Bugünkü
Takvim
  • 18 Kasım 2020, Çarşamba

Ava giden avlanır…

Yukarıdan, çok yukarıdan bakış ve muhatabı itici bir şekilde kendinden eminlik… Dünyanın neresinde olursa olsun herkese böyle davranabilecekleri ve hatta hesap bile sorabileceklerini ima eden hali de cabası.
Konumuz, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'le yaptığı röportajı yüzüne gözüne bulaştıran BBC muhabiri… İşgal altındaki topraklarını kurtaran bir ülkenin lideri ile konuştuğunu unutup, dünyaca merak edilenler yerine sipariş sorularla işe başlayınca fena çuvalladı.
BBC muhabiri, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşme imkanı bulabilmiş olduğu için şanslıydı. Ancak, mevzuya maksadının değişik olduğunu gösterecek şekilde, "Azerbaycan'da özgür medya yok, baskı uyguluyorsunuz" şeklinde girince, İlham Aliyev'den unutamayacağı bir ders aldı.
Tecrübeli bir lider olan İlham Aliyev oyunu tersine çevirince, avcılık yapmaya niyetlenen BBC muhabiri adeta av haline geldi.
Böylelikle, herhalde "camdan evde oturanlar başkalarına taş atmamalı" sözünü bilmeyen BBC muhabirinin artık öğrendiğini düşünebiliriz.
Ben diyeyim bir, siz deyin yaklaşık iki asırdır dünyanın başına tebelleş olan bir zihniyet bu. Menfaatlerine uygun her şeyi makul ve mantıklı, menfaatlerine aykırı olanları yanlış olarak değerlendiriyor ve herkesin bunu böyle kabul etmesi gerektiğine inanıyorlar.
Demokrasi, insan hakları ve özellikle de 'ifade ve basın özgürlüğü', bu hususta çok sık kullandıkları kavramlar.
Hemen her konuda kendilerine has anlayışa sahip oldukları için, evrensel kavramları yorumlamaları da farklı. Mesela ifade ve basın özgürlüğü derken, aslında medyanın tümüyle özgürlüğünden değil, her coğrafyada kendi menfaatlerini savunanların özgürlüğünden bahsediyorlar.
Gözlerine kestirdikleri ülkelerde ifade ve basın özgürlüğü sınırlarının çok geniş tutulup, ihanet sayılabilecek fiilleri bile kapsaması gerektiğini savunmaları, ayırıcı vasıfları. İçlerindeki hainleri yok ederlerken, başka ülkelerin hainlerini çok seviyorlar nedense.
Ne için özgürlük?..
Türkiye'yi pek sevmiyor oluşlarının asıl sebebi, ifade ve basın özgürlüğü sınırlarının ihaneti kapsayacak kadar geniş tutulmaması ile ilgili, malum. BBC muhabirinin tavrı gösteriyor ki, Azerbaycan'a bakışları da aynı… 'Özgür medya ve baskı' sözleri üzerine Julian Assange olayını hatırlatan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, kitabın ortasından konuşmuş… Julian Assange olayı, ağızlarını her açtıklarında özgürlük diyenlerin ifade ve basın özgürlüğünden ne anladıklarına örnek. Olayların dünyanın gözleri önünde gerçekleşmesi Assange açısından şanstı herhalde. Aksi durumda, başına çok daha başka şeyler gelebilirdi çünkü… BBC muhabirinin Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'le görüşmesini izlerken, Gezi olayları sırasında CNN'den Christiane Amanpour'un, o zaman Başbakan danışmanı olan İbrahim Kalın'la görüşmesini hatırlayanlar olmuştur. Neredeyse aynı üstten bakışlı tavırlarla başlayan görüşmede dengesi bozulan Amanpour, görüşmeyi çarçabuk bitirmek zorunda kalmıştı… Bizde ve bazı ülkelerde özgürlük olmadığını savunan dışardakiler ne ise... Sıkıntı, içeriden birilerinin de dış mihrakların iddialarını tekrarlaması. Bizdeki muhalefet mesela: Hepsi de ifade özgürlüğü olmadığından şikayetçi.
Dışarıdakiler ve içimizdeki uzantılarının örnekleri de Osman Kavala, Deniz Yücel, Enis Berberoğlu ve birkaç başka isim… Bunlar da olmasa, özgürlük şikayeti kalmayacak sanki.
Özet: Dışarıdakiler menfaat hesabı yaparken, uzantıları da onların gözüne girmeye çabalıyor… Bize ise farkında olmak ve gerekenleri yapmak düşüyor…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya