pakistan arabuluculuğunda yürütülen Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır'ın da katkıda bulundukları müzakerelerde, 'ABD ile İran'ın anlaşmazlık noktalarında mutabık kaldıkları ve anlaşmanın detaylarının iki haftalık ateşkes süresince tamamlanacağı' şeklindeki açıklama, ümit verici.
Böylelikle, zaten kırılgan olan ekonomik dengeleri akaryakıt fiyatlarının yükselişi sebebiyle sarsılmaya başlayanlar başta olmak üzere birçok ülke derin birer nefes aldı.


ABD Başkanı'nın tam da son anda 'İran ile iki haftalık ateşkes konusunda uzlaşıldığı ve Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla saldırıların askıya alındığını' söylemesi, tabii ki sevindirici. Ancak, netice olarak dönüp dolaşıp aynı yere geldiğimizi göstermesi bakımından, düşündürücü de.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattıkları saldırılar öncesi Hürmüz Boğazı'nın zaten açık olduğu malum. Bunu hatırlayınca da insanların akıllarına, '40 gündür bütün bu nanelerin neden yenildiği' sorusunun gelmesi, kaçınılmaz.


İlk günden beri uğradığı zararları sürekli gizlemeye çalışan İsrail'in hasar durumunun konuyla çok ilgisi yok. Ancak ABD ve İsrail'in haksız ve adaletsiz bir şekilde başlattıkları savaşla, İran'ı ve onun yanında Körfezdeki diğer halkı Müslüman ülkeleri zayıflatmayı hedefleyip hedeflemedikleri, ciddiyetle değerlendirilmesi gereken bir husus.


ABD ve İsrail saldırıları ile büyük çapta hasara uğrayan İran'da ve bu ülkenin misillemeleriyle Körfez ülkelerinde meydana gelen hasarların maddi boyutunun 500-600 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.
Başta Türkiye üzerinde NATO tarafından etkisiz hale getirildiği söylenenler olmak üzere, Körfez ülkelerindeki ekonomik açıda önemli sivil hedeflere atılan ve İran'ın sahiplenmediği füzeler hatırlandığında, bu soru daha da önem kazanıyor.
Bu arada, savaşın ilk günlerinde Suudi Arabistan ve Katar'da, tam da ekonomik hedeflere saldırı girişiminde bulunacakları sırada yakalanan Mossad ajanları da unutulmamalı.


BM ve benzeri kuruluşların kendilerine bile hayırlarının olmadığını zaten biliyorduk. Son 40 gündür yaşadıklarımızla, afra tafrasından geçilmeyen ABD'nin ve İsrail'in de 'yenilmez olmadıklarının' bir kez daha farkına vardık.
Dünyanın süper gücü olarak bilinen ABD'nin, paçaları pislik dolu yöneticileri sebebiyle İsrail'in emrine girerek, adeta 'farenin emrindeki fil' haline gelmesi, ürkütücü.


Bütün yaşananlardan sonra Müslüman ülkelerin gerekli dersleri çıkarıp çıkarmayacakları, asıl meselemiz...

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN