Bugünkü
Takvim
  • 15 Kasım 2020, Pazar

Birlikten doğan kuvvet…

İşgal altındaki Azerbaycan toprakları ile ilgili gelişmeler, birlikten kuvvet doğar sözünün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gösterdi.

Bir Millet İki Devlet anlayışının lafta bırakmayacak şekilde hemen her sahada sürdürülen işbirliği ile, Azerbaycan'a gerek askeri alanda ve gerekse diplomaside destek veren Türkiye'nin arzu edilen neticenin alınmasındaki payı oldukça büyük.

Detaylar bir tarafa, 30 yıla yakındır işgal altında bulunan Dağlık Karabağ havalisindeki toprakların azat edilmesi, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kuvvetli işbirliği ile mümkün olabildi.

Neticeyi 'bardağın boş tarafını görmek' suretiyle yorumlayanlar arasında, yapılanı yeter görmeyenler olduğu kadar itibarsızlaştırmaya çalışanlar da var. Bunlara bölgenin eski durumu ve Karabağ'ın statüsünü bilerek değerlendirme yapmaları gerektiğini hatırlatmak gerek..

Nerdeyse 30 yıla yakındır çözülmek istenmeyen bir meselenin çözüldüğünü, Azerbaycan'ın değişik yerlerinde hayatlarını sürdüren bir milyona yakın 'kaçkın'ın topraklarına döneceğini ve Türkiye Azerbaycan arasında doğrudan yol açılacağını vurgulamak gerek.

Türkiye'yi Nahçıvan üzerinden Azerbaycan'a bağlayacak yolun, aynı zamanda yıllardan beri doğrudan karayolu bağlantımız olmayan Türkî cumhuriyetlerle ulaşım imkanı sağlayacağını da vurgulayalım.

Azerbaycan halkı ve silahlı kuvvetlerinin yanında bölgedeki diğer Türkî cumhuriyetlerin kazandığı özgüven de altı çizilmesi gereken hususlardan. Sovyetlerin çöküşü ile herhalde sonrasında problem çıkarmak üzere oluşturulan statüko altında ezilmeye çalışılan coğrafyada, birlikte hareket edilirse bazı neticeler alınabileceği ümidi doğması, önemli.

SURDA AÇILAN GEDİK…
Kuruluşları sırasında Azerbaycan ve Ermenistan sınırları içinde oluşturulan 'özerk' küçük bölgelerin, bu ülkelerin çatışmalarına ve gerektiğinde Rusya'nın müdahalesine zemin hazırlamak üzere düşünüldüğü söylenebilir.

Ermenistan'ın saldırılarıyla başlayan süreçte Azerbaycan'ın gösterdiği başarı sonrası gelinen aşamanın, anlaşmalarda taraf olsa da Rusya'yı çok memnun etmediği de düşünülmesi gereken bir husus. Kuruluşları sırasında oluşturulan ve iki ülke üzerinde vesayeti sürdürmekte işe yarayan statükoda açılan ciddi gedikler söz konusu.

Azerbaycan'ın zafer kazanması kadar Türkiye'nin bunda oynadığı büyük rol sebebiyle canları sıkılanlara diyecek bir şey yok. Ama alınan neticeyi yetersiz görmeye mütemayil olanların ise en azından surda açılan büyük gedik üzerine kafa yormalarında fayda var…

Aralarında pek benzerlik olmasa da, vaktiyle Katar'ı hedef alan girişimlerin engellenmesi ile ilgili de benzer şeyler söylemek mümkün. Türkiye Katar'a yönelik hesapları boşa çıkarmasaydı neler olabileceğini, düşünmek bile zor.

Yaşananlar hatırlandığında, Libya ile ilgili gelişmeler de belki aynı şekilde değerlendirilebilir.

Fildişi kulelerinde oturup başarıları görmezden gelen ya da itibarsızlaştırmaya çalışanlar neye hizmet ettiklerini herhalde biliyorlardır. Onlara başarıları gölgeleme ya da inkar üzerinden yapılan siyasetin fayda getirmeyeceğini anlatmak da galiba bizlere düşüyor…

Cumhurbaşkanımızın dediği gibi: "Bugün artık milletimize ve tüm dostlarımıza güven veren, umut veren, heyecan veren bir Türkiye var."

AHMET KEKEÇ…
Yazıyı yazarken Ahmet Kekeç'in vefat haberini aldım… 40 yıla yakın tanışıklığımız ve dava kardeşliğimiz olan Ahmet Kekeç'e ve Perşembe akşamı kaybettiğimiz Ferhat Koç'a Cenab-ı Hakk'tan rahmet, ailelerine sabırlar niyaz ediyorum… Mekanları Cennet olsun inşallah…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya